Son zamanlarda yazılı ve görsel medyada ülkemizin yabancı dil ile olan imtihanı üzerine yazılan doğru veya yanlış pek çok habere şahit olmaktayız. Yabancı dil denince ilk akla gelen İngilizce olduğu için hiç şüphesiz bu dil ile ilgili yetkinliğimizin ne durumda olduğunu herkes merak eder durumda. Yabancı diller içinde en çok öğretilen dil neden İngilizce sorusunu artık aşmış olmamız gerekiyor. Bu yüzden ülkemizde ilköğretimden üniversite öğretiminin sonuna kadar her öğrencinin öğrenmek zorunda kaldığı dillerin başında İngilizce hala yerini koruyor. Her ortamda bu dildeki performansımızın araştırılması ve merak konusu olması da normal olsa gerek. Bu alanda yapılan birçok uluslararası değerlendirmelerde yerimiz maalesef pek de iç açıcı değil. En son gelen haber de bu durumu doğrular nitelikte.
Amacı dil öğrenimi ve kültürlerarası deneyim yoluyla bireylerin dünyaya açılmasını sağladığını iddia eden uluslararası eğitim kuruluşu Education First, 2025 yılında 123 ülkede İngilizce Yeterlik Endeksi üzerine bir çalışma yapmış. Yapmış olduğu değerlendirmeye göre ülkemizin İngilizce Yeterlilik Endeksindeki yeri 123 ülke arasında 71 olmuş. Bu sıralamaya göre yerimiz Avrupa’da sondan ikinci olarak çıkmış. Bir önceki yıl ise sıralamamız 65.lik imiş. Bu araştırmada Avrupa ülkeleri ise genellikle ilk sırayı almakta olup ilk sıraları Hollanda ve Norveç’in aldığı, Hırvatistan ve Almanya’nın İngilizce yeterlik bakımından ilerleme kaydettiği ifade edilmiştir.
Öyle ya da böyle dil öğrenememe konusundaki halimiz bu. Bunu söylemek için böyle bir çalışmaya da gerek yok. Ama araştırma sonucunda elde edilen veriler toplum nezdinde daha kabul görmesi nedeniyle bu çalışmanın sonucunun herkes tarafından iyi değerlendirilmesi gerekir. Biz de değerlendirdiğimizde durumumuzun daha iyi yerlerde olması gerektiği gibi bir beklentiye giriyoruz. Bunun nedeni hızla gelişen teknolojinin sağladığı imkanlar, son zamanlarda ortaya çıkan yapay zekâ uygulamalarının dil öğrenmeye olumlu katkıları sağladığı yönündeki olumlu düşüncelere sahip olmamızdır. Hiç şüphesiz bu konuların ayrıntılı bir şekilde ele alınmasında fayda var. Onca sosyal medya kullanımı, yapay zekâ uygulamaları, çevirim içi uygulamaların hiç mi etkisi olmamış? Yoksa biraz daha zamana mı ihtiyacımız var? Öyleyse, bu gelişmelerin etkilerini görmek için biraz daha beklememiz gerekecek. O zaman bekleyelim de görelim.
Bir yabancı dile hâkim olabilmenin şartı dört temel beceride de iyi olabilmek desek de daha çok konuşma becerisinin öne çıktığını söylemeye gerek yok. Bu araştırmaya göre okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerisi olarak kabul edilen dil becerilerinden okuduğunu anlamada güçlü olduğumuz vurgulanırken konuşma becerisinde zayıf olduğumuz ortaya çıkmıştır. Ülke coğrafyası bakımından en başarılı bölgeler sırasıyla Marmara, Ege, İç Anadolu ve diğer bölgeler gelmektedir. İzmir, Antalya, Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerdeki İngilizce bilen yetişkinlerin daha iyi durumda olduğu ortaya çıkmıştır. Başarı dediysek her yönüyle bir dil yeterliliğinden bahsetmiyoruz. Sonuçlar İngilizce yeterliğinin üst düzeyde olduğunu göstermiyor. En başarılı bölge ve şehirlerdeki yeterlik oranının bile orta seviyenin altında olduğunu, Avrupa ülkelerinin gerisinde kaldığımızı göstermektedir. Konuşma ve yazma becerileri gibi alanlarda yetersiz olduğumuzu söylemeye bile gerek yok.
Araştırmaya katılan ülke ve katılımcı sayısının fazla olması, araştırma verilerinin istatistiki olarak analiz edilmesi, araştırmayı yapan kurumun her yıl yaptığı sınavlarla ülkelerin yeterlilik düzeylerini takip etmesi, değerlendirmenin CEFR(Ortak Avrupa Dil Referans Çerçevesi) esas alarak yapılması açısından bu araştırmayı kayda değer bir çalışma kılmaktadır. Bazı kişi veya yetkililer bu sınavın ölçme ve değerlendirme süreçlerinin geçerlik ve güvenirlik boyutlarını tartışmak isteyebilir. Ne dersek diyelim bu bir sonuç. Öte yandan, yetişkinler üzerinde yapılması açısından bakıldığında ise dil öğrenme ve öğretme süreçlerinin ne kadar etkili olduğunu göstermesi açısından bize bir ışık tutabilir. Kısaca yapılan bu araştırma aslında bize durumumuzu anlatan, oturup şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gereken bir tablo çiziyor.
Neden bu durumda olduğumuzu herkes sorguluyor. Yıllardır sorunu ya öğretmende ya materyalde ya da yöntemde aradık. Bu soruna çözüm aramayı bir türlü bırakmadık. Bu sorunu herkes eleştirdiği gibi en yetkililerimiz de eleştirmekte ve çözüm bulmanın çabası içinde olduklarını görmekteyiz.Nitekim Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yapılan bir toplantıda İngilizce öğretmenlerine durumu şu şekilde özetlemiştir: “Problem ne öğretmenimizde ne materyalimizde ne de ayırdığımız zamanda. Bizim çocuklara ne öğreteceğimizle ilgili bir sorunumuz var. Öğrettiğimiz şey şu; yıllarca bir sürü sınava girdik. Ortalama bir İngiliz vatandaşının bilmediği gramatik kuralları, çocuklara test sınavında sorduk. Bu şekilde dil öğrettiğimizi varsaydık.” Yapılan tespit konusunda sayın bakanla herkesin aynı fikirde olduğunu düşünüyorum.
Elbette yabancı dil öğretiminde yıllardır yaşadığımız ve sahip olduğumuz bu düşünce ve eğitim yapısının değişmesi ve güncellenmesi gerekiyor. Konuşmanın devamında bakan olarak bütün bunların farkında olduğunu şu sözleriyle ifade etmiştir: “Bu mantığı değiştirmemiz lazım. Ölçme değerlendirmeyle ilgili bir sorunumuz var. ... Ölçme değerlendirmeyle ilgili hatamız var. Biz çocuklarımıza yaptığımız test sınavında o kadar detay ve gündelik hayattan uzak bir ölçme değerlendirme sistemi uyguluyoruz ki çocuklarımız İngilizceden ya da herhangi bir yabancı dili öğrenmekten imtina ediyorlar, korkuyorlar.”
Fazla söze ne hacet? Durum gayet güzel özetlenmiş. Bundan sonra yapılacakların bu tespitler doğrultusunda olması beklentimiz. Yapılan açıklamalarda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde İngilizce öğretiminin yeni gelişmeler ve ihtiyaçları dikkate alınarak gözden geçirildiği ve yeni bir program hazırlandığı belirtilmektedir. Yapılan açıklamalarda ifade edildiği gibi bu çalışmaların başarısını en kısa zamanda görmek en büyük temennimiz. Bir daha bütünlemeye kalmadan bu sınavı geçmek ise hepimizin ortak arzusu.
İsmail ÇAKIR