eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Öğretmenlik Mesleği Kanunu Yeter mi?

Son bir-iki yıldır “fenomen öğretmen” sıfatlı bazı kadın öğretmenlerin sosyal medyanın bazı mecralarında arz-ı endam ettikleri görülmektedir. Takipçi ve beğeni sayısını artırabilmek amacıyla her türlü kılıkla vitrine çıkan bu öğretmenleri; öğrencisinden velisine, köylüsünden kentlisine, her türlü meslek ve meşrepten insanın takip etmesi söz konusudur. Bu öğretmenler, takipçi öğrencilerinin ise rol modelidir.

Okullarımızda öğrenci disiplin olaylarının başında “akran zorbalığı” geldiği bilinmektedir. Hangi tür okula giderseniz gidin bu böyledir. Akran zorbalığının elbette ki çok yönlü, pek çok olumsuz etkileri söz konusudur. Peki, ya  “yetişkin zorbalığı” yok mudur?

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125’inci maddesinde devlet memurlarına uymamaları halinde verilecek disiplin cezaları sıralanmıştır. “Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunması” disiplin kusuru kapsamında değerlendirilen fiillerdendir. Şayet memurlar bu fiili hizmet dışında gerçekleştirirlerse “Kınama”; hizmet içinde gerçekleştirirlerse “Aylıktan Kesme cezası ile tecziye edilirler. “İtibar” sözlükte özetle “Hatırı sayılır olma durumu, şeref, haysiyet” anlamlarına gelmektedir.

“İtibar”ın öğretmenlerin de dâhil olduğu tüm memurlar için hizmet içinde ve dışında ihlal edilmesi halinde disiplinsizlik kapsamında değerlendirilen esaslardan biri olduğu açıktır. Peki nev-i şahsına münhasır özel ve özgün bir meslek olan, ayrıca insanı ve dolayısıyla toplumu yetiştiren öğretmenler için bu itibarın sınırı, çerçevesi ne olmalıdır? Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nda bunun çerçevesi çizilmiş midir?

Bir öğretmenin kendi özel alanındaki özel hayatına ve tercihlerine müdahale elbette ki söz konusu olamaz, Ancak toplumsal kabullerin sınırlarını yok sayarak her türlü kılık-kıyafetle kamu hizmeti verilen okullarda öğrencilerin yaşlarını ve psikolojisini dikkate almaksızın arz-ı endam edilmesi özgürlük ve özel hayat gerekçeleriyle görmezden gelinemez. Bu durum kamu hizmeti gören çocukları etkileyebilecek bir husustur. Dolayısıyla kamu hizmeti verilen eğitim kurumlarındaki iklimin öğrenciler merkeze alınarak oluşturulması, öğrencilerin beden ve ruh sağlıklarını olumsuz etkilemeyecek okul ortamı hazırlanması önem arz etmektedir. Yani yetişkinler, çocukların zihinsel, duygusal ve ruhsal açıdan sağlıklı yetişecekleri ortama uygun tutum ve davranış sergilemek mecburiyetindedirler.

Özgürlüğü, sınırsızlık sayıp öğrencilerin huzuruna neredeyse mahrem mekânlarda giyilebilen kıyafetlerle çıkan öğretmenlere okul müdürleri tarafından sözlü uyarılar yapıldığında “Özel hayatıma karışamazsınız, bana mobing yapıyorsunuz” şeklinde tepkilerin verildiği hususu artık idareciler tarafından mahcubiyetle ifade edilir oldu. “Ben mi yanlış görüyorum, ben mi yanlış algılıyorum” sorgulamasına giren idareciler bir süre sonra “mobing” ithamı nedeniyle ‘neme lazım’ demekten başka çıkar yol bulamıyorlar. Bu hengâmede zarar gören ise ruh sağlıkları ve gelecekleri ihlal edilen öğrenciler olmaktadır.

Özgürlüğün hedonistçe bir yaşam olduğu düşüncesinde olan ve eğitim kurumlarında kılıksız-kıyafetsiz dolaşanların kendilerine yapılan uyarılara karşı, anayasal bir güvence de buldukları görülmektedir. 1982 tarihli T.C. Anayasası’nın İkinci Bölümünün “Özel Hayatın Gizliliği ve Korunması” başlıklı ikinci kısmının 20’nci maddesi  “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” hükmünü şemsiye olarak kullanmaktadırlar. Hâlbuki bu hüküm gayet açık ve nettir: “Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” Eğitim kurumları özel hayatın, aile hayatının yaşandığı alanlar olmadığından ancak mevzuatla belirlenmiş kurallar çerçevesinde bu kurumlarda öğretmenlik görevi icra edilebilir.

Öğretmenlik nev-i şahsına münhasır özel ve özgün bir meslektir. İnsan yetiştirme sanatının ve mesleğinin adı öğretmenliktir. Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nda “Öğrencilerin bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki bakımdan gelişimi için çaba gösterir.” şeklinde sorumluluk yüklenen öğretmenlerin “özel hayat” ve “özgürlük” söylemlerinin ardına sığınarak öğrencileri bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki bakımdan olumsuz etkileyecek tutum ve davranışlardan kaçınmaları hayati önem arz etmektedir. Kaldı ki bu tür tutum ve davranışlar, bir boyutuyla öğrencilerin özgürlüğünü kısıtlayan ya da manipüle eden niteliğe sahiptir.

Netice itibarıyla yazıya başlık olan “Öğretmenlik Mesleği Kanunu Yeter mi?” sorunun cevabına gelince; yetmez, yetmiyor, sadra şifa olmuyor. Başta eğitimcilerin kılık-kıyafetleri konusu olmak üzere “fenomen öğretmenlerin” durumunun pedagojik açıdan değerlendirilerek ivedilikle somut adımlar atılması gerekmektedir. Genel anlamda eğitimi ve öğrencilerin bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki yönlerini olumsuz etkileyecek tutum ve davranışlara ilişkin önleyici somut kriterlerin Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nda yer  almasının vakti geldi ve geçiyor.

Öğretmenlik Mesleği Kanununda yer alan “öğretmenlik mesleğiyle bağdaşmayacak şekilde öğrencilere olumsuz örnek teşkil edecek söz, davranış, hâl ve hareketlerde bulunanlara” müeyyide getirildiği görülmekle birlikte “öğretmenlik mesleğiyle bağdaşmayan söz, davranış, hâl ve hareketlerin” neler olduğunun belirlenmesi, nerede başlayıp nerede biteceğinin izahı gerekmektedir. Bu bağlamda kısa süre önce “fenomen öğretmenler” konusunda Milli Eğitim Bakanı tarafından basına verilen demecin somut adımlara dönüşmesi hayati önem taşımaktadır.

H. Cemal ABDULLAHOĞLU

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.