Kadîm Türk kültüründe tencere ile kapak arasında töreli bir ilişki vardır. Tencere tava, hep aynı hava, değildir yani. Nitekim bu hikmetin farkında olan atalarımız tencereyle alâkalı pek çok töreli söze de vücûd vermiştir: Tencere dibin kara, seninki benden kara; Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş; Tencerede pişirip kapağında yemek; Tenceresi kaynamak; Tenceresi kaynarken maymunu oynarken; Tencere demiş, dibim altın; kaşık demiş, ben neredeyim; Herkesin tenceresi kapalı kaynar; Tencereye yüzün kara demişler, çömlek utancından yerin dibine geçmiş; Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat aşını gibi…
Bunlar içerisinde yer alan “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” töreli sözü ise hikmeti bizzat zâtın kendine bağlaması, dolayısıyla da Töreli Türk Edebiyatı’nda tecessüm eden pek çok hikâyeye de varlık kazandırması bakımından hayli dikkat çekicidir. Örneğin Arapçada “Vâfaka şenne tabaka” şeklinde bir töreli söz vardır. Türkçedeki “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” töreli sözüne karşılık gelir. Fakat esasında sözün teessüs ve tecessümü Arap âlim Şenn ile Tabaka’nın evlenmesine uzanır:
Şenn Arap dahilerinden biridir. Kendisi gibi akıllı bir hanım bulmak için seyahata çıkar. Yolda karşılaştığı bir bedevi ile arkadaş olur. Arkadaşına, ya sen beni taşı, ya ben seni, der. Arkadaşı çıkışır:
– Bey hey cahil, sen de atlısın, ben de. Neden birbirimizi taşıyalım!
Biraz ilerleyip köye yaklaştıklarında, Şenn biçilmiş ekinleri görünce tekrar sorar:
Bu ekinler yenmiş midir, yenmemiş midir?” Bu soru karşısında adam iyice sinirlenir:
– “Behey cahil! Ekini saplarıyla görürsün de yenip yenmediğini mi sorarsın?”
Şen adama bir şey demez ve köye girerler. Köyde bir cenazeye rastladılar. Şenn yine duramaz ve sorar:
– Şu tabutun içindeki ölü müdür, diri midir?
Adam öfkeyle yüzünü çevirir ve “Ben senin kadar cahil ve tuhaf bir adam görmedim!” diye çıkışır ve Şenn’den ayrılmak ister. Şenn’in ısrarıyla evinde misafir olur.
Adamın “Tabaka” adında bir kızı vardır. Kız babasına misafirinin kim olduğunu sorunca adam onun kendisine sorduğu aptalca soruları anlatır ve cahil biri olduğunu söyler. Tabaka hemen soruları anlar ve babasına dönerek
– Baba, o adam tuhaf değil, der. İlk soruda ‘Ya sen bir hikaye anlat ya ben anlatayım. Böylece yolculuk daha çabuk bitsin demiş. İkinci soruda ekinlerin satılıp satılmadığını sormuş. Üçüncü soruda da mevtanın adını yaşatacak bir eser veya hayırlı evlad bırakıp bırakmadığını sormuş.
Kızından soruların hakikatını öğrenen adam Şenn’in yanına varır ve ona kızından duyduğu şekilde izah eder. Şenn, bunları nereden öğrendiğini sorar. Kızından öğrendiğini söyleyince adama kızıyla evlenmek istediğini söyler. Böylece de Şenn ferasetine uygun eşini bulmuş olur.
O hâlde tencere yuvarlanırsa, töre gereği mutlaka kapağını bulur!
Tencereniz her dem kaynasın efendim…
Lutfi Baba soylamış, görelim cânım ne soylamış:
Tencereyle tabak şen
Gül dalında bülbül şen
Ne bilsin bunu Şenne
Lutfî vâfaka gülşen…