Geçenlerde YÖK ve Üniversitelerarası Kurul doçentlik kriterlerini değiştirdiğini duyurdu. Ama birkaç gün sonra nedensiz bir şekilde geri çekti. Bir açıklama da yapmadı. Değişen kriterleri okuyabilen bazı akademisyenler doçentlik şartlarının ağırlaştırıldığını söyledi. İleride ortaya koyulacak olan doçentlik kriterleri nasıl olacak bekleyip göreceğiz. Ancak bu konudan mülhem olarak akademik yükseltmelerin sil baştan...
İnsan mükemmel yaşayamasa ve düşünemese de hayatını mükemmele göre şekillendirir. Mükemmellik düşüncesi, insanı düşünmeye ve sorgulamaya sevk eder. Esasında bu süreç, insanın anlam arayışından başka bir şey değildir. Hayatın doğası gereği, insan arayışını tamamlayamaz ve bu arayışa mahkûm olduğu için süreçte ortaya çıkan krizler, insan için sorun hâline gelir. Teoman...
Eğitimde kalitenin artırılması için herkes bir fikir atıyor ortaya. Kimisi de fikir atmayıp yalnızca eleştiri yolunu seçiyor. Eleştiri en konforlu alandır. Sorunları ortaya dök, kenara çekil, kim ne yaparsa yapsın. Mesele sorunların tespiti değil ki sadece. Sorunları tespit etmek hastalığı teşhis etmek kadar önemli elbette. Ama bir de çözüm yolları...
Yabancı bir tüccar ve seyyah yazar, Osmanlı Devleti zamanında İstanbul’a geldiğini, kayıkla Eminönü’nden Karaköy’e geçtiğini, kayıktan inerken para kesesini suya düşürdüğünü, paralarının döküldüğünü, kayıkçı dâhil, orada bulunanların suya düşen para kesesini sudan çıkardığını, dökülen paraları toplayıp kuruşu kuruşuna kendisine teslim ettiğini anlatıyordu. Ne yazık ki ilk gençlik yıllarımda okuduğum bu...
Gençlik heyecanı ve türlü hayallerle, üstelik kaçak yollardan Avrupa’ya giden arkadaş, bir ülkeye kapağı attıktan sonra gerekli şartları sağlayarak sığınmacı sıfatıyla oturum izni almak için göçmenlik bürosuna başvurmuş. Başvurunun ardından büroya davet edilen arkadaşa kendisinde gözlemlenen bazı olumlu davranışlar sayılmış. Yapılan gözetim ve değerlendirmeler sonunda sorumlu bir kişiliğe sahip olduğunun...
Eğitim bahsinde yoğun bir gündemin içindeyiz. Yeni eğitim-öğretim dönemimiz yaklaşık bir ay sonra başlayacak. Müfredat, Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi isimleri büyük düzenlemeleri konuşuyor olmamıza rağmen yine her şeyi bildiğimiz gibi yapacağız ve bugün önümüzde duran sonuçların aynısıyla yeniden karşılaşacağız. Neden? Çünkü değiştirilmesi gereken şeyler yerli yerinde durduğunda tali alanlarda yapacağınız...
Madem maarifte köklü çözümler ürettik. Planlar yaptık, projeler yaptık bunları gerekli makamlara bildirdik. Her türlü önlemin alınmasıyla ilgili öğütlerde de bulunduk. Beyin fırtınaları yaptık, fırtınaya maruz kalan eskimiş köhne yapıları yıktık. Sarsılmaz denilen binaları temelden sarstık. Şimdilik hiçbir şey değişmedi ama olsun… Biz nerede durduğumuz yeri belirledik, neticede biz seferden...
Eğitimi birinci meselemiz olarak görmezsek, kısa süreli başarıları ve sevinçleri gerçek başarı ve sevinç zannederiz. Bugün ahlak ve kültürden bağımsız olarak ekonominin ve teknolojinin öncelikli mesele olarak görülmesi, en büyük şansızlığımızdır. Yolu belirleyenlerin ve hedefi gösterenlerin yani seküler burjuvazinin kurduğu tuzağa düşüldüğünün de en büyük kanıtıdır bu. Eğitim dediğimiz şey,...
Eskilerin “nerde o eski ramazanlar yahu?” deyişini hem yadırgar, hem de anlam veremezdim, ta ki bende aynı kelamı etmeye başlayana kadar. Hayata benim gözümle bakmaya başladığımda, şunu da anladım, geçmişi çok özlüyoruz ve özlediğimiz sadece geçmiş değil, unutulan değerlerimiz. Bunlardan biri de ramazan ayının gelişiyle yaşadığımız heyecandır. Ben Tokat’ta büyük bir ailede...