Bu gece sahurla birlikte oruca niyetlenip ilki rahmet, ortası mağfiret, sonu da günahlardan bağışlanma ayı olan Ramazan ayına girmiş olacağız. Ramazan ayına sağlık ve afiyetle kavuşturan Rabbimize hamdediyorum. Ramazan ayına kavuşamayanlara Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum. Ramazan ayının tüm günahlardan arınmamıza ve kötülüklerden uzak kalmanıza vesile olmasın temenni ediyorum.
Şüphesiz ramazan ayı orucuyla, sahuruyla, teravihi, mukabelesi, duası, tövbesi, zekâtı, fitresi, fidyesi, sadakası ile maddî, manevî ve sosyal açıdan bir hareketlenme ve bereketlenme ayıdır. Oruç: farziyetine inanarak, sevabını Allah’tan umarak, oruç tutmak niyetiyle; imsak vaktinden iftar vaktine kadar nefsi, yeme içme cinsel ilişki ve diğer orucu bozan şeylerden uzak tutmaktır. Oruç, bir ruh eğitimi, bir nefis tezkiyesi ve manevi bir diriliştir. Empatiyi, sabrı ve nefse hâkim olmayı öğreten en büyük öğretmendir. Bir nefis terbiyesi, sabır, şükür ve bir irade eğitimidir. Zira insanı kötülüğe yönlendiren nefis (nefsi emmare) açlıkla yani oruçla sükûnet bulmakta; nefsin harama karşı şehveti oruçla kırılmaktadır. Oruç fakirlerin, yoksulların halini yaşayarak anlamayı, açlığın acısını tadınca onlara karşı şefkatle ve merhametle davranmayı öğretmektedir. Onun için; “Nefis acıkınca bütün azalar doyar. Nefis doyunca bütün azalar acıkır.” Denilmiştir.
Orucun en büyük hikmeti takvaya ulaşma, Müslüman olmanın, Allah’a kul olma sorumluluğunun bilincine ermedir. Oruç fakirin, yoksulun, yetimin ve muhtaçların halini en iyi şekilde anlamamızı sağlayan; şefkat ve merhamet duygularımızı harekete geçiren fiili bir empatidir. Bu itibarla Ramazan ayı müslümanların cömertlik duygularının harekete geçtiği; zekât, fitre, fidye sadaka gibi sorumlulukların yerine getirildiği; günahlardan ve kötülüklerden uzak kalınarak, nefislerin kontrol altına alındığı; müslümanların manevi eğitim kampına alındığı aydır.
Oruç; sadece ağız ile mide arasını, yeme ve içmeden mahrum etme; şehevi duyguları dizginleme olarak tanımlansa da gerçek oruç; tüm uzuvları Allah’a yöneltip, yasaklarından uzaklaştırmak suretiyle, beden ve ruh bütünlüğü içinde; ihlas, huzur ve huşu içinde tutulan oruçtur. Çünkü; yeme, içme cinsel ilişkinin dışında işlenen günahlar fıkhen orucu bozmasa da orucun sevabını gidermekte; böyle tutulan bir oruç ile oruç borcu ödenmiş olsa da orucun sahibi oruç sevabından mahrum kalmaktadır.
Oruçlu olmamız aynı zamanda; elimize, dilimize, belimize sahip olmamızı, yalanı, gıybeti, fitneyi, iftirayı, kötü sözü ve Allah’ın rızasına uymayan kötü işleri terk etmemizi ve tüm azalarımızı kötülüklerden uzak tutmamızı gerektirmektedir. Peygamberimiz: (s.a.v) “Oruç insanı kötülüklerden koruyucu bir kalkandır.” “Bir kimse oruçlu iken kötü sözü, kötü ameli terk etmezse onun yemesini içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur. Buyururken; Ayette de: “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki günahlardan korunursunuz. (Bakara: 183) Buyurulmaktadır.
İmam-ı Gazali orucu; midesini ve cinsel organını iştah ve şehvet duygusundan mahrum eden sıradan (Avamın) insanların orucu; buna ilaveten gözü, kulağı ve bütün uzuvları günahtan koruyan özel kişilerin (Havasın) orucu; yine bunlara uymakla birlikte, kalbi düşük emellerden, dünyalık işlerden arındırarak, bütün uzuvları kötülüklerden uzak tutarak, tutulan daha özel insanların (Ehassül havasın) orucu şeklinde değerlendirmektedir.
Selman-ı Farisi (r.a) Peygamber (s.a.v)’in ramazan yaklaşırken bir hutbede şöyle buyurduğunu zikretmiştir: “Ey İnsanlar! Büyük ve mübarek bir ay yaklaştı ve gölgesi başımızın üstüne düştü. Bu ay, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi bulunan bir aydır. Allah bu mübarek ayın gündüzlerinde oruç tutmayı farz, gecelerini ibadetle ihya etmeyi; bahusus teravih namazı kılmayı sizlere meşru kıldı. Bu ayda nafile bir ibadeti eda eden kişi başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır. Bu ayda bir farz işleyen başka aylarda yetmiş farz işlemiş gibidir. Bu ay Allah için açlık ve susuzluk zahmetine; taat ve ibadet meşakkatine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı ise cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Bu ayda mü’minlerin rızkı bereketlenir. Bu ayda her kim oruçluya iftar verirse günahları bağışlanır ve cehennemden kurtulmasına vesile olur. Üstelik oruçlunun sevabı hiç eksilmeden onun kadar sevap alır.”
Cabir b. Abdullah, Peygamber (sav)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Ümmetime Ramazan ayında beş şey verilmiştir ki bunlar benden önceki hiçbir Peygambere (s.a.v) verilmemiştir: 1-Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah ümmetime rahmet nazarıyla bakar. Allah her kime rahmet nazarıyla bakarsa ona ebedi olarak azap etmez. 2-Akşamladıklarında ağızlarının kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir. 3-Melekler her gün ve her gece onlara istiğfar ederler, Allah’tan bağışlanmalarını dilerler. 4-Allah Cennetine emredip; kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatlerinden kurtulup, benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı.5-Ramazan’ın en son gününde oruçlular af ve mağfiret olunur.”
Hadisi şeriflerde ifade edildiği üzere, Oruç: Bedene sıhhat, haneye berekettir. “Oruç tutun sıhhat bulun.” Oruç; Müminleri cehennem ateşine karşı koruyucu bir kalkandır. Oruç riyanın, gösterişin karışmadığı bir ibadettir. Oruçlunun uykusu ibadet, susması tespih, duası makbul sevabı çoktur. C: Hak: Oruç benim içindir. Onun mükafatını ben vereceğim. Zira oruçlu yiyeceğini, içeceğini benim için terk etti.” Buyurmaktadır. Ancak vat edilen sevaba kavuşma; iman ve ihlas şartına bağlanmıştır. Ebu Hüreyre’nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v): “Kim inanarak ve sevabını yalnızca Allah tan umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.” Buyurulmuştur.
Ramazan ayında; ihtiyaç sahipleri ile ilgili sorumluluklarımızı gücümüz nispetinde yerine getirmeliyiz. Sadakalarımızı bollaştırmalı, zekatımızı, fidyemizi Ramazan ayına mahsus olan fitremizi vermeliyiz.Özellikle işlerini kaybedenlerimizi, açlarımızı, açıklarımızı, yetimlerimizi, öğrencilerimizi, komşularımızı; hepsinden daha önemlisi katil İsrail’in soykırımı sebebiyle evlerini barklarını kaybeden, temel gıda ve ihtiyaç maddelerine erişemeyen Filistinli kardeşlerimizi gözetmeliyiz. Böyle davranmamız Müslüman olmamızın gereği olduğu gibi; oruç ayını hakkıyla idrak ettiğimizin açık göstergesidir. Hadisi şerifte; “Sadaka belayı def eder.” Ayette de Onların zenginlerin mallarında, (fakir ve çaresiz kimselerin de bilinen ve belirlenen) bir hakkı vardır. Buyurulmaktadır. (Mearic; 24)
Bilindiği üzere; Ramazan ayı Kur’an ayıdır. Kur’an-ı Kerim Ramazan ayında nazil olmuş ve her ramazan ayı geldiğinde; Cebrail (a.s) Peygamber’e (s.a.v) gelerek, o güne kadar nazil olan ayetleri Peygamberimize (s.a.v) Peygamberimize Cebrail’e (a.s) okumuştur. Buna karşılıklı okuma anlamına gelen mukabele denilmiştir. Buna istinaden; Ramazan aylarında camilerimiz de hafızlarımız tarafından mukabeleler okunmakta; okunan mukabeleler cemaat tarafından da takip edilmektedir. Kur’an-ı anlayarak okumaya çalışmak, camilerde olduğu gibi evlerimiz de de mukabele geleneğini sürdürmemiz sünnet ve güzel güzel bir adettir. “Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Hadis)
Diğer taraftan; ramazan orucu farz, teravih namazı sünnettir. Teravih ve vakit namazlarımızı cemaatle birlikte camilerimizde, kılacağımız gibi; yine vakit ve teravih namazlarımızı hane halkı ile; özellikle camiye gidemeyecek kadar küçük çocuklarımız ile birlikte evlerimizde de kılmamız suretiyle evlerimizi de mescide çevirmemiz mümkündür. Peygamberimiz (s.a.v) “Namazınızın bir kısmını evlerinizde kılınız, evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz.”, “Namaz dinin direğidir.”” Namaz kılmayanın dini sağlam değildir.”, “Dinde namazın yeri, vücuttaki baş gibidir. Buyurmaktadır.
Yazımın sonun tüm İslam ve insanlık aleminin Ramazan ayını tebrik ediyorum. C. Hak; idrakiyle müşerref olduğumuz Ramazan ayı tüm müslümanların ve insanlık aleminin kurtuluşuna vesile kılsın. Semavi ve arazi felaketlerden ve tüm bulaşıcı hastalıklardan korusun. Korktuklarımızdan emin umduklarımıza nail eylesin. C. Hak Bizi Ramazan ayına eriştirdiği gibi sevdiklerimizle birlikte bayramına nice ramazanlara birlikte eriştirsin. Amin. 18 Şubat 2026
MUSTAFA KIR
Kaleminize sağlık kıymetli hocam. Allah razı olsun.