Osmanlı’nın son döneminde muhalif isimler ya Kahire ya da Paris gibi Batılı şehirlere sığınır ya da buralarda toplanırlardı. Bab-ı Ali’ye yönelik muhalefetlerini buradan sürdürürlerdi. Şimdi ise halkın iradesini yansıtan Arap rejimlerine muhalif isimler ya Londra ya Doha ya da İstanbul’a sığınıyorlar. Askeri rejimlerin veya muadili rejimlerin pençesinden bu şehirlere sığınıyorlar. Bunlardan birisi olan ve Tarihin Babası (Ebu Tarih) lakabıyla da anılan, tanınan Muhammed Cevadi, Kahıre’nin kahir ikliminden Doha’ya sığınmıştı. İki yıldır pençesinde yaşadığı menhus hastalıktan müteessir olarak 65 yaşında aramızdan ayrıldı. .
Bu meselenin bir parçası olarak bağlantılı bir konuya değinmek istiyorum. Bülent Şahin Erdeğer adlı arkadaş içeride yani damda unutulanlara bir örnek olarak Mısırlı gazeteci, Kadaya Düveliye’nin eski yayıncısı Tevfik Ganim’i göstermekte ve ona özgürlük istemektedir. Türk yetkililerine de bu husustaki sorumluluklarını hatırlatıyor. Mısır’la ilişkilerin iyileştiği bir dönemde eski AA çalışanı Tevfik Ganim’in hatırlanmasını ve sahip çıkılmasını istiyor. Zor zamanlarda ilgilenmek kolay olmayabilir lakin ilişkiler tekrar rayına girmişken eski bir AA çalışanı olan Tevfik Ganim’i hatırlamak vefa gereği olsa gerek. Tevfik Ganim ayrıca dostumuz Ahmet Varol’un da hısımları arasında bulunuyor. Kısaca Tevfik Ganim’in Türkiye ile çok yönlü bağları var. Bu bağların gözetilmesi gerekir. Benzeri durumlar sadece AA mensuplarının başına değil el Cezire çalışanlarının da başına geldi. Lakin Katar ile uzlaşmadan sonra bu isimler siyaseten rehin olarak tutuldukları Mısır hapishanelerden salıverildiler. Bunlardan birisi olan Hişam Abdülaziz 4 yıl hapishanede tutulduktan sonra serbest bırakıldı. Tevfik Ganim’in durumu da benzerlik arz ediyor!
Son sıralarda ölenlerden bir kısmı damda yani hapishanede ölüyor. Bir kısmı da sürgün de ölüyor. Ebu Tarih olarak anılan Muhammed Cevadi bunlardan birisi olmuştur.
Eski TRT sunucularından Can Okanar geçmişte Kahire ziyaretlerinden birinde başlarına gelenleri anlatmıştı. Birlikte gittikleri arkadaşlarından birisinin ismi Cevad imiş. İsmini öğrenen Mısırlılar alışkanlıkları ve telaffuzları gereği Cevad isimli arkadaşa Gavad diye hitap ediyorlarmış. Mısırlılar oldum olası c harfini g olarak telaffuz ederler. Bu yerleşik bir hal aldığından değiştirmek ne mümkün! Dana doğrusu na mümkün! Elbette Cevat isimli arkadaş da isminin bu şekilde tahrif edilmesinden ve başka çağrışımlar yapmasından dolayı heyet önünde kızarıp bozarıyormuş. Mısırlılar ise hiç oralı olmadan Cevad’a Gavad demeyi sürdürmüşler. Dolayısıyla bizimkine katlanmak düşmüş. Tarihin Babası olarak anılan Muhammed Cevadi’nin ölümüyle ilgili haberleri takip ederken İngilizce sitelerde isminin Mohamad Gwady olarak yazıldığını fark ettim. Mısır lehçesiyle birlikte İngilizlerin bu kullanımı da meseleyi çift dikişli hale getirmiş.
Asıl mesleği tıbbiye olmasına rağmen bütün mesaisini insani bilimlere harcamıştır. Bunlar arasında tarih başlıca uğraşı haline gelmiştir. Bu nedenle de sevenleri kendisine ‘ebu’t tarih’ adını vermişlerdir. Mısır Mısırlılarca ‘ümmü’d dünya/dünyanın anası’ olarak anılır. Belki de doğrudur. Lakin Gelibolulu tarihçi Mustafa Âlî durumdan vazife çıkararak buna nazire bir ifade kullanmıştır: Mısır dünyanın anası ise Anadolu’nun da babası olması lazım gelir! Buna coğrafyanın eşleşmesi denilir. İbni Haldun üzerinden de böyle göndermeler yapılmıştır. Fakihlerin geleneği arasında zamanın Ebu Hanife’si veya zamanın Şafii’si gibi göndermeler bir hayli fazladır. Osmanlı’nın son döneminde Halepli maarif bakanlarından Sati el Husri, Ebu Haldun lakabıyla anılmıştır. Cezayir Emir Abdulkadir Üniversitesi eski yetkililerinden Ammar Talbi de Malik Bin Nebi’yi çağın İbni Haldun’u saymıştır.
Mısırlı ebu’t tarih de maarifin çeşitli alan ve dallarında 100’den fazla eser vermiştir. Bu itibarla CNN ölüm haberinde değindiği gibi ansiklopedist bir yönü de vardır. Kısaca velut bir yazardır.
Mısırlı gazeteci-yazar Cemal Sultan’ın yazdığı gibi tarihle ilgilenmesinden dolayı Muhammed Cevadi meseleler karşısında duyarlılık iktisap etmiştir. Olaylar ve akışı karşısında müthiş bir basiret kazanmıştır. Olayların evrileceği yönü veya istikameti tayin eder ve iyi koku alırdı. Nitekim 2013 darbesinden sonra 1954 doğumlu olan yani Abdulkadir Udeh gibilerinin idam edildikleri yılda dünyaya gelen menhus kişilik Sisi kaderiyle birlikte doğmuştu. 25 Ocak (2011) devrimiyle birlikte yeni bir deje vu yani tarihin tekerrürü dilimini yaşayacaklarını öngörmüştür. Askeri çevrelerin Abdulkadir Udeh gibi İslami kesimlere ve liderlere tuzak kuracaklarını ve onlara ihanet edeceklerini sezmiş, önceden kestirmiş ve haber vermiştir. Hala içeride olan Hazım Ebu Salah da benzeri uyarıları yapmıştır. Bunun bedeli olarak hala içeride çilesini çekmekte ve doldurmaktadır.
Sisi gibi cüceler karşısında Muhammed Cevadi ‘kahrından öldü’ diyebiliriz. Bilenlerle bilmeyenler bir ve eşit olmaz.