eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Prof. Dr. Fevzi KARADEMİR

1973 yılında Van’ın Muradiye ilçesinde doğdu. İlkokulu Muradiye’de, Ortaokulu Erciş’te, Liseyi Patnos’ta bitirdi. 1994 yılında Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. 1998 yılına kadar öğretmenlik yaptı. 1998 yılında Dicle Üniversitesinde Türk Dili Okutmanı oldu. Türkiye Türkçesinde Birleşik Cümle adlı yüksek lisans tezini 2002 yılında; Türk Halk Bilmecelerinin Yapı, Dil ve Üslup Özellikleri adlı doktora tezini 2007 yılında aynı üniversite tamamladı. 2007 yılında Gaziantep Üniversitesi Gaziantep Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümünde Dr. Öğretim Görevlisi oldu. 2008 yılında bu bölümde Yrd. Doç. Dr. unvanını aldı. 2014-2016 yılları arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümünde çalıştı. 2016’dan beri Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümünde görev yapmaktadır. Karademir, evli olup biri kız, ikisi erkek, üç çocuk babasıdır.

    Düzce’de Ramazan

    İstanbul ve Ankara gibi ülkemizin en büyük metropolleri arasında konumlanmış̧ olan Düzce’miz, hemen her etnisiteden insanı barındırması yönüyle Türkiye’nin özeti gibidir. Kültürel çeşitliliği, yeşilin bin bir tonunu sunan tabiatıyla capcanlı bir manzara arz eden ilimiz,  manen de dinamiktir.

    Bu manevi dinamizm Ramazan ayında daha coşkun bir hal alır. Mütedeyyin Düzce halkında mübarek Ramazan ayının getirdiği bütün güzellikleri doyasıya yaşamanın telaşı görülür. Konu komşu ile yapılan iftarlar, cemaatle kılınan teravihler, birlikte icra edilen kıraatlerin her biri ayrı güzel. Özellikle bağrına bastığı Kur’an’ı ile mukabelelere giden beyaz yaşmaklı teyzeler, zorlukla yürüse de cami cemaatine yetişme gayretinde olan aydınlık yüzlü amcalar Düzce’nin sokaklarına uhrevi bir güzellik katar.

    İlin idaresinden sorumlu kadronun Ramazana hürmetkâr olması Düzce için bir şans. Valilik, Belediye, Üniversite; müftülükle ele ele vererek insanımızın bu manevi iklimden yeterince istifade etmesi için türlü etkinlikler gerçekleştirmektedir. Yine ilde faaliyet gösteren vakıf ve derneklerin bu yöndeki çabaları da takdire şayan.

    Muhtaçlara yönelik ücretsiz iftarlar, Ramazan’ın kutsiyetini kalplere nakşedecek umumi sohbetler, ramazan coşkusunu yaşatan müzik, tiyatro gibi eğlence programları bunlardan bazılarıdır.

    Bu programları daha da çoğaltmak mümkün. Zira başta da belirttiğimiz üzere Düzce bir mozaik. Manav, Türkmen, Çerkez, Abaza, Gürcü, Kürt, Laz, Arap… hemen her etnik yapıdan insanlarımızın kendi içlerinde yaşattıkları birbirinden güzel Ramazan geleneklerinin olduğu şüphesiz. Bir derleme ile bunları ortaya koymak mümkün. Ancak burada üzerinde durulması gereken asıl mesele, geleneklerle taşınan güzelliklerin gelecek nesle aktarılması. Bunu gerçekleştiremezsek bizi biz yapan bunca güzelliklerin yakın bir zamanda birer hatıraya dönüşmesi muhtemel. Bunun için çocuklarımıza, gençlerimize daha çok eğilmek, onların ramazan şuuru kazanmalarını sağlamak; her birimize düşen önemli bir görev. Aşağıda okuyacağınız haber bu açıdan dikkate değer:

    “Düzce Belediyesi, çocuklara ramazanı eğlenceli bir şekilde tanıtmak ve bu özel ayın manevi değerlerini aşılamak adına sürpriz bir etkinlik gerçekleştirdi. Çocuk Üniversitesi’ne gelen ramazan davulcusu, atölyeleri tek tek gezerek davul çalıp maniler söyledi. Ramazanın manevi iklimini yakından yaşayan öğrenciler etkinliğe ilgi gösterdi.” (https://hibya.com/ Erişim: 05.03.2025).

    İstanbul’da bir okul bahçesinde çocukların toplu halde “Ramazan” ilahisi okuması da örnek alınacak sevindirici bir haber.

                Evet, asıl mesele çocuklara, gençlere yönelik etkinlikleri çoğaltarak sevindirici haberlere yenilerini eklemek.         Bu konuda TRT’ye, MEB’e, TDV’ye, belediyelere, üniversitelere ve tabii ki her birimize çok iş düşmekte.

                Genel birkaç öneri ile sözümüzü noktalayalım:

    1. Farkındalığı artırmak için Ramazan temalı afişlerle evlerin mutat dekoru renklendirilebilir. Doğum günü partileri başta olmak üzere türlü etkinliklere yığınla para harcanmakta. Evimizin kapısına bir “HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN” tablosu asmak büyük bir yük olmasa gerek.  
    2. Mahya geleneği canlandırılabilir. Mahyalarda hadis ve ayetlerin dönüşümlü olarak sunumu sağlanabilir. (Mahyaların özellikle çocuklar üzerinde ne denli olumlu etkiler bıraktığını yedi yaşındaki çocuğumdan biliyorum.)
    3. Belediyelerin kontrolünde olan reklam panolarında Ramazanın mahiyet ve kutsiyetine dair sözler sergilenebilir.
    4. Son olarak; Türkiye’de sayıları binleri aşan yabancı uyruklu öğrenci bulunmaktadır. Bunların önemli bir kısmı farklı inançlara mensup. İslamiyet’in güzelliğini onlara da tattırmak için iftar sofraları güzel bir vesile. Kurumsal yapıların bunu programlarına almaları büyük hayırlara vesile olabilir.

    Ramazanın diriltici ikliminden doyasıya istifade etme, arınmış bir hal ile bayrama erme dileğiyle.

    Fevzi KARADEMİR

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.