eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Cumartesi Parçalı Bulutlu
32°C
Pazar Az Bulutlu
33°C
Pazartesi Az Bulutlu
34°C
Salı Az Bulutlu
35°C

Divan-ı Hikmet’te Eğitim

Prof. Dr. Ahmet YILDIRIM

Bundan önceki yazımızda Hoca Ahmed Yesevî’nin eğitimci yönüyle ilgili bir yazı yazmıştık. Bu yazımızda onun insan bakış açısını genel olarak ele almış, bununla ilgili bilgiler vermeye gayret etmiştik. Şimdi de eseri Divân-ı Hikmet özelinde onun eğitim düşüncesi üzerinde durmak istiyoruz. Öncelikle Dîvân-ı Hikmet hakkında bilgi vermek istiyoruz.

Hoca Ahmed Yesevî, Dîvân-ı Hikmet adlı eserini ihtiyaca binaen yazmıştır. Çünkü Hoca Ahmed Yesevî İslâmî ilimlere vâkıf ve Arapça ve Farsça bilmesine rağmen çevresinde toplananlara İslâm dininin esaslarını, akidesini, şeriat hükümlerini, tarikatının âdâb ve erkânını öğretmesi gerekiyordu. Ayrıca etrafına toplanan insanlar, İslamiyet’e yeni girmiş, herhangi bir medrese eğitimi alamamış fakat inançlarında son derece samimi olan saf ve sade Türklerdi. Bu maksatla sade bir dille ve halk edebiyatından alınma üslupla hece vezninde manzumeler söyledi ve bunlara da “Hikmet” adını verdi. Yesevî bu deyişlerine “Hikmet” adını rastgele vermemiştir. Zira Nahl Süresi’nin 125’inci ayetinde “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel nasihatle dâvet et” buyurulmaktadır. İşte bu âyeti kerimedeki ifadeye dayanılarak “Hikmet” adı verilen dörtlükler, onun vefatından sonra Dîvân-ı Hikmet adı verilen mecmuanın da adı olmuş ve eser ortaya çıkmıştır.

Hoca Ahmed Yesevî’nin eseri incelendiğinde onun düşüncesinde felsefi, sanatsal ve tasavvufi endişelerden ziyade, sosyal amaç ve muhteva ön planda bulunuyor. Onun şiirleri bu amaçla incelenirse, bu durumun bütünüyle doğrulandığı görülür.  Divân-ı Hikmet‘te cimrilik, tamah, açgözlülük ve nefsanî arzular reddediliyor; sabır, kanaat ve nefsin frenlenmesi(nefis terbiyesi) övülüyor. Hırs ve ihtirasın insan hayatına verdiği zararlar anlatılıyor, hoşgörü, tevazu ve sevgi davranışlar olarak tavsiye ediliyor. Yalan ve riya eleştirilerek, dürüstlük ve açık sözlülük yüceltiliyor. Özet olarak belirtecek olursak hikmetler, İslam’ın yüce ahlakının süzülerek insan idrakine sunulmuş halini ifade etmektedir. Bu itibarla Hoca Ahmet Yesevî’de, ahlak merkezli bir din anlayışı hâkimdir. Diğer taraftan Hikmetlerin tamamı göz önüne alındığında üzerinde en çok durulan ana konuların dini ve tasavvufî unsurlarla birlikte sosyal ve zamanın ihtiyacı olan hususlar olduğu ortaya çıkmaktadır. Bundan dolayı Hoca Ahmed Yesevî ilmini halkına aktarmada “Hikmet Söylemeyi” bir yöntem olarak kullanmıştır. Onun bu özelliği çeşitli yönleri ile değerlendirilebilir:

a. Burada birinci yönü, eğitici ve eğitimci şahsiyeti ile ilgilidir. Hikmet ancak ilimde ve irfanda kemal derecesine ulaşmış insanların söyleyebileceği bir şeydir. Biz buna ilmin insanda hal olup yansıması, söz olup dudaklardan akması da diyebiliriz. Hoca Ahmed Yesevî bunu başardığına göre, bir eğitici ve eğitimci olarak başta gelen özelliği de bu olmalıdır.

b. Hikmetlerin dili ve şekli: Hikmetler konusunda üzerinde durulması gereken ikinci yönü onların dili ve şekil özellikleri oluşturmaktadır. Eğitimde dil en önemli iletişim unsurudur. Bu itibarla, eğiticinin kullandığı dilin eğitilenin en iyi şekilde anlayabileceği özelliklerde olması gerekir. Hoca Ahmed Yesevî halkını eğitirken bunu göz önünde bulundurmuş ve hikmetlerini Eski Türk Edebiyatında yaygın olan ve yine çoğu zaman halkın eğitimi amacı ile kullanılan hece veznindeki dörtlük şiirler şeklinde ve Türkçe olarak söylemiştir. Bilinen, onun, hikmetlerini içinde yaşadığı ve eğitmek istediği halkın anlayacağı dilde ve basit ifadelerle söylemiş olduğudur. Ancak şunu hemen ifade etmek gerekir ki, buradaki basitlik şekildedir; mana ve muhteva çok derindir. Hoca Ahmed Yesevî’nin halkı eğitirken, halk arasında yaygın olan bir üslubu kullanmış olması, örnek bir pedagojik davranıştır. O bu yaklaşımla halkına daha iyi ulaşma imkanı bulmuş, onların ilgisini kazanmış ve İslam’ı anlayıp Müslüman olmalarını hızlandırmıştır.

c. Hikmetlerin muhtevası: Üzerinde durulması gereken bir diğer önemli nokta ise hikmetlerin muhtevasıdır. Hikmetler şekil bakımından İslam öncesi Türk Edebiyatının özelliklerini taşır. Muhtevayı ise dini bilgiler oluşturmuştur. Hoca Ahmed Yesevî hikmetlerinde Eski Türk Edebiyatının milli unsurları ile dini tasavvufi unsurları uyum içinde bir araya getirmiştir. Kısaca söyleyecek olursak hikmetlerin muhtevasını İslam Dininin esasları, şeriatın ahkâmı, ehl-i sünnet akidesi, tasavvufun incelikleri ve tarikatın âdâb ve erkânı oluşturmaktadır.

Hoca Ahmed Yesevî’nin eğitim anlayışında nefsi terbiye edip gerçek aşka yönelmek önemli yer tutmaktadır. O, kendi hayatını anlattığı hikmetlerinde, kendi nefsiyle ne kadar mücadele verdiğini anlatmaktadır. İnsanlar tarafından menkıbeleştirilen, adeta hiç günah işlemezmiş gibi gösterilen Hoca Ahmed Yesevî, hayatının birçok safhalarında hatalar yaptığını, bunlardan pişmanlık duyup tövbe ettiğini anlatmaktadır. Hem nefsini terbiyeye uğraşması, hem pişman olup tövbe etmesi ve hem de bize bunları tavsiye etmesi üzerinde düşünmemiz gereken hususlardır. Şu hikmetleri bize bu konuda bir fikir vermektedir: [1]

Nefs yoluna giren kişi rezil olur

Yoldan çıkıp, kayıp, tozup günahkâr olur

Yatsa, kalksa şeytan ile yoldaş olur

Nefsi tep, nefsi tep, ey kötülükler işleyen

Nefsin seni son anda köle eyler

Din evini yağma eyleyip tamam eyler

Öldüğünde imanından ayrı eyler

Akıllı isen, kötü nefsten ol şikayetçi (Ahmed Yesevî, Divân-ı Hikmet, s. 214 (Hikmet, 91)

Dertsiz insan insan değil, bunu anlayın

Aşksız insan hayvan cinsi, bunu dinleyin

Gönlünüzde aşk olmasa, bana ağlayın

Ağlayanlara gerçek aşkımı hediye eyledim. (Ahmed Yesevî, Divân-ı Hikmet, s. 157 (Hikmet, 54)

Bu noktada Yesevî Hikmetlerinde insanın kendini (nefsini, özünü) bilmesi üzerinde de durmaktadır. Ona göre insanın kendisini bilmesi Hakk’ı bilmesi demektir. Hikmetlerinde şöyle der:

Kendini bildi ise, Hakk’ı bildi;

Allah’dan korktu ve insafa geldi. (Ahmed Yesevî, Divân-ı Hikmet, s. 429  (Münacaat)

Allah de ey Kul Ahmed özünü bil

Özünü bilince ilmin ile amel kıl(Ahmed Yesevî, Divân-ı Hikmet, s. 162 )

Eğitim faaliyetlerinde muhteva seçimi ve bu muhtevaya uygun düşecek metotların kullanılması da önemli bir eğitim problemidir. Hoca Ahmed Yesevî’nin eğitici ve öğretici çalışmalarında dini ve milli motif ve değerler, yani Allah fikri, Hz. Peygamber ve diğer peygamberler, dört büyük halife, büyük İslam alim ve düşünürleri, velileri, Türk ve İslam toplumlarına mal olmuş devlet adamları, ve halk âşıkları yer almıştır, Bunlar Hoca Ahmed Yesevî’nin eğitimde yer verdiği örnek kavram ve tipleridir. Divân-ı Hikmet‘ten anladığımız kadarıyla Ahmed Yesevî bu örnek tipler aracılığıyla İslamiyet’i halka benimsetmek istiyor. Halkın tek yönlü bilinçlenmesini önlemek için, yerli ve milli değerleri ihmal etmemeye özen gösteriyor. Bu konularda çeşitli bilgiler veriyor, deyimler, atasözleri ve menkıbeler aracılığıyla toplumsal bilincin (ma’şeri vicdanın) canlı tutulmasına katkıda bulunuyor. Halkın anlayacağı, halkın ma’şeri vicdanını yansıtan ve onların yakın çevresinde bulunan motifleri tercih etmesi, eğitici endişe taşımasının bir sonucudur. Günümüz pedagojisinde önemli yer tutan yakından uzağa, bilinenden bilinmeyene ve basitten karmaşığa ilkelerini o dönemde uygulayabilmiştir. Hoca Ahmed Yesevî de eğitim açısından günümüze dair pek çok şey bulmak mümkündür.

Kaynakça

Ahmet Yıldırım, “Rol Model Şahsiyet Olarak Hoca Ahmed Yesevî’nin İnsan ve Toplum İnşasında Hz. Peygamber’in Etkisi”, I. Uluslararası Hoca Ahmed Yesevi Sempozyumu Bildirileri 28-30 Nisan 2016, Ankara, 2017, s. 213-237.

Cemal Tosun Hoca Ahmed Yesevî, Hayatı, Eserleri ve Toplumu Eğitme Metodu, Dinî Araştırmalar, 2000, cilt: II, sayı: 6, s. 119-132

Hüseyin Akyüz, “Eğitici Bir Şahsiyet Olarak Ahmed Yesevî”, Atatürk Üniversitesi Türkivat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi (AÜTAET), Erzurum, 1994, Sayı: 1 s. 19-20.


[1]     Cemal Tosun, “Hoca Ahmed Yesevî, Hayatı, Eserleri ve Toplumu Eğitme Metodu”, Dinî Araştırmalar, 2000, cilt: II, sayı: 6, s. 130.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.