Erzurum’da Alvarlı Muhammed Lütfi Efe’nin dergâhında, gazel ve türkü meclislerinde “tatyan” kıvamında söylenen “Vardım eşiğine yüzümü sürdüm!” türküsünün sözleri bir Bektaşî olan ve etrafında Feylesof Rıza Tevfik Baba olarak bilinen Rıza Tevfik Bölükbaşı’na aittir. Erzurum’un Türkü Paşası Raci Alkır’ın, daha çocukken babasının yanında devam ettiği Alvarlı Efe’nin zikir meclislerinde işitip...
Sayader Sağlık ve Yaşam Derneği olarak öğrenciler ve genç sağlıkçılar ile 9 Ağustos cumartesi sabahı yapılacak olan Gelibolu Azepler sabah namazı ve işrak buluşmasına 33 öğrenci ,7 yetişkin katılımcı ile özel bir otobüs yolculuğu ile katıldık. Sağlık bilimlerinde okuyan öğrenciler ve özel misafirimiz araştırmacı yazar Necmi Sarıyer ailesiyle birlikte 8 Ağustos Cuma sabahı İstanbul’dan yola çıktık. Selamlaşma, sohbet, muhabbet ve ilahiler eşliğinde yolculuk kutlu bir ziyarete...
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde öğrenciyken okuduğum gazetelerden onu biliyordum. Yeni İstanbul Gazetesinden tandık biri idi benim için. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Umumi Türk Tarihi ve Yeniçağ Tarih Bölümlerinden hocalarım Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu ila Prof. Dr. Şahabettin Tekindağ ve Selçuklular Tarihini Anadolu’da insanlara sevdiren ulu çınar, Osman Turan hocayla da...
Radyo deyince aklımda ilk kalan sahne çocukluğumdan hayal meyal hatırladığım yıllara ait. Rahmetli Hacı Mehmet Dayımların bize misafir gelirken radyolarını da getirmeleriydi. Onlar radyolarını getirince iki radyonun da sesini açardı büyükler. Aynı anda aynı dalga, aynı istasyondan yayın yapan iki radyo açılınca daha güçlü olandan ses çıkar diğerinden adeta ses...
Malatya, Endülüslü mutasavvıf İbn Arabî’nin konakladığı, Konevî (Konyalı) olarak anılan Sadreddin’in, Mısrî (Mısırlı) olarak bilinen Niyazî’nin hayat bulduğu şehir… Sadece ziraat toprağı değil, kültür toprağı da verimli… Bu şehirde hep kendi dışına taşma, yayılma iradesi hissediliyor. Emevilerden itibaren Müslümanlarla Bizans arasında sürekli el değiştirmesi, Malatya’nın vazgeçilmezliğini gösteriyor. Bu stratejik şehir...
Bernard Shaw, “Sanat var olmasaydı, gerçeğin kabalığı dünyayı katlanılmaz kılardı” demiş. Kitap, müzik ve sinema yaşam direncimin üç vazgeçilmezi. Kitapla müzik, çayla simit, lahmacunla ayran gibi; birbirini tamamlayan iki güzellik. Sinema daha farklı bir kulvar, 6. sanat kabul edilmiş. Uzun süredir “TRT Dinle ve Spotify” uygulamalarını kullanıyorum. Nostaljik şarkılarda Ajda...
“Saygı ve nezaketi kaybettik, toplum çürüyor” diye yakınanlardan mısınız? “Herkesin ağzı bozuk. Küfürsüz konuşan kimse kalmadı” sözünü en son ne zaman duydunuz? “Toplum çürüyor. Küfür sıradanlaştı” diyenlerden biri de benim. Ağzı bozuklardan çok rahatsızım. Küfürlü ve kaba konuşmayı çoğaltan bireylere karşın devlet çarkını döndürenler kibar insanlar olmalı. Böyle düşünme nedenim...
Gelen/ek, billur bir pınardır ve naz makamının şehrâyînidir. Her ânı, “kendi gökkubbemiz altında bir bayram saati” hazzı ve safiyeti içinde idrak için, “sînesi saf olan ehl-i dilin,” yaşama sevincini her dem taze tutması, ruh akınları ile muhteşem fütuhatlar peşinde mesai sarf etmesi ve mağfiret iklimlerinde oluş sırrına erip varlığı hazmedebilmesi...
Bu sezon henüz tiyatroya gitmedim. Oysa Ankara’da Devlet Tiyatrolarında öyle güzel oyunlar sergileniyor ki, gönlüm her birini izlemek istiyor. Godot’yu Beklerken, Dogville, Binbir Gece Masalları, Son Gece Mahallesi, Holden’in Külkedileri, Sefiller, Aşık Veysel kaçırılacak oyunlar mı Allah aşkına! Tiyatro aşkımı depreştiren bir kitabı henüz bitirdim. Gülriz Sururi’nin, 2003 yılında yayımlanan,...
Yıllar önce TRT Belgesel kanalında bir belgesel seyrettim. Bir genç, ilçenin kapalı pazar yerindeki sebze tezgâhının başında duruyor. Domates, biber, patlıcan, salatalık, kabak bulunan tezgâhın bir kenarında çeşitli marmelat ve reçel kavanozları var. Mevsim kış. “Ne var bunda? Saydığınız sebzeler, yaz kış tezgâhlarda eksik olmuyor ki zaten.” diyebilirsiniz. Elhak, doğrudur....
Mehmed Âkif’in doğumunun 150. yılı…Milletimizin benimsediği ve sahip çıktığı abide şahsiyetlerimizden biri Âkif. Onu en başta İstiklâl Marşımızın müstağni şairi olarak seviyoruz. Ankara’nın şiddetli kışında paltosuz şairin İstiklâl Marşı’nın mükâfatı olan 500 lirayı reddetmesi, milletini karşılıksız sevmenin ne demek olduğunu zihnimize kazıyor. Âkif o mükafatı almadı…Alsa idi, hakkıydı, anasının ak...