ÖSYM, yılda 50 farklı türde 10 milyon kişiyi sınav yapan, yaptığı sınavın sonuçları 85 milyonu yani bir dünya devleti olan tüm Türkiye’yi ilgilendiren stratejik bir kurum. Yarım asrı bulan geçmişi ile ülkemizdeki hemen her evde bilinen bir devlet kurumu diyebiliriz.
Diğer birim ve kurumların yaptığı sınavların pek çoğunda yaşanan başarısız uygulama örneklerinden sonra zaman zaman çeşitli tartışmalı uygulamalarına rağmen, ÖSYM’nin sınav güvenilirliği yüksek idi. Ta ki yakın geçmişte Türkiye’ye bir cinnet yaşatan FETÖ’nün örgütlü bir şekilde uzun yıllar boyunca bu kuruma sızıp sistematik bir suistimal yaptığının anlaşılmasına kadar. Çocuklarının haklarının yendiğini düşünen hemen her Türk ailesinin beddua ve laneti, bu örgütün berheva olmasındaki en büyük amillerden birisi oldu diyebiliriz.
ÖSYM sorularının bir kaçının bir yayınevindeki yayınlarla aynı çıkması, Türkiye’ye son yapılan KPSS sınavının iptaline kadar giden bir süreç yaşattı.
Özellikle dershaneciliğin 1980’lerden sonra revaç bulmasıyla, soru kitapları ve sınavlar büyük bir sektör oluşturdu. Bu sektörü kendisine gelir kapısı haline getirenler öğretmenlere giderek artan sayılarla sorular yazdırıp piyasaya soru kitabı, soru bankası, sınav kitapçığı olarak sürdüler. İşin içinde çocukları olunca da aileler bu konuda hiçbir fedakârlıktan çekinmediler. Talep giderek yükselip de soru ihtiyacı çok fazla artınca ‘kolay yoldan kazanma’ hırsı yeni yöntemler(!) keşfettirdi. Takla attırılmak yoluyla seri soru yazımına geçildi.
”Sorulara takla attırmak”ı dershane ve yayın sektöründe olanlar iyi bilirler. Kendisine soru yazma siparişi verilenler işi kolaya getirmek için ellerine geçmiş yılların sorularını alırlar ve bu sorulara bakarak bazı cümle yapısı ve kurgusunda değişiklik yaptığı, rakamlarını değiştirdiği metinlere ”takla attırıp” yeni soru yazmış olurlar!.
ÖSYM Neden Tartışmanın Odağında?
ÖSYM’de bu işi bilen bir başkan ve ekip, yakın takip ederse şu an gelişmiş yazılım ve programlarla soruların sipariş verildiği isimlerin soru kalitesini bile tespit ettirebilir. Böylelerine bir daha soru siparişi verilmemek gibi muhtelif tedbirleri de mevcut bu işin. Geçmiş yıllarda daha fazla çocuk ‘başarı’ duygusunu yaşasın diye soruların zorluk derecesi kolaylaştırıldı ve her alanda yüzlerce birinci çıkaran sınavlarda yapıldı. Ancak ortalama bir soru zorluk düzeyi ile sınavlara hazırlanan çocuklardan daha çok, onları hazırlayanları rahatsız etti bu sistem. Çünkü gerçek başarı, soruları alışılmışın dışında kolaylaştırarak ölçülemiyordu.
Eğer ÖSYM’nin başka bir yerinde bir sistem kaçağı varsa sorusu gündeme gelebilir…
Gelişmiş teknolojiler sayesinde sistemin neresinde KAÇAK’ olduğunu anında tespit etmek de mümkün.
İşin kriminal ve polisiye tarafı devletin elbette ilgili kurumlarının üstesinden gelebileceği bir husus. Burada dikkat edilmesi gereken bir başka husus da ÖSYM’nin ‘bedelli ‘ görevlendirmeleri. Bu kurum büyük oranda öğrenci paralarıyla işlerini döndürmektedir. Öğrencinin parası ise yetim malı gibidir. Görevlendirmeleri, görevlerin muhtevası, görevlendirme biçimleri, görevlendirmelerden bazılarının ne kadar amaca uygun olarak yerine getirildiği yıllar yılı tartışılmakta olan bir yapı var ortada. Siyasetin dışında olarak bu kurumun ‘iflah’ olması için, işin bu tarafı ile de toplumda adalet duygusu uyandıracak bir düzenleme getirilmeli.
Şeffaf ve adil bir sistem getirilerek, kurum üzerindeki ‘lanetli’ nazarlardan arındırılmalı. Maşeri vicdan bu kurumdaki ‘ayrıcalık’ hissi veren uygulamalar hususunda şeffaflığa kavuşturulmalı.
Konuyu bir fıkra ile bağlayalım. Nasreddin Hoca’nın eşeği çalınmış. Hoca da gidip mezarlığın girişinde beklemeye başlamış. Hocayı görenler orada ne yaptığını sormuşlar. O da eşeğini aradığını söylemiş. Bu durumu görenler Hoca’ya ‘eşeği çalan orada ne gezer’ diye söylenmişler. Hoca’da ‘nasıl olsa eşeğimi çalan buraya gelecek’ diye tarihe geçecek bir cevap vermiş.
Şu halde işin hakikatini ortaya çıkarmak için, önce yanlışın nerede yapıldığını doğru teşhis etmeliyiz. Ancak o yolla doğru neticeye ulaşabiliriz.
Öyleyse soruların kaybolduğu yeri bulmak, hakikat ve adalete ulaşabilmek için en doğru adres neresi olabilir?
Sağlıcakla kalın.
Güzel. Doğru olanı yapmak lazım. Ancak işin içinde insan varsa, Şeytanda boş durmuyor Cehenneme yakıtı insan ve taş olan yakıt lazım. İMANI GÜÇLÜ İNSANLAR LAZIM. Allah’a emanet olunuz.