eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Erol DEMİR

1967 Kocaeli Gölcük doğumlu. KİTAP VE YAYINLAR 7 Kitap (Altın Bilezik - Mesleğim Hayatım - Türkiye’de Mesleki Eğitim- Sihirli Reçete-Balık Ekmek-Yeteneğim Geleceğim - Mesleki Eğitimde İz Bırakanlar) 4 Kolektif kitap (Eğitim Her Yerde Seçkileri - 21.Yüzyılda Eğitimde Dönüşüm ve Okullar- “Cumhuriyetimizin 100. Yılına İz Bırakan 100 Öğretmenden” ve “Maarif Sistemini Yeniden Düşünmek”) 3 makale, 7 bildiri, 4 gazete, 21 dergide ve internette yayınlanan 264 adet eğitim yazıları

    ALTIN MAKAS: Terzi Hasan Usta

    Altın, insanlık tarihi boyunca tartışılmaksızın değerli bir element ve metal maden olarak kabul görmüştür. Kâğıt paranın kullanılmaya başlamasından önce metal para olarak altın kullanılmaktaymış. Toprak altından çıkarılmasının zorluğu, toprak kütleleri içinde dağınık küçük parçacık taneleri halinde bulunması üretilmesinin maliyetini de artırmaktadır. Havadan ve sudan etkilenmeden korunabilmesi, parlak sarı rengi, diğer metallere göre az bulunur olması, mücevher olarak işlenmesinin kolay olması talebi ve değerini artırmaktadır. Düşük miktarlarda değişik amaçla kullanılıyor olsa da daha çok yatırım aracı olarak ülkelerin merkez bankalarının piyasaya para sürmesi karşılığı rezerv olarak karşılık tutulan ve ekonomik finans sisteminin vazgeçilmez aracıdır.(1)

    Altın yumurtlayan tavuk, altın yere düşmekle pul olmaz gibi atasözlerimiz yanında altın kalpli insan diyerek iyilik sahibi insanların değerini de altın ile anlatırız. Altın bilezik, manat veya zanaat sahibi birinin, bir becerisi ve mahareti olanların her zaman değerli olduğu ve gelirini temin ederek kimseye muhtaç kalmadan geçimini sürdürebileceği kabul edilmektedir. Toplumda insanı da değerli kılan mesleğidir. Mesleği olmayan, kimsenin bir işine yaramayan ve üretmeyen insan, toplum tarafından kabul görmez.

    Meslek sahibi olmanın bir insana geçim sağlama dışında başkaca faydaları da bulunmaktadır.  Bir meslekle uğraşan kişi boş vaktini en iyi şekilde değerlendirmiş olur. Bir işi başarma ve ortaya işe yarar bir ürün çıkarma duygusunu yaşar. Bir başka insanın bir ihtiyacını gidermesini temin etmiş olur. Bir uğraşla meşgul olurken vücudun, aklın ve duyguların harekete geçmesiyle oluşan sağlıklı duruma kavuşur. Mesleği olan bir kişi yaşamak için başkasına muhtaç olmaz. Meslek sahibi olanın kendine güveni artar. Toplumda saygın bir yeri ve itibarı olur. Sahip olduğu meslek grubunun bir üyesi olarak aidiyet duygusu oluşur. Bireysel ve toplumsal huzura katkı sağlamış olur. Faydalı bir vatandaş olarak devlete karşı sorumluluklarını yerine getirebilir.

    Kişinin ilgi ve yeteneğine uygun bir meslek, atalarımızın tabiriyle herkesi altın bilezik sahibi yapmalıyız. Hayatta herkesin yapabileceği bir meslek vardır. Mesele bunu doğru, zamanında tespit etmek ve bu doğrultuda eğitim almaktır. Herkese göre bir meslek, her mesleğe de ihtiyaç ve iş imkânı bulunmaktadır.

    Türk Gençlerine gerçek bir meslek yaşamı ve bir terzinin hayat hikâyesi üzerinden; milli manevi, ahlaki ve kültürel değerlerimizi benimsemesi, koruyup geliştirmesi, işine yansıtması ve gelecek nesillere aktarılması için babamın biyografisini yazdım. ALTIN MAKAS-Terzi Hasan Usta isimli bu kitap; gençlerin diploma-unvan ve kariyer peşinde koşarken beceri ve meslek edinmek yoluyla toplumda sevilen, sayılan, faydalı, alan değil veren-paylaşan, tüketen değil üreten bir insan olmalarını tavsiye ediyor.

    Küreselleşme ve teknolojinin etkisiyle dijitalleşerek değişen-dönüşen mesleklere rağmen insanlığın var olduğu sürece yemek, içmek, giyinmek, güzelleşmek gibi günlük en basit ihtiyaçları da devam edecektir. Toplumun ve iş hayatının ihtiyaç ve beklentilerinin ışığından aranan, nitelikli, ahlaklı meslek sahibi insanlar hiçbir zaman işsiz ve zor durumda kalmayacaklardır. Başta ahilik ve meslek ahlakı gibi kültür hazinelerimizden uzaklaşmadan modern dünyaya uyum sağlanabilir. 

    Osmanlı’nın son dönemi savaşlar ve sebep olduğu göçler, Türk Kültürünü, adet-gelenek ve göreneklerimizi, dini ve milli bayramları, vatandaşlığı ve askerliğin önemini, ahilik ve meslek ahlakını, İslam Dinimiz ve kitabımız Kuran-ı Kerim’den örnekleri, helal-haramı, hayırseverliği, fakire yardım etmeyi de bir meslek öğrenmek kadar önemli kabul etmeliyiz.  

    Her mesleğin toplum için önemini, çalışkanlığı, selamlaşma ve hediyeleşmeyi, şükür ve teşekkür etmeyi, sözünde durmayı, temiz ve dürüst olmayı, kazanmayı-bereketi-geçinmeyi, bağış yapmak, paylaşmak-yardımlaşmak-dayanışmayı, tasarruf etmeyi, kötü alışkanlıklardan uzak durmayı, güven ve itibarın iş hayatı için önemini, toprağın-suyun-ağacın kıymetini meslek öğrenecek gençlere aktarmamız gerekiyor.  

    Terzi Hasan Usta, Artvin-Borçka’dan 93-Batum Muhaciri olarak Kocaeli-Gölcük’e göç etmiş bir ailenin köyden şehire giderek meslek öğrenmesiyle başlayan hayat hikâyesi yanında yörenin tarihini de anlattığım ALTIN MAKAS adlı kitabım başta ortaokul-lise öğrencilerine konuya ilgi duyan herkese faydalı olacaktır. Ahilik ve Ahi Evran, mesleğin etik ilkeleri, günümüzde terzilik mesleği, ünlülerin terzileri, esnaflığın itibarı, Hazreti İdris, Terzi Baba, Cimri Tüccar ve Terzinin Oğlu-Yaşlı Zengin ve Fakir Terzinin/Dostluk İpi Hikâyesi gibi ilginç anekdotların yer aldığı kitap internetten temin edilebilir.

    Her insanın bir mesleği olmalıdır. Mesleği olanın işi, işi olanın aşı, aşı olanın evinde huzuru ve mutluluğu olur derler. Mesleği mutlaka geçimi temin edecek gelirin kazanılması olarak da görmemek gerekir. Diyelim aileden kalan zenginlik var diye bir mesleğiniz olmasın mı? Allah’ın bir kula verebileceği en yüce makam ve görev olan Peygamberlerin bile birer mesleği olduğu ve mesleğini icra ederek hayatlarını sürdürdükleri bilinmektedir. Geçmişte en zengin insanlar ülkeleri yöneten bir nevi sahibi olarak görülen krallar ve padişahlardı. Bu güç ve zenginliğe rağmen Osmanlı padişahlarının da bir mesleği vardı. Bu meslek kendilerine şehzade adı verilen çocukluk ve gençlik döneminde eğitimle kazandırılmaktaydı. Şehzadelere özel hocalarla gerekli görülen her konuda eğitimler verilirmiş.

    Bostan ve Gülistan adlı eseriyle tanınmış önemli düşünürlerden Sadi (1213–1292), halkı eğitmek için hikmetli sözleriyle hatırlanmaktadır. “Anne-baba çocuğunun iyi yetişebilmesi için onu her türlü zorluğa alıştırmalıdır. Küçüklüğünde nazlı olmasına göz yumulan, kaprislerine boyun eğilen evlat büyüyünce hem ana-babasına hem de kendisine kötülük yapar. Anne-baba ne kadar varlıklı olursa olsun mutlaka çocuklarına iyi eğitim vererek iyi birer meslek kazandırmalıdır. “Karun kadar hazinen bulunsa bile, evladına bir altın bilezik kazandır. Ne bileceksin, belki feleğin dönüşü onu diyar diyar gurbette gezdirecektir. Sen şimdiki varlığına güvenme; bu zenginlik, elinde kalmayabilir. Ama çocuk, bir sanatı elde ettikten sonra, kimsenin önünde ihtiyaçla el açmaz. Keseler dolusu altın, gümüş biter de gene zanaatçının kesesi boş kalmaz.” çocuğun büyüdüğünde gerçek bir adam sayılabilmesi için anlayışlı ve hüner sahibi biri olarak yetiştirilmelidir… Çalışıp çabalanmadan hiç kimse bir makama ulaşamaz. (2)

    Terzilik halen geçerli insanların en çok ihtiyaç duyduğu giyinme-örtünme ve güzel görünme ihtiyacını karşılar. Popüler kültür, gençlerimize gelişmiş ülkelerin acil ihtiyacı olan geleceğin meslekleri olarak internet, bilgisayar, bilişim ve sosyal medya tabanlı meslekleri önerirken piyasada dünün-bugünün ve geleceğin eskimeyen ve her daim ihtiyacımız olan mesleklerden uzaklaştırmaktadır. İş ve eleman ilanlarına hızlıca bir göz atarsanız gerçek piyasanın ihtiyaçlarını görebilirsiniz. Moda kavram ve sloganlardan uzak durarak yaşadığımız çevrede geçerli, kişilik ve karakterimize uygun severek yapabileceğimiz, başarılı ve mutlu olacağımız ve rahatlıkla geçinebileceğimiz meslek-helal bir iş mutlaka vardır.

    “Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, dostunun yüz karası, düşmanının maskarası” diyerek ne güzel özetlemiş merhum şairimiz Mehmet Akif Ersoy. Kim olursan ol ve nerede olursan ol mutlaka bir mesleğin olsun. Eğitim sisteminde tüm derslerde öğrencilere örnek olabilecek meslek sahibi peygamber, padişah, önemli devlet adamı ve ünlü işadamlarının meslekleri iş yaşamlarının ve başarı hikâyelerinin aktarılmasının faydalı olacağı unutulmamalıdır.

    Kaynakça

    (1) Erol Demir, Altın Bilezik, Dahi Yayıncılık, İstanbul–2019

    (2) Gülnihal Küken, Ortaçağda Eğitim Felsefesi, s. 537, Alfa Yayınları, Mart–2001, İstanbul

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Remzi Tuncer dedi ki:

      Tebrikler Erol hocam. Ne güzel ifade etmişsiniz! İnsanın mutlaka bir altın bileziği olmalı. Bir de çocuklarımız kutsal varlıklar olarak değil, insan olarak; hayatın her türlü zorluk ve meşakkatine dayanıklı olarak yetiştirilmeli, eğitim proğramları da yeniden ıslah edilmelidir.