Gençlik heyecanı ve türlü hayallerle, üstelik kaçak yollardan Avrupa’ya giden arkadaş, bir ülkeye kapağı attıktan sonra gerekli şartları sağlayarak sığınmacı sıfatıyla oturum izni almak için göçmenlik bürosuna başvurmuş.
Başvurunun ardından büroya davet edilen arkadaşa kendisinde gözlemlenen bazı olumlu davranışlar sayılmış. Yapılan gözetim ve değerlendirmeler sonunda sorumlu bir kişiliğe sahip olduğunun anlaşıldığı, bu yüzden kendilerinde “iyi bir vatandaş olacağı kanaati” oluştuğu belirtilerek başvurusunun kabul edildiği bildirilmiş.
Görevli memurun söylediğine göre “İçtiği sigaraların izmaritlerini rasgele yere atmayıp, söndürerek cebine koyması ve çöp kutusuna atması” da gözlemlenen olumlu davranışlardanmış. Bu gözlem, paketli yiyecek ve içeceklerin ambalajları için de geçerliymiş.
Yıllar önce görev yaptığım okulda hizmetli bayan, derslerin bitiminde elinde çay bardağı ile gelmiş, öfkeli ve üzüntülü bir ses tonuyla “Hoca’m; Allah aşkına, şu çay bardağına bakar mısınız? Bunu öğretmenler odasından getirdim.” diye serzenişte bulunmuştu.
Baktım, elindeki çay bardağının dibinde bir parmak yüksekliğinde çay kalıntısı ve üç dört tane izmarit. Kalıntı çayın rengi, bardakta söndürülen izmaritlerin etkisiyle daha da koyulaşmıştı.
Malum, o dönemlerde kapalı mekânlarda sigara içmek yasak değildi ve isteyen öğretmen, öğretmenler odasında sigara içebiliyordu. Bu yüzden masa ve sehpalarda kül tablaları, namıdiğer küllükler bulunduruluyordu. Anlaşılan, küllükleri kirletmek istemeyen arkadaşlar, kolay sönmesi için izmaritleri baş aşağı bardaktaki çay kalıntısına bırakmışlardı.
Bu arada sorumluluğundaki personele sigara yasağı konusunda taviz vermeyen, ancak odasında çay veya kahve eşliğinde sigarasını tüttüren, çalıştığı kurumun kapısına kadar içtiği sigaranın izmaritini rastgele fiskeleyerek içeri giren ne kadar amir ve memur varsa hepsine üzüntülerimizi bildirip asıl konumuza dönelim.
“İzmarit” kelimesi, TDK Türkçe Sözlük’e göre Rumcadan dilimize geçmiş. İki anlamı var: 1. Bir tür pullu ve kılçıklı küçük balık. 2. İçilmiş sigara artığı.
Bizim konumuz, “içilmiş sigara artığı” olan izmarit.
Şöyle etrafımıza dikkatlice bir bakalım.
Kamelyaların, park veya muhtelif yerlerdeki bankların, otobüs duraklarının, metro istasyonlarının giriş kapılarının çevresi; kaldırımlar, kaldırım taşlarının arası, caddeler, sokaklar, mazgallar, ana yolların kenarı, refüjler, şarampoller, kumsallar; kurum ve kuruluşların, iş yerlerinin, apartmanların kapı önleri ve balkon hizasındaki zeminler, kendiliğinden sönmüş veya ezilerek söndürülmüş, uzun ya da kısa sigara izmaritleriyle dolu. Kıyıya köşeye sıkıştırılanlardan, saksıların içine bırakılanlardan, alt balkonlara ve pencere kenarlarına gelişigüzel atılanlardan bahsetmiyorum bile.
Sigara içmek isteyen içsin. Eyvallah. Sağlık onun sağlığı, para onun parası. Ha, bana soran olursa içmemesini tavsiye ederim. Lakin şu sorumsuzca, uluorta atılan izmaritler can sıkıyor.
Yerlere atılan izmaritler görüntü ve çevre kirliliğine yol açıp orman, hatta iş yeri yangınlarına sebep oluyormuş. Muhtevasında bulunan selülozlar, çeşitli kimyasallar ve mikroplastik atıklar doğada yıllarca bozulmadan kalabiliyormuş. Bu süre içerisinde toprağı, suyu, denizi, havayı kirlettiği yetmiyor, bir de zehirliyormuş. Böylece insanların, diğer canlıların, bitkilerin sağlığına zarar veriyormuş. Kimin umurunda?
An itibarıyla “Sigaramı yakarım, keyfime bakarım, izmaritini istediğim yere atarım; hem çöpçünün işi ne, işsiz kalmasın.” mantığına sahip kimselerin sayısı azımsanmayacak kadar çoğaldı.
Sigara paketlerinin, pet şişelerin, peçetelerin, ıslak mendillerin, yiyecek artıklarının ve diğer atıkların sebep olduğu çevre kirliliğinin yanında “izmarit meselesi” de toplumumuzun ve eğitimimizin öncelikli meselelerinden birisi olmalı.
Sigaralar, izmarit depozitolu satılabilir mi? Sigara şirketlerine bu konuda bir yükümlülük getirilebilir mi? İzmaritlerin toplanması veya dönüşümüyle ilgili anlı şanlı projeler hayata geçirilebilir mi? Resmi-özel kurum ve kuruluşlarımızın yetkilileri bu işe ciddi anlamda kafa yoruyorlardır elbette.
İçtiği sigaranın izmaritine sahip olamayıp otomobilinin camından fütursuzca dışarı fırlatanlar, aracının küllüğünü uluorta boşaltanlar; evin balkonundan ve penceresinden, iş yerinin kapısından rastgele atanlar olduğu müddetçe çocuklarımıza nasıl çevre bilinci kazandıracağız? Onlara çevreyi kirletmemeyi, gelişigüzel çöp atmamayı nasıl özümseteceğiz? Bu sorunu hangi eğitim anlayışıyla, hangi sistem ve yaklaşımlarla çözebiliriz? Üstelik aileler ve büyükler bu sürece dâhil olmadan…
Eğitimin amacı; sadece okuyup yazmayı, hesap kitap yapmayı öğretmekten; test çözmekten, sınav başarısından, diplomadan, iyi bir iş ve gelir sahibi olmaktan ibaret olmamalı ki biz de günün birinde oturum izni veya vatandaşlık başvurusunda bulunan kimselerin çevre temizliğine verdiği önemi gözlemleyebilelim.
Mustafa USLU
Çok güzel bir konu ve güzel bir örnek.
Yüreğinize kaleminize sağlık.
Müslüman bir ülkede, Müslümanım diyen insanlardan Müslümanca beklenen bir davranışı ya çok az görüyoruz, yada maalesef hiç göremez olduk. Çevremize verdiğimiz rahatsızlıktan gurur duyan bir topluluk haline gelmişiz, haberimiz yok.
Kıymetli hocam; okul bahçesinde çevre temizliğini sınıfıyla beraber yapan öğretmen veli tarafından çocuğuma bahçede çöp toplatılmış diye çok üst bir makama şikayet edilebiliyor. Bu durumda bu veli ve öğrenciden izmariti yere atmamasını beklemek….
Mustafa hocam, Allah razı olsun.
Bu izmarit konusu çok önemsenmeli.
Ben şahsen bu konudan çok muzdaribim.
Gece geç saatlerde üst katların pencerelerinde içilip ve hoyratça aşağı fırlatılan yanar haldeki izmarit aşırı sıcaklardan dolayı açık bulunan bizim dairenin salonuna düştü. Allah’ tan izmarit’in düştüğü alanda halı yoktu, parkeyi yakmaya yetmeden kendi alevi geçmiş ve kendiliğinden sönmüş. Basit gibi görünen bir vurdumduymazlığın faturasının ne kadar büyük olacağını bir düşünebilsek…
Uzun zamandır bu konuda kendi ağzımdan değil de uzman bir kalemden bir paylaşım yapmak istiyordum. Artık insanlara “kaşın var” denilemez oldu.
Bir de afedersiniz “tükürük” meselesi var. Özellikle de bu sigara içenlerin… Bu hastalıkların yaygınlaşması ve kanser ilişkisi üzerine de lütfedip yazarsanız çok sevinirim.
Mustafa hocam, kültür seviyemizi belirleyen bir konu. Ülkemizin o kadar büyük sorunları var ki bu tür kişilik seviyesini belirleyen davranışlara sıra bile gelmiyor.
Hocam kalemine, yüreğine sağlık.
Naçizane bendeniz 3-4 sene önce on beş gün kadar Berlin’i dolaştım. İki şey çok dikkatimi çekti:
1. O zaman zarfında Türklerin yaşadığı ya da çok azının yaşadığı bölgelerde yerde üç çöp gördüm, birincisi Hayatsu, ikincisi Biskrem, üçüncüsü de Topkek”ti.
2. Parklarda, “Top Oynamak Yasaktır” ifadesi
Not: Bu ifadeleri lütfen “Batı hayranlığına yormayın.
Bir üçüncüsünü bilahare paylaşırım inşallah.
Hocam ellerinize sağlık. Çok önemli bir konu. Siz bunları değişik platformlarda, veli akademi seminerlerinde anlatırken ben de katılımcı olarak dinleme fırsatı buldum. İnşallah biz eğitimciler bu konuların hassasiyetle üzerinde durmaya devam etmeliyiz.
Mustafa Hocam, Güzel bir konuya değinmişsiniz istifade ettik teşekkür ederim.
Bu yazınızı okuyunca iki konuyuda ben kısaca eklemek istedim.
Konu 1; iki kere evimin camından içeri yukarı katlarda oturan komsularımızdan biri sigara izmaritini evinin çöpüne atmak yerine sokağa fırlatmasısonrasında halının üzerine düştü ve sigara yanıyor haldeydi, farketmeseydik yada evde olmasaydık sonucun ne olacağı hepimizin malumudur.
Konu 2; yazınızı okuduktan bir gün sonrasıydı, işim icabı şirketin üst katından aşağı otopark ortamını gözlemlerken sigara içen müşteriler dikkatimi çekti, müsterinin biri cebinden sigara paketini çıkarttı içinde bir tek sigara kalmış olmalıydıki sigara paketini avucunun içinde sıkıştırıp çimlerin üzerine attı ve onun için bu durum okadar doğal olmuş olmalıki sigarasını yakarak büyük bir keyif alıyorcasına içmeye başladı, oysaki 2 adım yakınında sigara küllüğü vardı,
Bence; bu davranışların sadece eğitimle düzeleceğini sanmıyorum,bugün biz sigara içenin yaptığı hatayı eleştiriyoruz çünkü biz sigara içmiyoruz, aslında biz her alanda gördüğümüz bu ve benzeri davranışbozukluklarını acaba bende de var mı diye bir bakabilsek bir çok farklı konularda davranış bozukluğumuzun olduğunu göreceğiz, ilk adımı atarak kendimizin davranış bozukluklarını düzeltmeye gayret etsek, yazınızdaki vatandaşlık almayı hakeden kişi gibi rolmodel oluruz,çocuklarımız ve etrafımız böylelikle bizden doğru davranışları görecegi için onlarında davranışlarında otomatikman düzelme olmaya başlayacaktır.
Kaleminiz dert görmesin sayın hocam