eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Yakın tarihin en aydınlatılması gereken yılı: 1932

Hiç bir hakikat sonsuza kadar örtülemez. Hiç bir gerçek ilanihaye saklanamaz. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. İnsanlık vicdanı hakikatleri eninde sonunda ortaya çıkarmaktadır. Maşeri vicdan hakikatlerin tecelli etmesine ışık tutmaktadır. Aydınlık en sonunda karanlığa galebe eder.

Yakın siyasi dönemin hakikatleri konusunda Türkiye’nin en mühim ihtisas sahibi isimlerinden biri D. Mehmet Doğan yeni kitabıyla yakın tarihe ışık tutmaya devam ediyor. 1932 Dinî İnkılap Yılı kitabı yayınlandı.

Yakın tarihle ilgili ciddi ve sistematik kitaplar yayınlayan D. Mehmet Doğan yeni eseriyle dönemle ilgili doğru sanılan yanlışları ortaya koymaya devam ediyor.

1932 yılı başında, aynı zamanda ramazandır, “Türkçe Kur’an inkılâbı” başlatılmıştır. Daha sonra “Türkçe ezan inkılâbı”na girişilmiş, tarih kongresiyle “tarih inkılabı”, dil kurultayı ile “dil inkılabı” yapılmış ve nihayet iş mûsıkî inkılâbına kadar varmıştır.

Bütün bu inkılaplarda asıl hedef “din”dir. Dinin zayıflatılması, geriletilmesi, kültürünün yok edilmesi, sistemli bir sosyal mühendislik faaliyetine dönüştürülmüştür.

Kitap arka kapak yazısında şöyle tanıtılmaktadır:

“Türkiye’nin yakın tarihi, hâlâ “inkılâp tarihi” süzgecinden geçirilmeden yazılamıyor. En basit hakikatler dahi, değil kitlelerin, konuyla ilgili görülenlerin görüş ve bilgi sahasına giremiyor. Kadrolu inkılâp tarihçileri, 90 yıl sonra dahi Türkiye’nin 1930’larda refah içinde yüzdüğünü, doların 1 lira olduğunu, her sahada takip edilen dahiyane siyasetin zamanımıza örnek teşkil etmesi gerektiğini söylemeye devam ediyorlar. Bu bir nevi şahıs tarihçiliğine indirgenmiş kadrolu tarihçilik, üniversitelerde yuvalandırıldığı için kolaylıkla “bilim-sellik” zırhına büründürülebiliyor.

Cumhuriyetin ilanı bir rejim değişikliği şeklinde kalabilecekken ötesine geçilerek demokratik bir cumhuriyetin zemini yok edilmiş, asıl projenin icrasına girişilmiştir. Bu da ancak milletle, onun maneviyatıyla zıtlaşmakla sürdürülebilmiştir. Millî Mücadele’ye alem olan “Kuva-yı Milliye ruhu” bir kenara bırakılmış, milletin değerler dünyasını tahrip eden inkılâplar peş peşe gelmiştir.

Cumhuriyet’in iktisadî ve sosyal gelişmeyi sağlayamaması, kalkınmada başarılı olamaması büyük ölçüde yönetimin milletle birlikte yürümesine mâni olan inkılâplarda aranmalıdır. İnkılâpların asıl hedefi “din”dir, “İslâm”dır. Rejimin dini hedef seçmesi, halkta derin bir memnuniyetsizlik doğurmuştur.”

*

1932 Dinî İnkılap Yılı Yazar Yayınları arasında çıktı. 324 sayfa, 125 TL.

Sipariş için

Trendyol

Hepsiburada

Yazar Yayınları

www.yazaryayinlari.com yazar@yazaryayinlari.com

0312 232 05 71 – 72

Sümer 1. Cad. 11/5 Kızılay/Ankara

1932-kapak-baski_page-0002.jpg
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

  1. AHMET YAHYA dedi ki:

    Hayırlı olsun