eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Ayşe Levent KOLUKISA

1990 Karaman doğumludur. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Karaman' da tamamlamıştır. Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünden mezun olmuştur. İlk görev yeri Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde Şekerli köyü Şekerli ortaokuludur. Karaman'da muhtelif okullarda öğretmen ve idareci olarak görev yapmıştır. Karaman merkezde görev yapmaya devam etmektedir. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Fen Bilimleri Ve Teknolojileri Bölümünde Yüksek Lisans eğitimini tamamlamıştır. Halen doktora eğitimine devam etmektedir. Evli ve 1 çocuk annesidir.

    Ramazanı Uğurlarken: Bayramın Tatlı Hatıraları

    Çocukluğumda bayramlar ayrı bir heyecandı benim için. Yeni bayramlıklar, avuç avuç şekerler, büyüklerin uzattığı harçlıklar, aile yemekleri… Hepsi, bayramın o özel atmosferini oluştururdu. Bugünlerde artık Ramazan’ın son günlerini yaşıyoruz. On bir ayın sultanına veda etme zamanı geldi. Şimdi, bayramın coşkusunu yaşama vakti.

    Zaman zaman “Nerede o eski bayramlar?” diye hayıflansak da, asıl önemli olan bizden sonraki nesillere aynı duyguları yaşatabilmek. Çocuklarımızın da bayramı, tatlı anılarla hatırlaması için çaba göstermeliyiz. Çünkü bayram, yalnızca bir takvim günü değil; aile bağlarının güçlendiği, paylaşmanın, birlikteliğin ve sevginin zirveye ulaştığı özel bir zaman dilimi.

    Eskiden bayrama hazırlanmak başlı başına bir ritüeldi. Arife günü, nenemin evine gider, yemekler hazırlanır, tatlılar pişirilir, temizlik yapılır ve bayramı orada karşılardık. Sabah olduğunda evde bir telaş başlardı. Erkekler bayram namazına gider, kadınlar mutfakta bayram kahvaltısı hazırlar, biz çocuklar ise bayramlıklarımızı giymenin tatlı telaşına girişirdik. Namazdan çıkan babalarımızla birlikte önce büyüklerin mezarlarını ziyaret eder, ardından ailecek bayram kahvaltısında bir araya gelirdik. İşte bayram, tam da bu sıcaklık ve samimiyet içinde başlardı.

    Günün ilerleyen saatlerinde biz çocuklar, arkadaşlarımızla birlikte ya da bazen arkasına takıldığımız davulcuyla mahalle sokaklarını arşınlar, kapı kapı dolaşıp şeker toplardık. Gün sonunda herkes topladığı şekerleri ortaya döker, adil bir şekilde paylaşırdı. Harçlıklarımızla abur cubur alır, akşamları küçük eğlenceler düzenlerdik. Nenemin o tatlı sesiyle söylediği türküler, anlattığı hikayeler bayramın ruhunu tamamlayan en güzel parçalardı.

    Zaman geçti, roller değişti. Artık bizler, bayram sabahında büyüklerimizi mezarlarında ziyaret ediyor, çocukların eline şeker ve harçlık tutuşturup onların anılarını tatlandırıyoruz. Geçmişin sıcaklığını, geleceğe taşımak bizim elimizde. Çocuklarımızın hafızasında bayramın sadece bir gün değil, içi sevgiyle dolu bir hatıra olarak kalmasını sağlamak bizim sorumluluğumuz. Çünkü bayram sadece geleneklerden ibaret değil; bayram, birlikteliğin, paylaşmanın ve hatıraların mayasıdır.

    Hadi, bu bayramda da bir çocuğun hafızasına unutulmaz bir anı bırakalım. Belki bir hikaye, belki bir türkü, belki de sıcacık bir gülümsemeyle… Çünkü biz birlikte güzeliz.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.