eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Cumartesi Parçalı Bulutlu
32°C
Pazar Az Bulutlu
33°C
Pazartesi Az Bulutlu
34°C
Salı Az Bulutlu
35°C

Türkçenin Kalbine Doğru

Türkçenin Kalbine Doğru

Türkçe; bilinen insanlık tarihinin en köklü uygarlıklarından birinin dilidir ve binlerce yıllık devasa bir kültür tarihini, geçmişten geleceğe taşımaktadır. Türkçenin taşıdığı binlerce yıllık tecrübe, özellikle özgün ontoloji açısından muhteşem bir içeriği barındırır. Sözünü ettiğimiz muhteva Türkçeyi, Türk kültürünün yaşam kaynağı haline getirir. Türkçeyle ifade imkânı bulan varlık anlayışındaki zenginliğin yükseliş dönemleriyle paralel seyretmesi, bu çıkarımı haklı çıkarmaktadır.

Türkçenin Kalbine Doğru çalışması, kavramsal içerikle yüklü Türkçe sözcükleri yeniden anlama yolunda dikkatli ve samimi bir çabadır. Bilindiği gibi kelimelere yüklenen anlamlar, kendiliğinden ya da kontrolsüz bir süreç değildir. Varlık ile insan arasında sürekli etkileşimin getirdiği kaçınılmaz bir alışverişle yaratılan dil, insanı ve dolayısıyla toplumu şekillendirip kültür-medeniyet inşâ ediyor. Milletin halefleri ve selefleri arasında mesafe açıldıkça, dilin özünde kurulan anlam da olumsuz bir seyre giriyor.

Türkçenin bugüne kadar göz ardı edilmiş anlam kökleri, esasen Türk düşüncesinin anlama kodlarını da taşır. Türk varlık anlayışı, geçtiği yere hayat veren coşkun bir ırmak gibi Türkçenin içinde akmaktadır.

Türkçe bilmek, hiç kuşkusuz dil bilgisi yordamının ötesinde bir anlama çabasını gerektirir.

Dilin derinliklerinde yaşayan anlam dünyası, tüketilmesi mümkün olmayan söz varlığıyla yaşamayı sürdürür. Fakat o dilde konuşan, okuyan ve yazanların konuya özgün bir farkındalıkla yaklaşmaları gerekmektedir. Sözünü ettiğimiz dikkatin kazanılması, dilde yaşayan kadim ontolojinin anlaşılmasıyla elde edilebilecektir. Bu kitabı ortaya çıkaran makaleler, bir ayağını özgün varlık kavrayışında tutarken bir ayağıyla da yeni ufukları taramaya çalışır.

Okuyucu, Türkçenin günlük dilde kullanılan en “sıradan” sözlerinde bile Türk Dilinin nasıl köklü bir medeniyet anlayışına sahip olduğuna tanıklık edecek. Tıpkı bu kitabın yazarı gibi…

Bilim, sanat ve felsefe için Türkçe anlamanın değeri üzerinde özellikle durmaya çalıştık. Türkçenin, fiil köklerinden yola çıkarak geliştirdiği üst düzey kavramlara ayrıca dikkat çektik. Dilimizdeki söz varlığının alt yapısındaki nitelik, ele aldığımız her kavramla biraz daha gün yüzüne çıktı.

Kitabın, okuyucuyu apayrı bir heyecana sürükleyecek yanlarından biri de Türkçe yoluyla özgün Türk aklına yaptığı vurgu olacaktır. Titiz bir araştırma ve incelemenin ürünü olan makaleler, Türkçenin güzelliğine yönelik basmakalıp söylemlere kapılmak yerine Türkçe metinlerin ruhunu kavramaya odaklanmıştır.

Ayrıca belirtmeliyiz ki Türkçe, içerik bakımından özgün bir ontolojik güzelliği de olanca yetkinliğiyle günümüze taşımayı başarabilmiştir. Türkçe düşünmek için gereken unsur, bu farkındalığın geliştirilmesidir. Bu çalışma, Türk estetik anlayışının da şifrelerini çözmeye yönelirken okuyucuyu adeta bir kavramlar galerisinde ağırlayacaktır.

Türkçe; bilim, sanat, felsefe ve diğer alanlar için olağanüstü yaratıcı bir alt yapıya sahiptir. Özellikle sözünü ettiğimiz alt yapının apaçık örnekleriyle karşılaşacaksınız. Türkçenin kökten türeyen düzenli kurgusu, içeriği kolay anlaşılır kılmaktadır. Bir yandan da Türk dil muhteviyatının birlikçi-bütünlükçü yönelişi, bu düzenli yapıyı sağlamlaştırmaktadır. Türkçenin sistemli kurgusu felsefi kavramlar açısından ne kadar zengin olabileceğini gösterir.

Bu kitap temel olarak Orhun Yazıtları, Kutadgu Bilig ve Divan-ı Lûgâti-t Türk metinlerinden yola çıkar. Hoca Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Hatayi ve Âşık Paşa gibi listesi bu sayfalara sığmayacak Türkçenin büyük kalemleriyle yürümeye devam eder. Nihayet Sâmiha Ayverdi ruhu, Yahya Kemal ahengi ve Sait Başer ufkuyla günümüze uzanmaya çalışır.

Bu güzergâh aslında Türk dili ve düşüncesinin anayolunu tarif etmektedir.

Kitap okuyucuyu Türkçenin kalbine doğru öğretici bir yolculuğa çağırıyor. Bu yolculuğun yeni buluşların müjdecisi olmasını diliyorum. S. Başer’in dediği gibi “Türkçe keşfedilmemiş bir kıta gibi önümüzde duruyor.”

Macit Şayin

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.