eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
31°C
Ankara
31°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
31°C
Perşembe Az Bulutlu
28°C
Cuma Az Bulutlu
27°C
Cumartesi Açık
29°C

Yıldırım ALKIŞ

Yıldırım ALKIŞ KİMDİR? 1962 Kahramanmaraş-Göksun doğumlu. Ortaokulu, Göksun’da, Liseyi Kahramanmaraş İmam Hatip Lisesi’nde okudu. 1984 yılında Konya İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Sırasıyla, Göksun Lisesi’nde Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Ceyhan Yaltır Kardeşler Ortaokulu, Gazi ilköğretim Okulu ve Sağlık Meslek Lisesi’nde Din Kültürü Öğretmenliği, yine aynı dönemde İmam Hatip Lisesi’nde Arapça dersleri ve Cezaevinde Din Dersleri öğretmenliği yaptı. Kahramanmaraş İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik ve müdür yardımcılığı yaptı. Aynı dönemde mahalli radyo kuruculuğu, yönetim ve programcılık, Özel okul kuruculuğu, yöneticilik ve öğretmenlik, Dershane kuruculuğu, yöneticilik ve rehber öğretmenlik, Bazı sivil toplum kuruluşlarının kuruluşunda ve faaliyetlerinde aktif rol aldı. DOST ve GONCA gibi okul dergilerinin çıkartılmasına aktif katkı sağladı. Türkoğlu İmam Hatip Lisesi müdürlüğü, Mersin İmam Hatip Lisesi müdürlüğü, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı yaptı. Aynı dönemde Eğitim Fakültesinde, Din Psikolojisi, Psikolojiye Giriş, Türk İslam Edebiyatı ve Bilim Tarihi dersleri okuttu. Kars İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Türkiye Diyanet Vakfı Yurtlar ve Sosyal Tesisler İktisadi İşletmesi Müdürlüğü yaptı. Heybe, Bohça, Füyüzat, Seyehatname, Civanmert, Kımıl, Kirman, Şiirimsi gibi özgün notları içeren ajandaları var. “Hafız Ali Efendi ve Mücadelesi”(Müşterek) “Biz Böyle Gördük”(müşterek) “Fotoğraflarla Kars” (Heyet) “Çocuklar Dedelerinin Oyunlarıyla Oynuyor”(Heyet) “Dua Zamanı Mektuplar” “kulluğun tadı” gibi basılı çalışmaları var. Evli, iki oğlu ve biricik kızı var. Halen Ankara Sosyal Gelişim Derneği genel sekreterliği görevini yürütüyor.

    Öğretmenlik, nasıl bir sanattır?

    ÖĞRETMENLİK SANATI

    İkinci bölüm

    Öğretmen, sahip olduğu kıymetlerin farkındadır. Mutluluğun sırrının da burada saklı olduğunu bilir ve varlarına şükreder, yoklarına sabreder.

    -Bir hikâye-

    Cüneydi Bağdadi için anlatılır: Bir gün bir köpeğe değmemek için eteğini toplar. Daha sonra köpekle bir müddet bakıştıktan sonra ağlar ve bayılır. Hazret kendine gelince sorarlar:

    – Efendim, niçin ağladınız ve bayıldınız?

    – Bu köpeğin sözleri beni ağlattı,  der.

    Tekrar sorarlar:

    – Köpek ne dedi ki, biz bir şey duymadık ve anlamadık?

    – Köpek, hâl diliyle, “Cüneyt, Cüneyt! İnsanım diye hiç mağrur olma, havalanma boşuna. İnsan olmak senin bir kazanımın değil, köpek olmak da benim tercihim değil. Sana insan derisi giydiren Allah, senin derini bana giydirebilirdi, bendeki köpek derisini de sana giydirebilirdi. Ben senin yerinde bir insan, sen de benim yerimde bir köpek olabilirdin.” dedi. İşte bu sözler beni ağlattı ve bayılttı, der.

    Yaratıcı bizi insan olarak değil de herhangi bir hayvan olarak yaratsaydı, itiraz edebilir miydik? Şu anda hayvanlar itiraz edebiliyorlar mı?

    Öğretmen, insan olmanın ve evrenin en kıymetli varlığı olan çocukların kendine emanet edildiğinin farkındadır.

    Hastalara derman olmaya çalışan doktorlar, bitkilere derman olmaya çalışan ve metallere hayat vermeye çalışan mühendisler… Edipler, şairler, ozanlar, iş adamları, yöneticiler, komutanlar, anneler, babalar hepsi öğretmenin eseridir.

    İyilerin tüm eserlerinde ve zaferlerinde bir şekilde öğretmenin payı vardır.

    Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’un fethinden sonra şehre girince halk kendisine çiçek vermek istediğinde hocasına verilmesini ister. Halk komutanın kim olduğunu anlamakta güçlük çeker, tereddüt eder. Durumu fark eden Fatih, “Komutan benim, siz doğru geldiniz ama o, benim hocam Akşemsettin’dir, siz çiçeği ona verin.” der.

    Yine; “Sanmayın ben İstanbul’un fethine sevinirim. Ben Akşemsettin’in benim zamanımda yaşadığına sevinirim.” diyerek öğretmene verdiği değeri ifade etmiştir.

    İşçi, çiftçi, esnaf, tüccar vb. meslekleri de yapıyor olabilirdik. Hepsi ayrı güzel, hepsi ayrı kıymetli ama insanın en sağlıklı ve en taze olduğu zamanlarda onun eğitimiyle ilgilenmek elbette en kıymetli olandır.

    Çok güzel bir coğrafyada yaşıyoruz. Afrika’da açlıkla, susuzlukla mücadele eden insanların yaşadığı bir bölgede yaratılmış olsaydık ve Avrupa’ya kaçak yollarla gitmeye çalışırken şişme botlarla okyanustan geçmeye çalışırken sulara gömülseydik durumumuz ne olurdu? Bu güzel ülkede dünyaya gelmek de bizim çabamızın sonucu değil. Öğretmen bunların farkında ve şükründe olandır.

    Endonezya ve Nepal taraflarında çoğu insan sönmüş yanardağlardan sülfür (kükürt) çıkartarak geçimliklerini sağlamaya çalışıyorlar. Yaklaşık olarak kırk beş yaşında hastalanıyor ve elli yaşlarında da ölüyorlar.

    Dünyada iken cennet gibi bir vatanda yaşamanın ayrı bir şükür vesilesi olduğunu da öğretmen çok iyi bilir.

    Öğretmen, kendini iyi tanır.

    Öğretmen, mükemmel olmadığını ve asla olamayacağını bilir. İnsan artılarıyla ve eksileriyle insandır. Bir insanın her konuda mükemmel olamayacağı gibi öğretmen de her konuda mükemmel olmayacaktır. Bu onun iyi bir öğretmen olmasına engel değildir. Yeter ki eksilerini bilsin ve kabul etsin, telafisini araştırsın. Artılarının da kıymetini bilsin ve geliştirsin. Hatta bazı eksiklikler var ki kişi için avantaj dahi olabilir.

    -Bir Nükte-

    Hasan Ali, “s” sesini peltek söylediği için arkadaşları tarafından akran zorbalığına maruz kalıyor, onunla dalga geçiyorlardı. Öğretmeni; kırılmış, incinmiş, kendini değersiz hisseden bu çocuğa içtenlikle öyle konuştu ki bir süre sonra çocuğun yüzünde bir tebessüm oluştu. Öğretmen, ona şöyle demişti:

    – Seninle benzerliklerimiz çok fazla; “Dikkat edersen ben de “r” sesini tam çıkartamıyorum. Şükür ki, yirmi dokuz harften sadece bir tanesini tam çıkartamıyoruz. Ya hepsini söyleyemesek, hiç konuşamasaydık, o zaman ne yapardık?

    Öğretmen, şartların zorluğunu motivasyona çevirir.

    Hayat düz bir yol değildir; inişli-çıkışlı, sağlı-sollu, bazen sarp olabilir. Önümüze nehir, göl, deniz, dağ çıkabilir. Yolun engellerine, iklim şartlarına karşı hazırlıklı ve dayanıklı olur öğretmen.

    Öğretmen, olanda hayır vardır, anlayışıyla hareket eder. Karşılaştığı güçlüklerin de eğitimin, öğretimin bir parçası olabileceğini düşünür, krizleri fırsata dönüştürmenin gayretini güder. Ümidini her daim diri tutar.

    İnsanlar devletler gibidir. Devletler geçmişlerinden ders çıkartarak geleceğe yeni ümitlerle hazırlanırlar. Tarih bilgisi ve tecrübesi geleceğe emin adımlar atmak için gereklidir.

    Japonya’nın ikinci Dünya Harbinden mağlup çıkması, Hiroşima ve Nagazaki tecrübesi, onların yeni bir Japonya oluşturmasının yolunu açmıştır. (Devam edecek

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.