Kelime olarak tefrika; “f r k” kökünden türeyen, iki şeyin arasını ayırma, parçalama, parçalanmışlık, bölme, bölücülük gibi anlamlara gelen bir kelimedir. Terim olarak ise tefrika; dinî, fikrî ve siyasî birliğe sahip insan topluluklarının bölünüp parçalanmasını, fırkalara ayrılmasını ifade eden bir kavramdır. Tefrika; İslam’ın temel ilkesi olan tevhid ilkesine ters düşmek,...
Gençlik heyecanı ve türlü hayallerle, üstelik kaçak yollardan Avrupa’ya giden arkadaş, bir ülkeye kapağı attıktan sonra gerekli şartları sağlayarak sığınmacı sıfatıyla oturum izni almak için göçmenlik bürosuna başvurmuş. Başvurunun ardından büroya davet edilen arkadaşa kendisinde gözlemlenen bazı olumlu davranışlar sayılmış. Yapılan gözetim ve değerlendirmeler sonunda sorumlu bir kişiliğe sahip olduğunun...
El-ilm ve el-ma‘rife terimleriyle ifade edilen bilgi daha ziyade bilen (özne) ile bilinen (nesne) arasındaki ilişki, yahut bilme eyleminin belli bir ifade şeklidir. Bilginin tam zıddı olan bilgisizlik ise cehl kelimesiyle ifade edilir. İlk İslâm filozofu Kindî, bilgiyi “eşyanın hakikatleriyle kavranması” şeklinde tarif etmektedir. Fârâbî’ye göre bilgi, “varlığı ve devamlılığı insanın yapıp etmelerine bağlı olmayan...
İnsanı hayatın anlamına ulaşmaktan koparan bu çağın felsefesi: ‘’duygusal bağ kurduğu nesneler.’’dir. Bu anlayış hayatın bütün alanlarına yayılmakta. Özü hep daha fazlaya dayanmakta. Pierre de Coubertin tarafından önerilen daha sonra olimpiyat felsefesi olan slogan “Daha Hızlı, Daha Yüksek, Daha Güçlü” için Latincesi Citius, Altius, Fortius’tur. Hep daha fazla, biraz daha...
Bundan önceki yazımızda Hoca Ahmed Yesevî’nin eğitimci yönüyle ilgili bir yazı yazmıştık. Bu yazımızda onun insan bakış açısını genel olarak ele almış, bununla ilgili bilgiler vermeye gayret etmiştik. Şimdi de eseri Divân-ı Hikmet özelinde onun eğitim düşüncesi üzerinde durmak istiyoruz. Öncelikle Dîvân-ı Hikmet hakkında bilgi vermek istiyoruz. Hoca Ahmed Yesevî,...
Kurt ile Tilki Dünyada çoğu insan kendi nasibine, rızkına kanaat etmez ve başkasının nasibine tamah eder. Oysa herkesin hareketi görüşü makamına göre olduğu gibi, nasibi ve rızkı da Allah’ın takdirine göredir. Mevlânâ bu durumu, aslanın kurt ve tilkiyle birlikte avladıkları hayvanları paylaşmaları örneğiyle vurgular. Aslında hikâye geçmiş ümmetlerin hatalarından ibret...
Mevlana Muhammed Celaleddin Rumi (1207-1273) sekiz asırdan bugüne şaheseri olan Mesnevî’sinin 20. Beytinde, ‘Sedef gibi kanaatkâr olmadan inci sahibi olunmaz’ manasını gelen veciz sözünde şöyle seslenir: “Harislerin göz testisi dolmadı. Sedef, kanaatkâr olduğundan inci ile doldu.” Hırs sahiplerinin testiye benzeyen gözleri dolmadı, yani doymadı ve gönüllerine kanaat gelmedi. Onun için...