Çad’da camide namaz kıldıktan sonra birisi yanıma yanaşıp selam verdi. Sonra kendisinin de Türk olduğunu söyledi. Hiç şaşırmadım. Çünkü bize Türkiye’de bütün insanların Türk olduğu öğretilmişti. Afrika’nın ortasında zenci bir Türk görmek bize normal gelmişti. Burada ne aradığını, nasıl geldiğini sorduk.
Dedelerinin Osmanlı askeri olduğunu, Trablusgarp savaşından sonra bölgede kaldığını ve daha sonra bir kısım akrabalarının buraya geldiğini söyledi.
Hatta Çad’da geniş kalabalık bir Türk ailesi olduğunu da belirtti.
Biz de böylelikle, zenci Türk de görmüş olduk.
Zenci de olsa memleketimizden bu kadar uzakta bir Türk görmekten mutlu olduk.
Beden özgür, peki akıl ve ruh?
Çad’ın çoğu Müslüman olmasına rağmen ağır bir kültürel erozyona uğramış durumda.
Mesela eczanelerin işareti, simgesi haç.
Önceleri küçük kilise sanmıştım.
Fakat daha sonra öğrendim ki eczaneymiş.
Sömürgecilik zihinlerde devam ediyor.
Fransızca
Çad’ın resmi dili Arapça olmasına rağmen tüm resmi işlemler ve yazışmalar Fransızca yapılmaktadır.
Okullarda Fransızca öğretilmektedir.
Kendilerine ait olmayan bir kültürün dili ile kültür yapmaya çalışmaktalar.
Bunun sonucunda Arapça’ya tam hâkim olmayan, Fransızca’ya da nüfuz edemeyen bir toplum oluşmuştur.
Mustafa Kemal ve Çad
Çad Libya’nın uzantısı ve kültürel olarak Libya’ya yakın. Osmanlı Devletinin Trablusgarp eyaletine bağlı Fizan yönetimi tarafından idare edilmiştir.
Bu nedenle okumuş Çadlılarla konuştuğumda sizin ülkenin kurucusu Mustafa Kemal de burada bulunmuş ve savaşmış diyorlar.
Böylece kendilerinin Türkiye’ye yakın olduğunu ve Osmanlı aidiyetini vurgulamış oluyorlar.
Bu durum yapılan hiç bir emeğin boşa gitmediğini göstermektedir.
Çad ve Erdoğan
Burada insanlarda Erdoğan’a karşı büyük bir sevgi var.
Hatta konuştuğum birisi Erdoğan’ı sevmiyorsan aramızda konuşacak bir şey yok diyor. Neden böyle sevdiğini sorduğumda, ‘cesur olduğunu Müslüman liderler arasında Avrupalılara kafa tutan tek lider olduğunu, Müslümanlara sahip çıktığını söylüyor. Ayrıca Rus uçağını da düşürdü diyor. Bu büyük bir cesaret diyor.’
Türkiye’yi geliştirdi diyorlar. Katar’ı savunması ve buraya asker göndermesi de çok takdir toplamış.
Türkiye’deki İslami hareketi bilenler, onu Erbakan’ın talebesi olarak görüyorlar. Erbakan’ı Türk İslami hareket lideri olarak görüyorlar. Adamlar Türkiye’yi takip ediyorlar.
Türk dizileri burada da izleniyor… Benim adını bilmediğim, beşinci sınıf aktörleri soruyorlar…
Ama buradan Türkiye çok güçlü ve gelişmiş görünüyor.
Kendimi Amerikan vatandaşı gibi hissettim. Yani bir süper gücün ve gelişmiş ülkenin vatandaşı gibi…
İlginç anekdotlar
Not:
Adam Rus uçağını düşürmemizi bizzat yaşıyor. Eliyle, uçağı ‘pan’ diye indirdi diyor. Sanki kendisi düşürmüş gibi. İlk kez bir Müslüman ülke, bir süper gücün uçağını düşürmüştür… Bunlar toplumların yüreğinde öz güven oluşturduğu gibi kendilerini Türkiye’ye yakın hissetmenin de bir sonucu.
Namaz ve Çad
Burada insanlar çok dindar. Ezan okunur okunmaz esnaf kaldırıma kilim serip, cemaatle namaz kılmaktadır.
Mezhep olarak Malikiler.
Malikîlik
Çad da Cuma namazında dışarıdaki cemaat, imamın önüne düşmektedir. Önce buna hayret ettim. Sorduğum maliki âlimleri izdiham durumunda caiz olduğunu söylediler.
Maliki mezhebinin bir içtihadını daha öğrendim.
Mezheplerin bölge insanlarının ihtiyacına göre geliştiğini görmek de ayrı bir keyif verdi.