(Ondördüncü bölüm) Öğretmen, istişare eder.
Öğretmen, dönem sonlarında anketler yaparak öğrencilerin görüşlerinden istifade eder.
“Bu dersin öğretmeni sen olsaydın nasıl ders işlerdin, ne yapardın, ne yapmazdın?”
“Ben bu dersin öğretmeni olsaydım ………” noktalı yeri uygun bir şekilde tamamlayın.
“Öğretmeninizin ‘keşke yapmasaydı’ dediğiniz üç şey nedir?”
“Öğretmeninizin, iyi ki yaptı/yapıyor dediğiniz üç şey nedir?” gibi sorularla öğrencilerin görüşlerini alır. Bu anketleri isim yazdırmadan ve “kim yazmış?” diye araştırmadan yapar.
Bu anket sonuçları öğretmenin kendini geliştirmesine de katkı sunar. Ancak anket sonuçlarının da mantık çerçevesinde uygulamalara aktarılması gerekir. Böylece görüşleri alınan öğrenciler değer verildiklerini hissetmiş olurlar.
Bazı hususlar hakkında da dönem sonunu beklemeden yazılı veya sözlü istişareler yapar. Öğrencilerin görüşlerine başvurur, ona göre kararlar alır ve bu kararları uygular. Duruma göre çoğunluğun görüşü uygulanabilir veya uygulanmaz; bu, öğretmenin inisiyatifinde olan bir durumdur.
Unutulmamalıdır ki istişare yapılarak alınan ortak kararların uygulanma olasılığı her zaman daha yüksektir.
Öğretmen, ferdi farklılıklara ve özel yeteneklere dikkat eder.
Öğretmen, hiçbir insanın diğer insanlarla aynı olmadığını, her insanın ayrı bir âlem olduğunu bilir. Ferdî farklılıklara dikkat eder. Hiçbir öğrenci de diğer öğrencilerle aynı değildir. Müfredat ve kitaplar umumi olarak hazırlanıyor. Burada öğretmene büyük iş düşüyor. Hangi öğrencinin neye ilgisi ve yeteneği daha fazla ise ona göre yönlendirmeler yapar. Herkesin doktor, hâkim veya öğretmen olması gerekmiyor. Herkesin memur olma zorunluluğu yok. Başarının sınavlarla ve sadece akademik sonuçlarla ölçülmesi de sağlıklı bir durum değildir.
Her ne kadar eğitim sistemimiz akademik başarı odaklı olsa da öğretmen, çeşitli ilgi testleriyle, farklı yetenek taramalarıyla öğrencisini daha iyi tanıyabilir ve hayatının geri kalanında severek yapabileceği işler için onu yönlendirebilir. Öğretmen öğrencisini iyi tanır.
-Bir hatıra-
Pansiyonda nöbetçi olduğum bir gece öğrencilerin ney üflediğini işittim. Ney sesini takip ederek sesin geldiği odaya gittim ama ortada ney yoktu. Sorduğumda da çok hayret ettiğim bir şeye şahit oldum. Öğrenciler, buldukları plastik, elektrik borularından ney yapıp onu üflüyorlarmış. Belki ustası fark edebilir ama ben kamıştan yapılmış ney sesini tanıyan biri olarak sesi ayırt edemedim.
Mimar Sinan, asker iken fark edilmiştir. Koca Sinan’ı askerde komutanı fark etmeseydi, onun yaptığı üç yüz yetmiş beş adet, tarihî şaheser de olmayacaktı.
Öğretmenin, fotoğraf arşivi vardır.
Öğretmenin, fotoğraf arşivi vardır. Bu arşivi oluştururken mahremiyete ve kişilik haklarına dikkat eder. Çektiği fotoğrafları muhafaza ederek ileriki süreçte usulüne uygun olarak onlardan istifade eder.
Öğretmen, mazeretleri kabul eder.
Zor durumda kalan öğrenciler, bazen makul olmayan hatta yalan mazeretler üretebilirler. Öğretmen, yalanını ispatlamak, mahcup etmek yerine mazeretleri kabul eder. Belki de ince bir latife ile ders verir. Derse geç kalan bir öğrenciye; “Ahmet’le aynı dolmuşla gelmişsiniz ama Ahmet’in bindiği dolmuşun sağ arka tekeri patlamış, senin bindiğin dolmuşun ise sol arka tekeri patlamış. Hımm demek ki bu dolmuşun farklı zamanlarda iki tekeri de patlamış, olabilir tabii, geçmiş olsun. Size bir şey olmamış ya, geçin oturun!” gibi latifeli iğnelemeler yapar.
Öğretmen, olumlu durumlarda “biz” veya “sen” dilini, olumsuz durumlarda ise “ben” dilini kullanır.
Öğretmen, övünülecek bir şey varsa; “Arkadaşlar bu sizin eseriniz!” ya da “Bunu birlikte başardık, biz yaptık. Biz sizinle birlikte bunun gibi daha nice şeyler yaparız. El ele verdik mi daha da güzellerini yaparız!” der.
Olumsuz bir şey olursa; “Ben anlayamadım, ben yapamadım, benim hatam oldu, özür dilerim” gibi ifadeleri kullanır.
Öğretmen, güzel sanatlarla ilgilenir.
Öğretmen, güzel sanatlara karşı ilgili ve duyarlı olur. En az bir enstrüman çalar. Arada bir şiir okuyarak, türkü söyleyerek dersi renklendirir. Ebru, hat, tezhip, vitray, kaligrafi gibi güzel sanatlardan en az biriyle ilgilenir ve bu konuda öğrencilere rehberlik eder.
Güzel sanatlarla ilgilenmek öğretmenin entelektüellik seviyesini artırır. Gönlünün ve davranışlarının güzelleşmesine vesile olur.
Öğretmen, günceli takip eder.
Öğretmen güncel konulara yabancı kalmaz. Devleti ve milleti ilgilendiren konulardaki gelişmeleri takip eder, gerektiğinde öğrencileriyle de paylaşır. Bunu, günlük politik tartışmalara taraf olmadan yapar. Öğretmen, öğrencilerine siyasi tercihini belli etmez. Herkesi kuşatan bir yapıda olur ve böyle bir dil kullanır.
Yöneticilerin aleyhine konuşmaz ve konuşturmaz. Yapılan yanlış dahi olsa okul müdürü, milli eğitim müdürü, kaymakam, vali, bakan, cumhurbaşkanı gibi devletin görevlilerinin aleyhine konuşulmasına müsaade etmez. Eleştiri kültürünü, duruma göre kendisini eleştirterek geliştirmeye çalışır.
Kendine güvenen öğretmen, gördüğü yanlışları o yanlışı yapanlarla yüz yüze görüşerek veya yazılı iletişim araçlarıyla usulüne uygun iletir, uyarır. İsmini ve adresini de gizlemez.
Mecbur kalmadıkça kimseyi şikâyet etmez. Tartışmaz. Öğretmen, velilerle kavga etmez, onlara kırılıp, gücense de bunu öğrenciye yansıtmaz.
Öğretmen, önyargısız ve adil olur.
Öğretmen için adalet son sınırdır. Adaletten önce lütufla muamele eder. Fedakârdır, diğerkâmdır. Adaletin, gereğini yapmak olduğunun, bilinenin aksine “eşitlik” demek olmadığının farkındadır.
Öğretmen, sınırları belirleyen aktör olduğunu bilir.
Öğretmenin, sınıfta ve öğrenciler arasında her konuda tam demokrasi uygulaması bazen olumsuz sonuçlar verebilir. Her zaman çoğunluğun dediği doğru olmayabilir. Sınıfın baskın ve haylaz bir öğrencisi tam demokrasi ile sınıf başkanı seçilebilir. Onun için öğretmen, ön şartlar belirleyerek seçimler yapar. Örnek; teşekkür ve takdir alan, sosyal faaliyetlerde aktif olan öğrenciler arasında bir seçim yapmak gibi. (Devam edecek)
Yıldırım Alkış
N e hikmetse bizim BÖYÜKLERİMİZ,kendine hep evet diyecek zevat ile istişare eder. O da “AHFEŞ’İN KEÇİSİNİ” bize hatırlatır.Hocam teşekkürler