Bir eğitim-öğretim yılını daha geride bıraktık. Milyonlarca öğrencimiz tatilde şimdi. Her bitiriş geride bırakılana ilişkin bir muhasebe çağrısıdır. Yapılıp edilenleri gerçekliğimiz, geleceğimiz, beklentilerimiz üzerinden değerlendirme fırsatıdır. Bu fırsatın titizlikle kullanılması hayati önemdedir. Çünkü verdiğimiz emeğin, harcadığımız paranın, ayırdığımız zamanın neye karşılık geldiğine ilişkin bir sorgulama, kendi varlığımızı ve işleyişimizi ciddiye alma...
Dershanelerin kapanıp apartmanlarda “temel lise” adıyla okullaşmaya (geçici de olsa) müsaade edilmesinden sonra sektör kendisini toparlayamadı. Laboratuvarıyla, kütüphanesiyle, spor salonuyla, geniş bahçesi, oyun alanlarıyla okul gibi okulların yerine devşirme yapılar okul oldu. Özel okullaşmada adına “butik okul” denen yeni bir okul mimarisi kendine yer etti. Kriz döneminde bu, geçici bir...
Türkiye enteresan bir görünüm arz ediyor. Bu enteresan görünümde devlet de toplum da aynı şekilde yer alıyor. Biri diğerini aratmıyor. İddiaların, ifadelerin boyutu çok yüksek, uygulama ise evlere şenlik. Aradaki çelişki ise neredeyse hiç dikkat çekmiyor. Hiçbir problem yokmuş gibi davranılıyor. Bilindiği üzere 20 bin öğretmen atamasının sonuçları yarın açıklanacak....
Belirli bir yaşın üzerinde olanlar bilirler. Eski kitapların özellikle dış arka yüzeyinde bez bir şerit bulunmaktadır. Ciltçilikte, kitap yapraklarını diplerinin ucundan birbirine bağlayan ve onları düzgün tutmaya yarayan ince bu bez şerite şiraze denir. Bez şerit ile bağlantı yitirildiğinde yapraklar kopar, dağılır, bütünlük yok olur. O yüzden dilimizde “şirazesi kaymak”...
Okullarda eleştirel öğrenme tavsiye edilir. Sorgulamayan nesilden hayır gelmez denir. Koşulsuz itaat ayıplanır. Müfredat sorgulayan nesil yetiştirsin diye feryat edilir. Sen bireysin, sen koyun değilsin, benliğinin farkında ol, diyerek gençlere öğütler verilir. Öğrenciye; öğretmenini ve onun öğrettiklerini sorgula denir. Öğretmene bakanlığı sorgula denir. Öğretmen adayına üniversite eğitimini, hocaları sorgula denir....
Hiç unutmam geçenlerde sosyal medyada bir video paylaştım. Elimde balta ve çivi, budaklı bir odunu kırmaya çalışıyorum. Normalde odun baltayla kırılır ama bilen bilir ki budaklı odun baltayla ve hatta balyozla bile zor kırılır. Uğraştım epey kırmak için tabi… Paylaştıktan sonra öyle yorumlar yapıldı ki… Eleştiri her daim işe yarar,...
En çok da beğenmediği kişide bulur insan kendini… Gizli bir keşke barındırır içinde, korkar duyulacak diye. İç sesine mukayyet olduğunu zannederken birden ortaya çıkar, dışa vurur, afişe eder kendini. Beğenmediği, sürekli eleştirdiği insanda zuhur eder varlığı… Kötü, kötüde bulur da kendini, iyiyi bulan kaçar iyiden. Zordur iyi olmak, meşakkatlidir, yorucudur…...
Eğitim sisteminin asli problemi ne okula erişim, ne öğretmen yetiştirme ne testlerdeki sonuçlar ne altyapı sorunlarıdır. Bu listeyi daha da uzatabiliriz. Evet bunların hepsi önemli birer problemdir ve rahatsızlık vermektedir ancak bunlar asıl problemin doğal sonuçlarından başkaca bir şey değillerdir. Bizim gibi yani aslen Avrupalı olmayan ve sonradan sonraya Batılılaşmaya...
Narsisizm veya kendini beğenmişlik, kişinin kendisine tapması, kabaca tabirle kişinin kendisine âşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Günümüzde, gerek bireysel ilişkilerimizde ve aile hayatımızda, gerekse çalıştığımız kurum ve kuruluşlarda bu tavrın çok daha fazla gözlenir hale gelmesi ve manevi anlamda çok fazla travmalara sebep olması nedeniyle bu haftaki yazımızı bu...
‘‘O yüzden belki çok basit gelecek ancak pek teferruatlı şeyler söylüyor havasında olan mevcut eğitim söylemini yapı bozuma uğratmakla işe başlamalıyız. Hayatımıza musallat olan bu klişeleri eleştirel bir okumaya tabi tutarak yol almalıyız. Kavramları netleştirmek, dili, düşünceyi berraklaştırmak durumundayız. Eğitim derken ne kastettiğimizi, eğitim adı altında sürdürdüğümüz faaliyetlerden neyi elde...
Sıradan insanlar olarak doğar, büyür ve yaşarlar aramızda. Kimi tüccar, iş adamı, kimi yazar/çizer, kimi sanatçı, bir kısmı memur, bir kısmı kifayetsiz muhteris siyasetçi, pek çoğu ise gelir düzeyi yüksek memur veya akademisyendir. Onları ortak paydada birleştiren ise hiçbir şeyi beğenmeyen, burnu havada, eleştirmekten başka bir şey bilmeyen, ideal ve...