eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
26°C
Ankara
26°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
26°C
Perşembe Açık
27°C
Cuma Açık
30°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
27°C

Mustafa ALTINSOY

İlkokulu Erzurum’da, ortaokul ve liseyi İstanbul’da okudu. Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesinden mezun oldu. İşletme Fakültesinde, Yönetim ve Organizasyon alanında Yüksek Lisans yaptı. Birkaç farklı alanda ticaretle uğraştı. Millî Eğitim Bakanlığının çeşitli kademelerinde öğretmen ve yönetici olarak çalıştı. Manisa, Sivas, Adana İl Millî Eğitim Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Eğitime dair gözlem ve çalışmalarını çeşitli internet sitelerinde yazmaktadır.

    Bir İl Müdürünün Günlüğü

    Değerli okuyucularım, bugünkü yazımda bir il müdürünün günlük çalışma takvimi, çözmesi gereken problemler, karşılaştığı bürokratik sorunlar ve sorumlulukları üzerine hasbihal etmeye çalışacağım. İl Millî Eğitim Müdürlüğü yaptığım için genelde tecrübelerim il millî eğitim müdürleri üzerinden gidecek. Ancak diğer kamu kuruluşlarının il müdürlerini de aynı kapsamda değerlendirebiliriz.

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın illerdeki uç beyleri il millî eğitim müdürleridir. Millî Eğitim Bakanlığı’na gelen her istek ve eleştiriyi ilk etapta göğüslemek zorundadırlar. Bir il müdürü, Ankara’daki üstleri ile ilindeki astları arasında köprü görevi görür. İlde  kendi kurumunun en üst düzey yöneticisi konumundayken genel yönetim şeması içinde aynı zamanda daha  üstleri ile astları arasında koordinasyonu sağlayan orta kademede bir yöneticidir. Bir taraftan üstlerden alınan kararları aşağıya doğru  yansıtarak gerekli uygulamaları başlatan, aynı zamanda üst yönetime yakınlığı ile alt ve üst arasındaki bilgi, istek, karar sürecinde en önemli rolü de üstlenen yöneticidir. İyileştirme, geliştirme, problem çözme, iletişim ve uygulama / uygulatma noktasında her zaman aktif görev üstlenir.

    Bir bakan, bütün bakanlığın en üst düzey yöneticisi; genel müdür, ilgili genel müdürlüğün; il müdürü de bulunduğu ilde ilgili bakanlığın üst düzey yöneticisidir. İl müdürü, ilinin; bakanlığı adına en üst düzey yönetici olarak hem bakanlığı temsil etmek hem de ilinde amiri  olan validen aldığı talimatlar doğrultusunda altındaki astlarının koordinasyonu sağlamaya çalışarak iyi bir liderlik örneği de sergilemek zorundadır.

    Her şehirde il müdürlerinin sorumlu olduğu ama onların hiçbir şeye karşı sorumlu olmadığı  kurum ve  kuruluşlar vardır. İl müdürleri sadece üstlerinden aldığı talimat ve görevleri yapmanın yanında ilin diğer etkili kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, ulusal ve yerel basına karşı gerekli tavırlar geliştirip kurumunu tanıtma, onu yönetip yönlendirme sorumluluğu taşır. İl müdürlerinin aynı zamanda astlarına karşı da birçok sorumluluğu vardır.  Mesela bir il millî eğitim müdürü, bulunduğu vilayetin büyüklüğüne göre ortalama 10.000 ile 100.000 öğretmenin de  amiri konumundadır. Millî eğitim müdürleri, pek çok nedenle bulundukları yer itibariyle dört bir tarafından zorluklarla kuşatılmış, gerilimli bir noktada yer almaktadırlar. 

    Şimdi bir il müdürünün sorumlulukları, karşılaştığı sorunlar, sorumlu olduğu kişi, kurum  ve paydaşlarıyla ilgili sıkıntılar nelerdir? Onların üzerinde duralım.

    Bu paydaşları İl merkezi ve Ankara başlıkları ,altında inceleyeceğim.

    1.İL MERKEZİNDE

    Valiler: Devletimizin yapılanması gereği illerde bütün yürütme valilerin kontrol ve koordinasyonunda gerçekleşir. Yöneticilere tavsiyeler makalesinde yazmış olduğum gibi illerde vali, gerisi fani anlayışı devletimizin ana organizasyon anlayışı olarak yerleşmiştir. İl müdürü, en başta ilinde en üst düzey  yönetici olan valiye karşı sorumludur. Valilerin farklı planlama ve talimatları olabilir. Bu planlamalar doğrultusunda  yönlendirme yetkileri vardır. Amiriniz olarak onun verdiği emirleri yerine getirmek zorundasınız. Bu nedenle bir il müdürü en başta ilinin valisi ile koordineli ve uyum içinde çalışmak zorundadır. Yeterli koordinasyon ve uyum olmazsa vali, il müdürünü muhatap almayarak, hatta makama kabul etmeyerek ya da daha farklı yöntemlerle yıpratma yoluna gidebilir.

    Vali Yardımcıları: Vali, teknik olarak vali yardımcıları arasında iş bölümü yaparak çalıştığı için il müdürleri görev dağılımı yoluyla bir vali yardımcısına karşı sorumlu olur. İlgili vali yardımcısı, il müdürü üzerinde validen daha çok etkili olmak ister. Vali yardımcısı belki sizden daha genç, millî eğitim ya da yönetim konusunda sizden daha az tecrübeli de olabilir. Ancak “Ben mülkî amirim, böyle olmasını istiyorum” şeklinde sizi etkilemek ve yönlendirmek ister. Siz de konumu gereği  çatışmaya girmek istemeyerek uyum içinde olmak zorundasınız. Vali yardımcılarının bazıları da  genelde kendilerini daha fazla işlerin içine sokarak sizin görev ve sorumluluk alanlarınıza gereğinden fazla müdahale etmek isterler. Bu vali yardımcılarından bazılarının devletimizin güvenliği adına farklı görevleri de olabilir

    Vilayetteki  Komisyon Görevleri: Bir millî eğitim  müdürünün ilde görevli olduğu İl Disiplin kurulu, İl İdare Kurulu, İl Millî Eğitim Disiplin Kurulu, Sosyal Yardımlaşma Vakfı toplantısı, İl Hayvanları Koruma toplantısı, Denetim serbestlik komisyonu toplantısı, İl Trafik komisyonu toplantısı, Uyuşturucu ile mücadele toplantısı, AFAD toplantısı,  Şehir Konseyi toplantısı, çocukları koruma kurulu toplantısı, tütün koordinasyon kurulu toplantısı, istihdamı artırma kurulu, av hayvanları koruma kurulu gibi ilin büyüklüğüne ve il müdürünün alanına  göre  15’in  üzerinde komisyonda görevi  vardır. İl müdürü periyodik olarak haftalık ya da aylık yapılan bu toplantılara katılmak zorundadır. Hatta bu komisyonlarda size verilecek etkin görevler ve sonuçlandırmanız gereken dosyalar da olabilir.

    İlin Milletvekilleri: İlin milletvekilleri doğal olarak sizin istişare ortağınızdır. Onlara her an haber vermek zorunda, onların gelişlerini gidişlerini takip etmek, onlara programlar düzenlemek, onlara iyi geçinmek  zorundasınız. Hele iktidar partisinin milletvekilleri arasında ihtilaf ve çatışmalar varsa bürokrat arada sıkışır, herkes kendisinin etki alanına girmenizi, onu dikkate almanızı ister. Siz de zor durumda kalır, hepsiyle iyi diyalog sürdürmek için ‘alnınızın derisi patlar’, yorulursunuz. 

    Özellikle Manisa’da bu durumu  çok yakından yaşadım. Görev yaptığım  tarihlerde iktidar partisi milletvekilleri kendi aralarında iki gruba ayrılmıştı. Aralarında ihtilaflar vardı. Yapılacak bir iş ve program, diğer grubun işine (rast ve denk) gelmezse sizi hedef tahtasına koyuyorlardı. Hatta etkili bir milletvekili, il başkanı ile diyalogumuz iyi olduğu için bana hitaben; “Müdür Bey tarafını seç!” diyerek üstü kapalı uyarıda bulunmuştu. Oysa bir bürokratın tarafı devlettir; devletin kanun, yönetmelik ve genelgeleridir. Öyle de olması gerekir.

    Bu çatışmalar bazen milletvekilleriyle ilin valisi arasında yaşanabilir. Bu durumda bürokrat yine zor durumda kalır. İl müdürü, kendi kurumunun işlerinin yürümesi için ve olan çatışmayı en aza indirmeye çalışarak yumuşak geçişlerle çatışmadan zarar görmeden kurumunun işlerini yürümeye gayret eder. 

    Siyasi Partilerin İl Başkanları: Her siyasi partinin il başkanı, il müdürü ile diyalog halindedir. Bu yüzden siz istemeseniz de onların gözetimi altında olursunuz. Özellikle iktidar partisinin il başkanları iktidarda olmanın doğal sonucu olarak  her şeyi yönlendirmek ve  her şeyden haberdar olmak isterler. Bazı il başkanları da şahsi isteklerini, iktidarın istediği olarak  önünüze getirirler. Yapsanız vicdan azabı çekersiniz, yapmazsanız görevinizle ilgili  sizi bir yerlere şikâyet edip uyumsuz diye görevden aldırabilirler. Nitekim son görev yaptığım illerden birisinde, çok liyakatsiz birisini okul müdürü yapmak istediklerinde bu ismin uygun olmadığını, başka bir ismi önermelerini söylediğim için il başkanı tarafından siyasilere ve Ankara’ya şikâyet edildik. Sonrası malum, orada fazla da kalamadık.

    Belediye Başkanı: İktidar partisine mensup bazı belediye başkanları kendilerini doğal olarak o şehrin hakimi olarak görebiliyor. Her şeyi ona götürmenizi, önceden onun onayını almanızı isterler. Şüphesiz bu her şehirde bu böyle değildir, ama özellikle Balıkesir’de il müdürlüğü yapmış arkadaşlarımız, şimdi merhum olan bir belediye başkanından çektiklerini yıllarca anlattılar. Hatta o belediye başkanının, kendisini ziyarete gidenlere “Senin buraya atanmandan benim haberim yok, seni buraya kim gönderdi?” diye muhatap kabul etmeyip görüşmediği çok bürokrat arkadaşımız olmuştu. Ancak belediye başkanı ile okul arazileri, okul çevre düzenlemesi ve lojistik destek için aranız iyi olmak zorunda.  

    Yerel Basın: Yönetim tecrübeleriyle ilgili  5. makalemde bahsettiğim gibi, hemen her şeye karışan, her şeyden vazife çıkaran şehri yönettiğini zanneden bazı yerel basın mensupları vardır. Bunlar gazeteciliği kirli ve yoz ilişkiler için bir gelir kapısı olarak görüp sizin aleyhinize çok küçük menfaatler karşılığında haber yapabilirler. Bunlardan bazıları gazeteci kisvesinde tetikçilik yaparak, cüzi fiyatlara istenilen şekilde haberler yaparak, altına da “iddia ediliyor” diye yazıp  mahkemelerden kolay  kurtarıyorlar. Malumdur, “Şüyuu, vukuundan beter!” diye bir söz vardır. Yalan yanlış haber yayınlandıktan sonra artık o haber yalan da olsa kamuoyuna mal olmuştur. Pirincin taşını ayıklamak, işin içinden çıkmak artık size düşer. 

    Sendikalar: Sendikalar doğal olarak eğitim alanında her konuya ve idareye müdahale etmek isterler. Eğitim sendikaları olarak ellerinde liste ile her an başımızda istedikleri üyelerinin bir  yerlere gelmesi için gayret içindedirler. Yönetimde hiçbir sorumlulukları yoktur. İstekleri bitmez. İstedikleri icraatlarından  iyi bir şey çıkarsa  “Biz yaptık” kötü bir şey olursa “İl müdürü yapmış, bizim haberimiz yok” gibi işin içinden kolayca sıyrılarak sizi yalnız bırakabilirler.

    İldeki STK’lar: Sivil toplum kuruluşlarındaki herkes kendini bulundukları şehrin yöneticisi olarak görür. Sizin mutlaka kendilerine danışmanızı isterler. Yapılan herhangi bir şeyi beğenmezlerse sizin  aleyhinize propaganda yapıp yerel basına malzeme taşırlar. Daha önce il müdürlüğünün önünden geçemeyen bu tip sivil toplum kuruluşları siz onlara yakın oldukça  sizi yönlendirmeye çalışarak kurumunuzu yönetmek isterler.

    Müdür Yardımcıları / Şube Müdürleri: İl milli eğitim müdürünün genelde  13 tane şube müdürü 4 tane de müdür yardımcısı olmak üzere 17  tane beraber işleri koordine ettiği yardımcısı bulunmaktadır. Büyük şehirlerde bu sayı daha da fazla olabilmektedir. Bu arkadaşların her biri farklı dünyanın veya bir milletvekilinin, sivil toplum kuruluşunun veya sendikanın kontenjanından orada bulunmakta, bu kişi ve kurumlarla irtibat halinde olmaktadırlar. Sizin  kimlerle görüştüğünüz, nerede yemek yediğiniz, kimlerle ne gibi münasebetleriniz olduğu gibi konularda elde ettikleri bilgileri yakın oldukları ilgililere ulaştırmaktan geri kalmazlar. Bu durum, başka bir stres kaynağının sebebini oluşturur.

    Bu makalenin devamı olarak, bir sonraki makalede; il müdürlerinin Ankara’da ki paydaşları, Ankara bürokrasisi ile çalışma usulleri ile ilgili diyalogları anlatmaya çalışacağım. Ayrıca il milli eğitim müdürlüklerinde yapılması gereken iyileştirme ve düzenlemeler üzerine düşüncelerimi aktarmaya gayret edeceğim. Kalın sağlıcakla. Alllah’a emanet olun.

    Mustafa Altınsoy. 21 Temmuz 2022

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Adem ademoğlu dedi ki:

      Ne b.ktan bir makammış il müdürlükleri. Beş para etmez adamların ağız kokusunu çekmek zorunda kalıyorlar. Allah beni böyle bir makamdan uzak etsin.