Ramazan’la ilgili en eski hatıram “oruç” kavramının bendeki çocukça karşılığı. Artık “oruç”la “avuç” arasındaki ses benzerliğinin etkisinden midir, bilemiyorum; “oruç tutmayı” sabahtan akşama kadar avucumuzu sıkıca tutmak olarak anlamışım; açınca “oruç kırılıyor”. Üç dört yaşlarında olmalıyım. Ha, bu arada Urfa’da orucun bozulmasına “orucun kırılması” denirdi o zamanlar. Orucu bozmaya da...
‘Put akımlar!’ Muazzez İlmiye Çığ vefat etti. Kendinden geriye bir sürü aşırı ifadeler kaldı. Bunlardan birisi de ‘Atatürk olmasaydı milli kimliğimizi ve Türklüğümüzü kaybederdik’ sözleridir. Türklük kaybedilecek bir obje ve nesne midir ki kaybedilsin? Bu sözlerin elbette ilmi bir değeri yok. Çığ’ın kendisi de zaten ilmi bir kişilik değil ideolojik bir...
Çok insân anlayamaz eski mûsıkîmizden Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden Yahya Kemâl İlâhî mûsıkî iklîminin sultânı Itrî’ler Seherlerden, fecirlerden süzülmüş besteler söyler Ali Ulvi Kurucu Hazreti İnsan, kâinatın özeti, emanetin muhatabı ve mahlûkatın en şereflisidir. Verdiği sözün aşinalığında, tevhidin ezel ve ebed çizgisinde kul tahtındadır. Pür-muhabbet ve pür-marifet...
Düne kadar nasıl da coşkunduk biz, havai, Nasıl da hercaiydik, başımız bulutlarda Hani ömre boş vermiş gibi bir hâldi sanki, Yanımızda tufanlar, kıyametler de kopsa… İçleri boşaltılmış kavramların iziydi Beyin kıvrımlarının üstünde yürüdüğü Far yoktu, sisler sönük, stoplar iptal hani, Ne arkayı görürdük ve ne de önümüzü… Söyledim ya şimdicek,...
Ezan sesinin bizi içimizde yolculuğa çıkaran, Samanyolu’na götüren evrensel ve ilahi bir telkin olduğunu Karaman’ın Morcalı Köyü’nde idrak ettim. Öyle bir yatsı ezanı dinledim ki, kanıma işledi, ezgi ezgi ruhuma doldu. Tarifsiz, ne olduğunu anlayamadığım bir hal. Oturduğum yere yığılıp kaldım. Bedenim su başında mıhlı, baştan ayağa kulak kesildim. Dinledim,...
Kalemim yas tuttu, gönlüm hüzün! 6 Şubatta zemheri kışı yaşadı güzel yurdum. Yeni yazılar yazmaya ne kalemde mecal, ne ruhta derman kaldı. Acı, ızdırap, feryat, figan… Zelzele her gün tekrarlayan bir zamandayken insan: Nisan baharı gibi geldi merhamet ayı Ramazan. Bahar çiçekleri nasıl sokaklarda, bağlarda açtıysa tomurcuk tomurcuk, beyaz beyaz,...
Hiç bir hakikat sonsuza kadar örtülemez. Hiç bir gerçek ilanihaye saklanamaz. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. İnsanlık vicdanı hakikatleri eninde sonunda ortaya çıkarmaktadır. Maşeri vicdan hakikatlerin tecelli etmesine ışık tutmaktadır. Aydınlık en sonunda karanlığa galebe eder. Yakın siyasi dönemin hakikatleri konusunda Türkiye’nin en mühim...
Yahya Kemal Beyatlı’nın “ezansız semtler” başlıklı yazısını yorumsuz istifadenize sunuyoruz. Kendi kendime diyorum ki: Şişli, Kadıköy, Moda gibi semtlerde doğan, büyüyen, oynayan Türk çocuklarının milliyetlerinden tam bir derecede nasip alabiliyorlar mı? O semtlerdeki minareler görülmez, ezanlar işitilmez, ramazan ve kandil günleri hissedilmez. Çocuklar Müslümanlığın çocukluk rüyasını nasıl görürler? İşte bu...
Gecenin belirsiz bir vaktiydi. “Babacığım ezan okunuyor” diye hafif bir seslenişe cevap verme, huzura durma, huzura kavuşma, Rabbi tesbih etme, hamd etme zamanıydı. Mehmet Bey derhal “tamam evlâdım” diye cevap verdi çağrıya, çağırana dua, çağırtana şükrederek. Ailesini de uyandırdı ve hep birlikte namaza durdular. Müezzinliği 17 yaşındaki oğlu yapıyor, kendi...
1884’de Üsküp’te dünyaya gelen, 1903’de Paris’e kaçan, orada Osmanlı tarihini inceleyen, 1912’de edebiyat, şiir ve milliyet kültürüyle daha şuurlu bir milliyetçi olarak Türkiye’ye dönen, 1958’de de İstanbul’da vefat eden bir edibimiz, bir şairimiz vardır: Adı: YAHYA KEMAL Bir güneşin (Osmanlı) batışını seyretmiş, bir KASIRGANIN değer adına ne varsa her şeyi yıktığına...
Yıl 1933. Mahir İz Hoca, Edremit Ortaokuluna müdür olarak tayin edilir. Ezanın Türkçe okunduğu ve sıkı ‘takibata’ alındığı yıllar. Kendisi Edebiyat Hocası olan okul müdürü Mahir İz Hoca, her şubenin dersine birer saat gönüllü olarak gireceğini, sınıf hocalarına bildirir. Mahir Hoca, derslere söylediği üzere girmeye başlar. Her sınıfta dersin konusu,...