Ramazan ayı geldi mi, sokakların havası bile değişir. Market rafları tatlı bir telaşla dolar, fırınlardan yayılan pide kokusu yürekleri ısıtır. İftar vakti yaklaşırken sokaklarda bir acele, evlerde bir heyecan başlar. Camilerde teravih coşkusu yaşanır, minarelerden yükselen mukabele sesleri yankılanır, sokak iftarlarında paylaşılan lokmalar gönülleri bir araya getirir. Ramazan, bereketiyle, dayanışmasıyla, huzuruyla gelir ve herkesi sarar. Bir ay boyunca sadece açlığa değil, kötü söze, kötü düşünceye, kötü bakışlara da oruç tutarız. Gündüzleri sabırla, akşamları şükürle doldururuz.
Peki, Ramazan’ın büyüsü sadece sofralarla mı sınırlı? Elbette hayır! Oruç, paylaşmak, affetmek, sabretmek demektir.
Eski Ramazanların Sıcak Hatıraları
Çocukluğumda Ramazan bir başka güzeldi sanki… Sahur vakti yaklaşırken sokaklarda yankılanan davul sesleri, davulcunun kendi yazdığı ya da yıllardır dilden dile dolaşan manilerle taçlanırdı. Çocuklar pencerelerden başlarını uzatır, bazen de bahşiş vermek için kapıya koşardı. Anneler sahur için özenle hazırlık yapar, ocakta gözleme, bazlama, tereyağlı yumurta kokusu yayılırdı. Gece uykudan kaldırılmanın mahmurluğuyla sofraya oturan çocukların uyanması için türlü taktikler geliştirilirdi: çay karıştırmak, ekmek kızartmak ya da annelerimizin anlattığı komik hikâyeleri dinlemek… O anların kıymetini, şimdi geriye dönüp baktıkça daha iyi anlıyoruz.
Televizyon ekranlarında Ramazan boyunca iftar saatleri, ilahiler ve eski İstanbul görüntüleriyle dolu nostaljik sahneler yer alırdı. Radyoda yankılanan ney taksimleri, iftar öncesi sofralara huzur getirirdi. Mahalle camileri teravih namazına gelenlerle dolar taşardı. Çocuklar içinse cami, sadece ibadet yeri değil, aynı zamanda arkadaşlarla buluşup oyunlar oynanan, kahkahaların yükseldiği bir alandı. Hele de iftar sonrası cami avlusunda yapılan küçük yarışmalar, Ramazan’ı unutulmaz kılardı.
İftar sofraları sadece aileyle değil, komşular, akrabalar ve misafirlerle şenlenirdi. “Bugün kimde iftar açıyoruz?” sorusu, Ramazan’ın en keyifli tartışmalarından biriydi. Bir evde iftar açılır, diğerine tatlı ya da çay içmeye geçilirdi. Büyük şehirlerde bile komşular kapılarının önüne sofralar kurar, iftarlarını paylaşırdı.
Mahalle fırınlarında pide sırasına girmek, Ramazan’ın en tatlı telaşlarından biriydi. Fırından yeni çıkan sıcacık pidelerin kokusu herkesi mest ederdi. Teravih namazından sonra meydanlarda toplanan çocuklar, topaç çevirir, misket oynar ya da mahallenin en büyüklerinden Ramazan fıkraları dinlerdi. Ramazan geceleri, gündüzler kadar hareketli ve neşeliydi.
Ramazan’ın son günlerinde bayram telaşı başlardı. Yeni ayakkabılar, bayramlık kıyafetler alındığında gece yastığın altına konurdu. Evlerde güllaç yapılır, şekerlikler hazırlanır, kapı kapı dolaşılarak bayram şekeri toplama heyecanı yaşanırdı.
Nerede o eski Ramazanlar mı demeli, yoksa eski Ramazanları yaşatmak için mi gayret etmeli?
Karaman’da Ramazan: Geleneklerin Işığında Yeniden Doğuş
Bu yıl, Karaman İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün talimatıyla tüm okullar Ramazan’ı coşkuyla karşıladı. Çocukların bu manevi atmosferi yaşaması için çeşitli etkinlikler düzenlendi.
Öğrenciler Geleneksel Rollerde
Şehrimizdeki okullarda ve sokaklarda gerçekleştirilen şenliklerde öğrencilerimiz, Türk kültürünün zenginliklerini sergiledi. Kimi öğrenci davulcu olup sahur manileri söyledi, kimi Hacivat ve Karagöz karakterlerine hayat verdi. Mevlevi dervişi kostümleriyle sema gösterileri sunanlar da vardı, geleneksel okçuluk sporunu tanıtanlar da… Bu etkinlikler, çocuklarımızın kültürel değerlerimizi yaşayarak öğrenmelerine olanak tanıdı.
Aktekke Meydanı’nda Ramazan Coşkusu
Şehrimizin kalbi olan Aktekke 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen Ramazan karşılama etkinliği büyük ilgi gördü. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, kukla gösterileri ve Hacivat-Karagöz oyunlarıyla devam etti. Meydana kurulan stantlarda geleneksel şerbetler, pamuk şeker ve çeşitli ikramlar sunuldu. Okullar da öğrencilerin bu maneviyatı yaşaması için etkinliklere katıldı. Bu tür organizasyonlar, toplumsal birlikteliğimizi pekiştirirken, kültürel mirasımızın yaşatılmasına katkı sağladı.
Kültürel Mirasın Canlanması
Bu yılki Ramazan etkinlikleri, unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimizin yeniden hatırlanmasına vesile oldu. Özellikle okullarda düzenlenen programlar ve geleneksel oyunlar, genç nesillerin kültürel değerlerimizi tanımasına olanak sağladı. Böylece, kültürümüzün geleceğe taşınması adına önemli bir adım atılmış oldu. Aynı zamanda bu etkinlikler, hem manevi atmosferiyle ruhumuzu besledi hem de toplumsal bağlarımızı güçlendirdi.
Bu tür organizasyonların artarak devam etmesi, birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek, kültürel mirasımızın yaşatılmasına katkı sağlayacaktır.
İşte bu yıl da Ramazan bize yeni bir fırsatla geldi. Daha iyi bir insan olmak için, iyiliklerimizi artırmak için, kalbimizi arındırmak için… Dualarımız dilden değil, gönülden olsun. Gözümüzü iyiliğe, kulağımızı güzel söze, elimizi yardıma açalım.
Hoş geldin, Ya Şehr-i Ramazan! Bereketinle, huzurunla, kardeşliğinle gel…