eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Hafif Yağmurlu
34°C
Ankara
34°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Az Bulutlu
26°C
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Az Bulutlu
29°C
Pazartesi Az Bulutlu
30°C

Melek KARADENİZ

Tarih Öğretmeni. İdarecilik yapıyor. Stk faaliyetlerine destek veriyor. Muhtelif gazete ve dergilerde yazı çalışmalarına devam ediyor.

    Herkes Kabı Kadar Alıyor Sanki!

    Hira Mağarası 15/02/2024

    Umre Hatıraları 3

    İlk gidişim, acemiliğim ve tüm acemiliğimle acemilere verilen ikramları yudum yudum içtiğim ziyaret.

    Sene 2015 Şubat ayı… Zemheri soğuk değildi hava, lakin ruhum ayazda buz tutmuştu… Ruhumun her hücresine baştan sona format atıldığı ilk umrem, ilk gidişim, ruhumun geri dönmeyişi tüm gidenler gibi veya tüm sevdaya tutulanlar gibi.

    İnsana ne oluyorsa Mekke-i Mükerreme’ye gidince oluyor. Yola çıkacak her gönlü güzel arkadaşıma bu sözü söylüyorum. Size ne olacaksa orada olacak? Ruhunuza bir format alacaksınız. Dönüşte gidişteki sen olmayacaksın, dönüşte gidişteki kalbe sahip de olmayacaksın… Dönüşte sendeki sen, sendeki sen de olmayacak…

    Ve sonra bir hasret başlayacak, uzak diyarlara doğru… Tüm âşık gönüller gibi. Kutsal diyarlarda yağan aşk yağmurunda ne kadar ıslandıysa yüreğin, dönüşte o kadar üşüyeceksin.

    Mekke-i Muazzama’da havada uçuşan ilâhi hücreler ne kadar değdiyse bedenine, dönüşte o kadar hissedeceksin.

    Medine-i Münevvere’de yar-ı bâkinin huzurunda edeple ne kadar durduysan artık, dönüşte o derece nasiplendirileceksin. Muhyiddin Arabi hazretleri, Hızır Aleyhisselam ile iki saat görüşmüş.

    • Ne öğrendin? Demişler.
    • Edebi öğrendim cevabını vermiş.

    Yıllar önce anlamamıştım bu sözü, edebin öğrenilecek ne çok şeyi olduğunu?

    Oysa zamanla anlıyorum ki maneviyatı artan kişinin edebi de artıyormuş. İçten gelen bir yönlendiriliş ile elini, dilini, belini, ruhunu, beynini, kalbini topluyor edep hizasına çekiyormuş.

    Dedik ya nasibi ölçüsünde.

    Nasibi belirleyen çizgi nedir diye sorarsanız, inanın bilmiyorum. Lakin bazı insanların kutsal topraklarda kablarını doldurduklarını, bazılarının boş gidip boş döndüklerini söylüyorlar. Tahminimce kişinin kalbinin saflığı ve edebi ölçüsünde veriliyor her şey. En ince terazi ile tartılıyor kalbin safiyeti ve safi ruhlara sağanak sağanak yağmağa başlıyor tüm ikramlar… Rabbim onlardan eylesin.

    Hira mağarasında gözlemlediğim olay da bu cinsten diye düşünüyorum. Bir buçuk saatlik yorucu bir gece tırmanışının sonunda, sözde gençliğime rağmen soluk soluğa kalıyorum. Yetmiş, seksen yaşında ninelerin dedelerin nasıl bir aşkla bu dağı tırmandıklarına hayret ediyorum. Aşk olmazsa çıkılacak gibi değil zira.

    Hira mağarası, bağrında En Sevgiliyi barındırmış mübarek dağ… Cebel-i Nur… Nur ender nur… Bu kayaların nelere şahitlik ettiğini gönül kulağı açılsa da dinlesek veya dinleyenleri dinlesek…

    Ortamın maneviyatını yudumlamak ve ortamda ilahi rahmanla sarhoş olmak yerine, çevreyi inceliyorum… İnsanlar neler yapıyor, nasıl davranıyor… Oysa sevgili okuyucularım sırlardan biri şu olabilir; Burada kendi özüne döndükçe, kendine döndükçe, kendinle oldukça Hakk ile oluyorsun. Boynunu büküp, edeple huzurunda durup, dünyada huzura durulacak en son sınırda olduğunun yani Mekke-i Mükerreme’de olduğunun bilinciyle, kimseyle uğraşmadan, kimseyle cedelleşmeden ‘’Boynu bükük garip, yetim kulun geldi’’ nazıyla beklemek.

    Tabi biz bu inceliklerden yoksun, insanlarla meşgul iken bir bayan giriyor mağaranın içerisine. Şöyle bir bakıyor:

    -Aaa burada hiçbir şey yokmuş. O kadar yolu boşuna yürüdük, dağa tırmandık diyor. Yorulduğumuza değmedi. Ve geri dönüyor otuz saniye geçmeden…

    Onun geri dönüşüne takılan gözlerimi sol tarafımda bir köşede gecenin karanlığında sırtını Hira dağına yaslamış, gözlerini kapatmış başka bir bayana çeviriyorum.( Bu arada şunu da belirteyim gece yarısındayız lakin zifiri karanlık değil alaca karanlık aydınlığı var. Nasıl olduğunu anlayamadığım…)

    Gözleri kapalı, kimseyi görmeden ve de kimseyi umursamadan sadece kendiyle ve Rabbiyle baş başa… Âşıkla maşukun kavuştuğu bu kutsal diyarlarda mest bir halde, kendi sarhoşluğuyla terennüm ediyor:

    • Ohhh missss… Allah’ım bu nasıl güzel bir koku…

    Oysa Araplar Hira mağarasına önem vermezler. Kabe-i Muazzama’ya koku sürerler, Hacerü’l Esved-e koku sürerler fakat onun dışında kalan diğer mescitlere, dağlara, kabristanlara koku sürmezler. Koku ustaları derler ki: ‘’ Ziyaretlerinizde bu güzel bayan gibi sizin de burnunuz misk amber kokuları alıyorsa iyi bilin ki maneviyat bahçesinde güller arasındasınızdır.’’

    İki bayanı gözlemleyen araştırmacı Melek ile birlikte üç bayan aynı ortamı paylaştık. Biri bakıp göremeden döndü ve de yaşayamadan… Biri oturdu maneviyat bağında sarhoş dolaştı… Diğeri olayları gözlemekle kaldı… Ne kadar anladı ve akıllandı bilemem lakin bu yaşadığı olay ona, herkesin kabına göre aldığını öğretti. Maneviyat kabını geniş tutanlar rahmet lokmalarıyla ruhlarını doyururlar.

    Bu hatıramın, umreye veya Hacca gidecek olanların, edep hususunda gözlerini açarak uyanık olmaları rahmetten bol nasiplenmeleri adına faydalı olacağını ümit ediyorum.

    Kalbi muhabbetlerimle…

                                                                                                                                                              16.04.2024

    Yazarın Diğer Yazıları
    21.01.2022 01:00
    01.09.2023 19:09
    23.05.2023 21:30
    06.07.2023 12:39
    Yorumlar

    1. Elif Kaya dedi ki:

      İlla edep, İlla edep
      Harika bir yazıydı bir yudumda okuduk

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum kalbi muhabbetler.

    2. Selma karnas dedi ki:

      Çok güzel.

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkürler

    3. Ceren Bakan❤ dedi ki:

      Sanki sizi dinledim okurken sayfalarca olsa yine okurum hiç sıkılmadan❤

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Teşekkür ediyorum Cerencim, kalbi muhabbetlerimle.❤️

    4. Zuhal dedi ki:

      Nasıl özledim soğuğunu da güneşini de… Kalemine kuvvet muhabbet olsun Melek hocam.
      Ondan cc, Habibinden sav, onların sevdiği mekanlardan bahseden yazını okurken ağzımın tadı bal oldu. Rabbim rızkımızı arttırsın, bereketlendirsin…

      1. Melek dedi ki:

        Amin çok teşekkür ediyorum Zuhal hanım. Muhabbetle…