eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Erol DEMİR

1967 Kocaeli Gölcük doğumlu. KİTAP VE YAYINLAR 7 Kitap (Altın Bilezik - Mesleğim Hayatım - Türkiye’de Mesleki Eğitim- Sihirli Reçete-Balık Ekmek-Yeteneğim Geleceğim - Mesleki Eğitimde İz Bırakanlar) 4 Kolektif kitap (Eğitim Her Yerde Seçkileri - 21.Yüzyılda Eğitimde Dönüşüm ve Okullar- “Cumhuriyetimizin 100. Yılına İz Bırakan 100 Öğretmenden” ve “Maarif Sistemini Yeniden Düşünmek”) 3 makale, 7 bildiri, 4 gazete, 21 dergide ve internette yayınlanan 264 adet eğitim yazıları

    Gençlere Bu Zamanda Ahiliği Anlatmak

    Asıl adı Mahmut, lakabı Nasirüddin (dinin yardımcısı) olan Ahi Evran, 1171 yılında İran’da Batı Azerbaycan yakınlarında, Hoy kasabasında doğmuştur. Devrin âlimi Fahrettin Razi’den aklî, fennî ilimleri; evliyadan Şeyh Evhadüddin Kirmani’den ise tefsir, hadis, fıkıh, kelam gibi naklî/dinî ilimlerin derslerini alıp tasavvufta makam sahibi bir velidir.

    Horasan-Maveraünnehir-Bağdat gibi büyük sanat ve ilim merkezlerinde bulunduğundan kendini çok yönlü yetiştirebilmiştir. Bu sırada Abbasi halifesi Nasır Lidinillah’ın kurduğu fütüvvet teşkilatını tanımıştır. Bu teşkilat, gençleri yetiştirmeyi, dinî ve meslekî birliği sağlamaya çalışmıştır. Feta; yiğit kelime kökünden türetilmiştir. Fütüvvet; tasavvuf anlamında fedakârlık, iyilik, yardım, hoşgörü, nefis terbiyesini amaçlar. Bir anlamda yaygın eğitim kurumu sayılabilir. Fütüvvetnameler, Kur’an-ı Kerim’i ve sünneti esas almıştır.

    Ahi Evran-ı Veli, tasavvuf âlimi Muhyeddin-i Arabi ve hocası Kirmani ile Anadolu’ya gelip Kayseri’ye yerleşerek debbağ/deri atölyesi kurmuştur. Türklerin göçebelikten yerleşik düzene geçişinde düzeni sağlamaya çalışmış, sanat sahiplerini Moğol saldırısından korumak ve toprakları savunmak için teşkilatlandırmıştır.

    Selçuklu hükümdarı I. Alaattin Keykubat’ı zehirleyenlere karşı koyduğu için önce Konya’ya, sonra Denizli’ye, tekrar Konya’ya ve son olarak Kırşehir’e gelerek yerleşmiştir. Anadolu’nun Türk vatanı olmasında ve İslamlaşmasında öncülük etmiş, konar-göçer Türkmenlere aş, iş vermiş ve onları tekke ve zaviyelerde eğiterek iyi bir Müslüman ve vasıflı, üretken meslek insanı yapmaya çalışmıştır. Anadolu’nun sosyal-iktisadi kalkınmasına, imarına destek olmuştur.

    Ahi Evran, 32 çeşit esnafı Kırşehir merkezli Ahilik Teşkilatıyla icazetler vererek Osmanlı coğrafyasına yaymıştır. 20 kadar telif ve tercüme eseri bulunmaktadır. 93 yaşında Moğol mücadelesinde şehit olmuştur. Kabri Kırşehir’dedir.

    Türklere özgü Ahilik modeli geliştirmiştir. Ahi; kardeşim, cömert, eli açık demektir. Ahiliğin gayesi; insanı dünyada, ahirette mutlu etmek ve âleme nizam vermektir. Bu modele göre gündüz işbaşında yaparak, yaşayarak çırak-kalfa-usta; iş dışında ise okuma-yazma, görgü kuralları, ok, kılıç, binicilik, dinî-ilmî ve tarım eğitimleri verilmiştir. Peygamberimizin sünnetlerini düstur edinmişlerdir. Vefa, doğruluk, emniyet, cömertlik, tevazu, tövbe, nasihat, affetmek, doğru yola sevk esas alınmıştır. Çalışmak, üretmek, dayanışma, emeğe saygı, helal kazanç, yardımlaşma, kârda değil, hayırda yarışmak, kimsesizlerin kimsesi olarak halka hizmetle Hakk’a hizmet etmeyi düstur edinmişlerdir.

    Ahilik; ehil olanların seçildiği, dayanışma ve kardeşliğin esas alındığı bir esnaf yönetim modelidir. Kaliteli üretim için meslek eğitimi, iyi insan-vatandaş için dinî ve sosyal eğitim, güvenlik için askerî eğitim; kadınlar için de meslekî-ahlakî-dinî eğitimler düzenlenmiştir. Teşkilat içinde bu birliğe de Bacıyan-ı Rum (Anadolu kadınları) adı verilmiştir. Alın teri, kul hakkı ve kanaatkârlığın düstur edinildiği, misafirperverliğin, komşuluğun, dürüstlüğün temel ilkeler olarak belirlendiği bir sistemdir.

    Kurulan 27 farklı vakıfla; şifahane, hamam, çeşme, medrese ve hanlar işletilmiştir. Anadolu’da birlik, beraberlik ve kardeşlik mayası olmuştur. Özetle medeniyetin temeli olup günümüzde en çok ihtiyaç duyduğumuz eğitim, sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, dinî, ahlakî değerlerle yıllarca hizmet etmişlerdir.

    Bu değerlere yaşanmış örnekler verecek olursak; Fatih Sultan Mehmet’in Edirne Sarayı’ndan tebdil-i kıyafetle sabah erken çıkıp bir küfeyle alışveriş için “Komşum siftah yapmadı, ben ikinci malımı satamam.” deyip çarşının tamamını gezmiş olması sonrası iki rekât şükür namazında “Ben bu güzel milletle değil İstanbul’u, dünyayı fethedebilirim.” demiştir.

    Yine yabancı bir kumaş tüccarının İstanbul’da defolu bir top kumaşı ederinin çok üstünde fiyatla ısrarla satın almaya çalışmasına dükkân sahibi; “Sizde bir malı satarken ayıbını söylemek adeti yoktur. Avrupa’da bunu satın alan vatandaşın Osmanlı mallarını kötülemesini istemem.” diyerek kabul etmemiştir.

    Herkesin bildiği son bir örnek olarak, ürettiği ayakkabılar vaktinden önce parçalanan bir esnafın kapısına veya damına o ayıplı malların/pabucun asılmasıyla cezalandırma yöntemiyle tüketici korunmaya çalışılmıştır.

    Ahi Evran; mesleklere göre “Ahi Kümelenme Modeli” geliştirmiş, günümüze göre bir anlamda sanayi birliklerine benzer meslek zümre birliklerini kurarak zamanının çok ötesinde önemli bir yenilik başlatmıştır. Günümüzde hâlen birkaç ilimizde arasta, çarşı ve iş merkezleri “ahilik duası” ile toplu olarak açılmaktadır.

    Geçmişte Ahilik Teşkilatıyla yürütülen işleri bugün yürüten kurumları sıralayacak olursak; Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları, Esnaf Kefalet Kooperatifleri, mesleklerin federasyon ve konfederasyonları, Türk Standartları Enstitüsü, Meslekî Yeterlilik Kurumu, İş ve Ticaret Mahkemeleri, Rekabet Kurumu, Tüketici Hakem Heyetleri, Zabıta Teşkilatı, bankalar, vakıf ve dernekler, etik kurullar, Kamu Denetçiliği (ombudsmanlık), meslek okulları gibi yaklaşık 15 farklı kurum ve kuruluşun işlevini Ahilik Teşkilatı yerine getirmiştir.

    Bugün neden hâlâ yukarıda sıraladığımız on beş farklı kurum, kuruluş ve kanuni düzenlemeleri olmasına rağmen ahilik ilke ve değerlerine ihtiyacımız olduğuna yönelik birkaç örnek verelim. Binanın zemin kat beton kolonlarını kesen, binanın yıkılıp onlarca insanın ölümüne yol açan inşaatçı; inşaat yaparken eksik malzeme koyan, gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamadığı için madende insanların ölümüne sebep olan mühendis; gece kulübünde tadilatta kaynak yaparken yangın çıkaran, yirmi dokuz canın ölümüne yol açan kaynakçı; sokak aydınlatmasında kablolamayı yer altında yeterli derinlikte ve gerekli izolasyonu yapmayıp iki vatandaşın yağmurda ölümüne yol açan elektrikçi; temel gıda maddelerimize ucuz farklı ürün karıştıranlardan başlayıp onlarca, yüzlerce işini, mesleğini hakkıyla ve etik kurallara göre yapmayan, adına usta diyemeyeceğimiz insanların çoğalmaması için her zaman ahilik ilke ve değerlerine ihtiyacımız var.

    Alırken satıcıyı, satarken alıcıyı düşünüp koruyan model olan Ahiliğin ilke ve değerlerine ne kadar ihtiyacımız olduğunu bugün onca kanuni düzenleme ve cezai işlemlere rağmen şikâyetlerin ve davaların artmış olmasından anlayabiliriz.

    Ahilikte eğitim yoluyla fertlere; ahlak, meslekî bilgi, beceri ve Ahi zaviyelerinde kötü davranışlar engellenmeye çalışılmıştır. Medreselerin ulaşamadığı köy ve göçebe çevrelerinde zaviyeler oldukça etkili olmuştur. Gençler bu sayede güzel yazma, musiki, adabımuaşeret, spor ve askerî bilgilere sahip olmuşlardır.

    Ahilikte; cimrilik, zulüm, hırs, lezzet, halktan ummak, yalan, şeytani işlerin kapısını kapatmak yani bağlı tutmak ve cömertlik, iyilik, kanaat, nefsi kırmak, Hakk’tan istemek, tatlı konuşmak, hayırlı işlerin kapısını açmak olmak üzere yedi telkin ve temel düstur bulunmaktadır.

    Yeteneğine en uygun tek bir iş ve meslekle uğraşmak, emeğini, onurunu, işi ve sanatını korumak, hakkından fazlasını kazanmaya çalışmamak, mesleğin pirlerine saygılı olup örnek davranışlarda bulunmak, bilgi sahibi olup bilginleri sevmek ve bilgiyi yerinde kullanmak Ahilik meslek ahlakı kurallarındandır.

    Ahilik sisteminde eğitimin özellikleri olarak gencin kendini tanımasını sağlamak, insan fıtratını korumak, iyi insan yetiştirmek, gizli güçlerini, yeteneklerini ortaya çıkarıp geliştirmek, insanı bir bütün olarak ele almak, ömür boyu eğitimi esas almak, köylere kadar eğitimi yaygınlaştırmak, herkese açık ve ücretsiz olması, eğitimin ehil insanlarca verilmesi, iş başında pratik yaparak öğrenmektir.

    Ahilikte yazılı olarak belirlenmiş toplam 740 kuralın 124 kuralı çıraklar için, geri kalanı da kalfa, usta, ahi ve şeyhler içindir. Ahiler sanıldığı gibi sadece meslek erbabı kişilerden değil; âlim, sanatçı, eğitmen, asker ve yöneticilerden de oluşmuştur. Her mesleğin bir loncası, Ahi babası, vekili/nakibi, anlaşmazlıkları çözen yiğitbaşı, kabul törenlerini idare eden duacı, üç usta yetiştirmiş olup orta sandığı yöneticiliği için seçilmiş kâhyası bulunur. Şehrin ahileri ayda bir kâhya meclisi olarak, yılda bir de üç günlük genel toplantı için bir araya gelirlermiş.

    Ahiliği günümüzde senede bir kutlanan otantik anma törenleriyle yetinmeyip sürekli gündemde kalarak kültürel belleğimizi taze tutmalı ve günümüz gerçekleriyle güncellemeliyiz. Bu sayede geçmişte olduğu gibi dünyaya medeniyet örneği sunabiliriz. Ahilik; dayanışmaya, toplumun mutluluğuna ve herkesin kazanmasına odaklanmış kadim kültürel değerimizdir.

    Gençlerimizi akıl, bilim ve ahlak rehberliğinde yetiştirelim. Hayat mücadelesinde ezmeden/ezilmeden, uyum ve sevgiyle, dürüstlükle başarılı olunabileceğini, iyi insan-vatandaş olmak için mutlaka bir meslek sahibi olmaları gerektiğini anlatalım.

    Kur’an-ı Kerim’de Allahü Teâlâ, Âl-i İmrân Suresi 134. ayetinde “Onlar (takva sahipleri) bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah işini güzel yapanları sever.” Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) bir hadisinde “İbadet yetmiş çeşittir. En faziletli ibadetlerden biri de helal rızık kazanmak için çalışmaktır. Allah, kulunu helal kazanç için çalışırken yorgun düşmüş görmeyi sever. İnsanın yiyip içtiklerinin en erdemlisi, en bereketli olanı bizzat çalışıp kazanmasıyla aldıklarıdır.”

    Konuşmamı birkaç kelâm-ı kibar örneğiyle tamamlamak istiyorum. Merhum Mehmet Âkif Ersoy; “Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, dostunun yüz karası, düşmanın maskarası.” Yine Âşık Veysel; “Olmak istiyorsan dünyada mesut, Hakk’a, halka yarayacak bir iş tut, çalıştır oğlunu, kızını okut, insan olmak için okumak gerek.” diyerek meslek ve iş sahibi olmanın önemini vurgulamıştır.

    Bu vesileyle başta Ahi Evran-ı Veli’yi, tüm ahi kardeşlerimizi ve İstanbul’da kırk sene önce Ahi Kültürünü Araştırma ve Eğitim Vakfını kuran, “Türk Kültürü ve Ahilik-Ombudsman Aranıyor” kitaplarını da yazarak unutulmaya yüz tutmuş ahiliği yeniden tanıtan ve arkadaşlarıyla önemli hizmetlerde bulunan merhum Ahi Galip Demir’i rahmetle anıyorum. Evlatlarına da bu güzel mirasa sahip çıkıp yaşattıkları için çok teşekkür ediyorum.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.