eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Melek KARADENİZ

Tarih Öğretmeni. İdarecilik yapıyor. Stk faaliyetlerine destek veriyor. Muhtelif gazete ve dergilerde yazı çalışmalarına devam ediyor.

    Onlar Ben Deyim On Kişi, Siz Deyin Yirmi, Dört de Fazladan Olsun!

    Onlar; ben diyeyim on kişi, siz deyin yirmi, dört de fazladan olsun. 

    Abdülkadir Geylani Hz. Türbe Fotoğrafı

    Ben diyeyim; Süheyla, Ayşe, Hatice, Ebru, Pakize, Zeynep, Ebru… Siz deyin; Selma, Saffet, Canan, canana giden… 

    Ben diyeyim, Mardin’den, Eskişehir’den, Diyarbakır’dan, Bursa’dan, İstanbul’dan… Siz deyin Almanya’dan, Çeçenistan’dan, Ankara’dan, Frankfurt’tan…  

    Onlar, güzel insanlara âşık, Seyyid Muhammed Mardini hoca ile Bağdat’ta, erenlerin kokusunda sarhoş,  birkaç maşuktu… 

    Ashab-ı Kehf değillerdi lakin Ashabı Kehf’in hatta kıtmirin bile hayranıydılar. 

    Ben diyeyim ‘’Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar’’ atasözlerinin peşinden gittiler, siz deyin Necef’te, Kerbela’da, Kufe’de 1500 yıl öncesinin havasını içtiler. 

    Bağdat bir zamanlar yar gibi nazlı, yar gibi al yanaklı imiş… lakin şimdi yaslı analar gibi çökük gözlü, sarımtırak yüzlü. Direğin altında soğuktan büzüşmüş çocuk gibi fakir, fakat zenginlikleri çalınmasına rağmen, bir zamanların zengin, vakur duruşu üzerlerinde. 

    Onlar, ben diyeyim Abdülkadir Geylani Hazretlerinin aşkıyla yollardaydılar, siz deyin Ahmet Er Rufai Hazretlerinin, İmam-ı Azamın… 

    Onları Bişri Hafi bekliyordu diyeyim, ya da Behlül Dana veya İmam Şibli, veya Ahmet Bin Hanbel, İmam Gazali, Şehabeddin Sühreverdi. 

    Siz deyin Hz. Ali’nin şehit edildiği mescitte en çok yürekleri yandı, ben diyeyim Hz. Hüseyin’in… 

    Yana yana, ağlaya ağlaya bazen de güle güle yürüdüler Irak sokaklarında. 

    Otobüsün üzerinde giderken derin çukurların sallantısından sanki 1500 yıl önce devenin üzerinde gidiyor gibiydiler, Dale al bedruları söyleyerek… 

    Geceler karanlık, yollar ıssız, Basra uzaktı. Yüreklerinde endişe, gönüllerinde korku, hüzün ıraktı. 

    Osmanlı izleri, Türk izleri vardı her köşede… Abdülkadir Geylani Hz. Türbesinin içerisinde Kanuni Sultan Süleyman’ın hediye gönderdiği, pahalı taşlarla işli bir sultan tacı vardı. Dünyalık sultandan, gerçek sultana gönderilmişti.’’ Sultan Abdülkadir Geylani Hz yakışır’ ’demişti Kanuni Sultan Süleyman Han. 

    Avlusunda Osmanlı minaresi, yapım kitabesi, Osmanlı hattı ayetler ve bir de anlı şanlı gururu kabartan Osmanlı arması ile Türk Hilali vardı. 

    ‘’Türkiye’’ kelimesini duyan Iraklıların ellerini başlarının üzerine götürüp, yüzlerinde gülümseme ile başımın üzerinde yeriniz var deyişleri vardı. 

    Tavuğu olanın tavuğunu kestiği, ineği olanın ineğini kestiği, havai fişekler, defler ve sancaklarla Türklerin karşılandığı ikramların gelip gittiği akşamlar vardı. 

    Osmanlı torunlarını karşılayan Irak Alimler Birliği Başkanı, Seyyid Şeyh Hamed Er Rıfai vardı, Osmanlı devletinin büyüklüğünü, asaletini dedelerinin hatıralarından aktaran. Seyyid Muhammed Mardini hocamın tercümanlığı, ev sahiplerinin âlicenaplığı, hayranlıklar, hayranlıklar… 

    Gülen gözlü, gülen yüzlü Abdülkadir Geylani Hz. torunları vardı. Mustafa hoca ve sevimli meczuplar… Yok, yoktu ki bu seyahatte. Var vardı… 

    Abdülkadir Geylani Hz. türbedarı vardı, imamı vardı, müezzini vardı… Sesleri lahuta karışan sesler vardı… Okunan ezan-ı Muhammedîler vardı, Kuranı kerimler, ilahiler vardı. Tek tek semaya kalkan eller, aminlere karışan aminler vardı. En çok da yanık yürekler, hasret âşıklar vardı. 

    Ahmet er Rufai Hz. türbesinde hizmet eden türbedarlar vardı… Divane diye birbirlerine seslenen… Yağmurun altında ıslanıp soğukta uyuyan. 

    Marufu Kerhi Hz. Türbesini de yaptıran Osmanlı Devletinin II.Abdülhamid’in tuğrası, yapım kitabesi vardı karanlıkta parıldayan. Onlar, şanlı Osmanlı dedelerinin kanını taşıyan onurlu torunlarıydı. Ve bir o kadar mütevazı bir o kadar efendiydiler. Ben diyeyim Abubakardı, Abdurahmandı, Serhattı, Mahmuddu… Siz deyin Muhammed’di, Mehmetti, Ömerdi, Aliydi, Halit’ti. Çöl kumları arabaları, sokakları, binaları kuma bularken onların yüzlerini de öpüp geçti usulca. Binaların dışında savaşın çirkin yüzünün imzası mermi izlerinin kevgire çevirdiği duvarlar. 

    Ya yanan canlar, ya ağlayan analar. 

    Bağdat ağlayan diyardı. 

    Ağlayan anaların diyarı. 

    Ya Hz. Ali, Ya hz. Hüseyin, Ya Kerbela. Altın kubbelerin altında gurbette gariptiler. Meydanda boğazlara yumru takılmıştı, yutkunulamıyordu. Şialar matem şiirleri okuyor, mersiyeler söylüyor, gözyaşlarını saklamak için erkekler başlarını eğiyordu. 

    Kerbela’da susuz bırakılan Peygamber torunlarının diyarında, misafirler susuz kalmasın diye su akan çeşmeler vardı… 

    Irak; âşıklar şehri, yanıklar şehriydi. Hamdım, piştim, yandım diyen Mevlana, Kerbelayı koklasa, nasıl bir ahlardı ciğerinden. Irak; dumanı tütmeyen, ciğerden ahlayanların yurduydu. 

    Irak, havasında ruhaniyet hissedilen, hissiyatın kuşattığı güzel insanlar yurduydu. 

    Erenlerden himmetini alan ben diyeyim on kişi, siz deyin yirmi, dört de fazladan, elveda ile yola revan oldular, mami mami diye koşturan fakir çocukların arasından… 

    Ben diyeyim iki avuç insan hasretler ile Irak’a ırak kaldıklarına ağlıyor, siz deyin aşk kalpte dövme yaptırmış acıttıkça acıtıyor. Artık onların alınlarında himmet nuru, gönüllerinde hasret yangını… 

    Irak; yeni âşıklarını bekliyor. Yakacağı yeni aşıklarını… 

      5-12 Ocak 2023 Irak’a giden iki avuç insan ve Mardinli hocaları hatırasına… 

    Melek KARADENİZ 

                                                                                                                                                                      

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Seyyid Muhammed Mardini dedi ki:

      Elhamdulillah Rabbim tekrarini nasip etsin..yüreğinize sağlık melek hocam

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum Mardini hocam. Selamlar, saygılar.

    2. Süheyla bütün dedi ki:

      Ağzıniza yüreğinize gönlünüze sağlık, kaleminiz bereketli daim olsun hocam ,Bize bir ömür boyu ne güzel bir anı hatıra bıraktınız ALLAH RAZİ OLSUN

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum Süheyla hanım, sevgiler, saygılar diliyorum.

    3. Sümeyya Sarı dedi ki:

      Duygu dolu sözler, adeta bağdat sokaklarına götürdü okurken satırları. Kaleminize yüreğize sağlık. Garip diyarların, varlıkta gurbetlik yaşayanların, susuzluktan bitap olmuş yüreklerine bir damla su mahiyetinde yazılmış adeta bu sözler… Teşekkür ederiz efendim. Yeni yazılarınızı merakla ve sabırsızlıkla bekliyor olacağız.

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum sevgili okurum.

    4. Selma KARNAS dedi ki:

      Hasret kalmış susuz kalmış yüreklere su
      Maneviyattan habersiz gönüllere aşk merak veren harika yazı!!!
      Kaleminize sağlık…

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum sevgili okurum.

    5. Münevver AVŞİN dedi ki:

      Elinize sağlık hocam ☺️ çok güzel olmuş

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum Münevver hanımcım.☺️

    6. Asiye ateş dedi ki:

      Yine melek gibi bir yazı eline emeğine yüreğine sağlık melek hocam❤❤❤

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum sevgili arkadaşım.☺️

    7. Menekşe Bayazıt dedi ki:

      Vayyy Melek kardeş ne güzel yazmışsın…

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum kardeşim.☺️

    8. Arife dedi ki:

      Taaa asırlar öncesine götürdün Melek hocam yüreğinize sağlık

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum Arife hanımcım.