eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Murat ERTAŞ

Erzurumlu… Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun. 1994’te özel öğretim kurumlarında çalışmaya başladı. 1999’da kendi kurumlarını kurdu ve 2022’de emekli oldu. Radyo ve televizyonlarda kültür, sanat ve şehir programları hazırladı. Yayımlanmış yedi kitabı var. Dil ve Edebiyat dergisinin yayın kurulu üyesidir. TDED Erzurum’un başkanıdır.

    Özel Okullar Özeleştiri Yapmalı

    Dershanelerin kapanıp apartmanlarda “temel lise” adıyla okullaşmaya (geçici de olsa) müsaade edilmesinden sonra sektör kendisini toparlayamadı. Laboratuvarıyla, kütüphanesiyle, spor salonuyla, geniş bahçesi, oyun alanlarıyla okul gibi okulların yerine devşirme yapılar okul oldu. Özel okullaşmada adına “butik okul” denen yeni bir okul mimarisi kendine yer etti. Kriz döneminde bu, geçici bir çözümdü.

    Mekânın insanı biçimlendirdiği tarihî bir hakikattir. Butik yapılarda genellikle eğitim öğretim de butik kaldı. Eğitimle ilgili ilk yazımda “eğitim işportacılığı” kavramını kullanmıştım. Bazı okullar “butik” kelimesini kendilerini ifade ettikleri reklam görsellerinde de kullanmaktadırlar ki bunu dürüstlük olarak gördüğümü belirtmeliyim. Bunu yapan okul, evladı için o okulu düşünen veliye “hakiki bir bilgi ve beklenti” sunmuş oluyor. Butik okul, yani hizmet alanları sınırlı binaya sahip… Bina Bakanlığın eğitim binası standartlar yönergesine uygunsa yasal olarak bir problem yok.

    Son 10 yılda oluşan belirsizlikler, mevzuat değişiklikleri, salgın (pandemi), dijitalleşme vs. birçok etmen nedeniyle rayına oturmayan sektörden bazı okulların hizmet alanları geniş olmasına rağmen eğitim programları ve kalitesi bakımından “zihinsel butiklik” yaşandığına da şahit olduk. Çok geniş ve lüks okul binaları ve yerleşkeleri; ancak gösteriye ve görsele dayalı veliyi ve öğrenciyi tatmin etmeyen eğitim programları… Dershane mantığıyla işleyen okullar…

    Bahçesi ve hizmet binalarıyla kendine özgü kaliteli bir “eğitim karakteri” ortaya koyan okul sayısı çok az, maalesef.

    Hal böyleyken özel okulların hizmet maliyetlerinin ve kayıt ücretlerinin birbirinden çok farklı olması doğal.

    Değişen toplum, bilhassa kadınların kamuda ve iş dünyasındaki istihdamının artmasından dolayı, anne evde olamadığı için çocuklar okuldan eve geç gelmek zorunda. Bunun da yolu öğrenciyi ders programları 17.00’ye kadar, etütlerle beraber daha geç saatlere kadar süren özel okullara göndermek.

    Özel okula çocuğunu gönderen veliler çeşitlidir:
    1-Anne ve baba aynı anda çalışıyorsa, mesai saatlerinde çocuğunun güvenli bir yerde olması için
    2-LGS, YKS gibi sınavlara odaklı çalışan çoğu özel okul hem okul hem dershane ihtiyacını karşılama iddiasında oldukları için.
    3-Organize sanayi bölgelerinde olup öğrenci başına devletten ücret alan özel meslek liselerinin kendileri hakkında “bedava kolej” gibi çekici kelimelerle algı oluşturduğu için
    4-Öğrencisinin sınavla öğrenci alan başarılı devlet okullarını kazanamamasının sonucu olarak mahallesinde gitmek zorunda olduğu devlet okulunun öğrenci seviyesini beğenmediği için
    5-Anne ve baba kendilerinin statü gösterisi için.
    6-Öğrencilerine bir eğitim disiplini ve karakteri kazandırması için.
    7-Öğrencilerinin birden çok yabancı dil öğrenmesi ve yabancı dilinin güçlü olması için

    Özel okullar hangi konularda özeleştiri yapmalıdır:
    1-Okul sahipleri eğitimci mi, başka mesleklerden kişiler mi?
    2-Okul sahipleri eğitimci olmasa da okul yönetimi yetkin, tecrübeli, donanımlı bir eğitimciye teslim edilmiş mi?
    3-Öğretmenler çocuğu, ergeni, insanı, anne ve baba psikolojisini ne kadar biliyor?
    4-Branşı ne olursa olsun, öğretmenler kendi ülkesini, ülkesinin tarihini ve kültürünü, dünyayı ne kadar tanıyor, kişisel gelişimleri ne düzeyde?
    5-Öğretmenler asgari ücretle veya ona yakın düşük ücretle mi çalıştırılıyor? Başarılı öğretmenler takdir ediliyor mu?
    6-Kadrolu kaç, ücretli kaç öğretmen var kurumda?
    7-Tüm çalışanlarla okulun bir kurum kimliği, kültürü ve dili oluşmuş mu? Okul çalışanlarının her biri farklı eğitim ve değer yargılarına mı sahip; okul çalışanları arasındaki ilişki sadece ekonomik mi?
    8-Okulun “ahlâklı ve erdemli” öğrenci yetiştirmek diye bir derdi var mı?
    9-Okulun yönetimine okuldaki bazı baskın veya statülü veliler karıştırılıyor mu?
    10-Okulun ciddi disiplin kuralları ve disiplin kurulu var mı?
    11-Okul idaresi tarafından öğretmenlerin kılık kıyafeti, diksiyonu, öğretim dili ve bunların öğrenci üzerindeki tesirleri gözlemlenebiliyor mu?
    12-Okul idarecileri özel sektörü kaldıracak enerjiye, heyecana, üretkenliğe mi sahip yoksa devletten emekli olmuş, tükenmişlik sendromu yaşayan ve ucuza çalıştığı için o makama getirilmiş kişiler mi?
    13-Çalıştırılan okul idarecileri başarılı biri mi yoksa birçok kurumu batırmış ve sürekli kurum değiştiren biri mi?
    14-Okulda açık öğretim diplomasıyla çalışan öğretmen var mı?
    15-Okulun akademik başarı dışında bir hedefi, mesuliyeti, kaygısı var mı?
    16-Özel okul eğitim ortamı, teknolojik donanım, laboratuvar, kütüphane, araç gereç, spor salonu vb konularda devlet okullarından iyi mi kötü mü?
    17-Okul sıralarıyla, sınıflarıyla, koridorlarıyla, lavabolarıyla ve diğer alanlarıyla ne kadar temiz?
    18-Veli okul ilişkisi müşteri ilişkisinden öte eğitim paydaşı ilişkisi mi?
    19-Okulun gerçek manada kitap okuma, münazara, fen ve sosyal bilimler sahasında ciddi projeler, düşünmeyi ve sorgulamayı öğretme hedefi var mı, varsa uygulama başarısı ölçülebilir mi?
    20-Yetiştirdiği öğrenciler bencil, duygusuz, acımasız ve test çözme makinesi haline mi geliyor?
    21-Okul öğrencileri dışarıdan gelen kaynak yayın pazarlamacılarının, kitapçıların müşterisi durumuna düşürülüyor mu?
    22-Okul dünyayı tanıyan öğrenci yetiştirmekle dünya insanı yetiştirmenin farklı olduğunu biliyor mu? Ailesine, vatanına, milletine, değerlerine aidiyet duymayan seküler bireyler mi yetiştiriyor?
    23-Okulda öğrencilerin iş birliği yapma, etkili iletişim, birlikte başarma kabiliyetleri gelişiyor mu?
    24-Okulun sınav faaliyetleri kadar sosyal ve kültürel faaliyetleri yeterli mi? Öğrenciler hayatı ne kadar tanıyabiliyor?
    25-Okul yenilenen öğretim programlarını ve teknolojiyi takip edebiliyor ve uygulayabiliyor mu?
    26-Faaliyetler, projeler, eğitim metotları ne kadar sonuç odaklı ne kadar gösteri odaklı? İki kare fotoğraf çekerek yapılan paylaşımlar gerçek anlamda ne kadar niteliklidir ve öğrenciye ne vermiştir?
    27- Ders başarısı, bilgi, kabiliyet ve görgü düzeyi birbirinden çok farklı öğrenciler aynı sınıfta mı eğitim görüyor?
    28-Öğrenci başına devletten ciddi ücretler alan ve kendilerini “bedava kolej” diye tanıtan özel meslek liselerinde mesleki eğitim ne kadar veriliyor, okulda atölye, araç ve gereç, öğretmen kalitesi ve sayısı, güvenlik tedbirleri yeterli midir; okul kuralları ne kadar uygulanabiliyor?

    Daha birçok soru ile özel öğretim kurumlarını sorgulayabiliriz. Devletin ücretsiz verdiği eğitimi siz ücret alarak veriyorsanız elbette sorgulanmalısınız.

    Velilerin statü gösterisini istismar eden, verdiği eğitim hizmetiyle orantısız fahiş fiyatlara öğrenci kabul eden okullar olduğu gibi yılın sonunu zor getiren özel okullarımız da var. Özel okullarımız birbirinden farklı sosyal yapıya ve yaşantıya sahip insanımızın öğrencisini yetiştirmede bir alternatiftir, paydaştır, gereklidir.

    Devlete de çok iş düşüyor. Zamanında yapılan denetlemeler özel öğretim kurumları için iyi bir rehberliktir aslında. Devlet denetlemeyi ihmal ederse kurumlar kendi alışkanlıklarını kazanır, sonrasında yapılan denetleme de çok can yakar. O nedenle bakanlık, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri zamanında ve yıl içerisinde de sürekli özel öğretim kurumlarını denetlemeli, onlara rehberlik yapmalıdır. Kurallara uymayan kurumlara da ciddi yaptırım uygulamalıdır.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Omer Akbulut dedi ki:

      Güzel tespitler teşekkürler

    2. Birgül Akinci dedi ki:

      Yine harika bir yazı,çok güzel ifade etmişsiniz ,yüreğinize saglik