Efendim, mizah bu ya: “Rusya’da yapılan bir sokak röportajında, ‘Kana kırmızı rengi ne verir?’ sorusuna 100 kişiden 98’i ‘Alyuvar’ demiş. Türkiye’de ise 100 kişiden 40’ı ‘Vişne’; 30 kişi ‘Domates’; 27 Kişi ‘Karpuz’; 3 kişi de ‘Alyuvar’ demiş.” Elbette yukarıdaki mizahta alyuvarın ne menem bir şey olduğu bilinmeyince vişne, domates, kavun...
Ziya Paşa, Tanzimat döneminin sevilen şair münevverlerinden biridir. Bu yüzden birer töresöz hâline gelmiş pek çok mısra ve beyti mevcuttur. Bunların çoğu da halk veya devlet katında hâlâ geçerli olan zihniyet ve hayat tarzımız üzerinedir. Bugün onun “Asiyab-ı devlet’i bir har da olsa çevirir!” şeklindeki töresözünü ele almak istedim. Maalesef bugünlerde de bu husus...
Koridorda elinde notlarla muhtemelen sınıfına doğru ilerleyen bayan bir öğretmeni yaklaşık 150 kilo çapında dev bir veli çok güçlü sağ kroşesiyle yere indiriyor. Öğretmen yumruğun etkisiyle önce koridorun kenarındaki dolaplara çarpıyor; sonra da hızlıca yere yığılıyor. Yanlış anlaşılmasın; veli için kullandığım sıfat şiddetin ne kadar büyük olduğunu göstermek kasdıyla… Manzarayı...
İŞKUR, gelecek on yılda gözde olacak meslekleri açıklamış: Yazılım mühendisliği, E-Ticaret uzmanlığı, Yapay zeka uzmanlığı, Bilişim uzmanlığı, İnşaat mühendisliği, Pazarlama uzmanlığı, Dil ve konuşma terapistliği ve CNC operatörlüğü. Belki eskiden aklımıza bile gelmeyen meslekler, bugün geleceğimize yön veriyor. Peki biz ne yapıyoruz? Büyük ölçüde klâsik mesleklere dönük bölümlerle maarife devam…...
Geçenlerde bir görselde Japonya’yla ilgili bir haber okudum. Haber şöyle: “Japonya’da çocuklar 10 yaşına kadar hiçbir sınava girmezler. Çünkü 10 yaşına kadar olan zaman, çocukların en hassas zamanlarıdır ve bu zamanda onlar çocukluklarını yaşarlar. Okulda onlara 10 yaşına kadar sadece iyi insan olma, vatanına ve milletine bağlılığın önemi öğretilir ve sağlam...
Maarifte müfredat değişti. Şimdi de ders saatleri değişecekmiş. Değişim değişim üstüne yani… Maalesef bizim gibi ağır ve geriden gelen Doğu toplumlarında “yeni” ve “yenilik” denilince akla hemen “değişim” ve “değiştirmek” gelir. Bir de bu “radikal” oldu mu tadından yenmez! Andan sonra bakınız cümbüşe. Hâlbuki çok da mâlum olduğu üzere maarifin...
Büyüklerimizden hep duyarız: Bir yere öğretmen geldiğinde yetmiş yaşındaki insanlar bile hürmeten ayağa kalkarmış. Maalesef şimdilerde öğretmene böyle bir saygıdan bahsetmek oldukça zor! Zira haberler içler acısı… Elbette bunda zamana ve zemine bağlı sebepler vardır. Hatta reel politikte izlenen siyaset de bundan berî değildir şüphesiz. Fakat mes’elenin bir de öğretmen...
Geçenlerde sayın bakanımızın STK’larsız bir eğitimin sürecinin düşünülemeyeceğini ifade etmesi kanaatimizce oldukça yerinde idi. Zira STK’lar, başta eğitim olmak üzere vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmakla mükellef ve mücehhez kılınmışlardır. Dolayısıyla devletimizin doğal olarak bunlarla iş birliği yapmaksızın uygulamalarında başarılı olması oldukça zordur. STK’lara karşı çıkanlara gelince, onların biraz da askerî vesayet odaklarından...
Mâlum olduğu üzere müfredat, “basit şeyler, mürekkep olmayan şeyler” mânâsına gelir. Bu yüzden maarif süreci, “harf”, “müfredat” ve “mürekkebat” şeklinde ilerler. Yani son tahlilde, mürekkebat ile, maarif bir terkibe (birleşik) erişmiş olur. Fakat bu terkip daha en baştan belirleneceği için müfredat çoktan hazırlanmıştır. Bu bağlamda müfredat, bütünü bilinen bir şeyin ayrıntılarını...
Malûm olduğu üzere müfredât, “tek, yalnız” mânâsına gelen Arapça “müfred” kelimesine çoğul eki -ât eklenmesiyle oluşmuştur. Kubbealtı Lugatı’na baktığımızda ise ilk olarak “basit şeyler, mürekkep olmayan şeyler” mânâsına gelir. Ergun Göze’nin de belirttiği üzere “Talebe hocasından ders alır (…) Önce harfler, sonra müfredât, daha sonra da mürekkebât öğrenilir.” Dolayısıyla müfredâtın...
Malûm olduğu üzere zorluk, sıkıntı çekilerek yapılan, güçlüğü olan, güç yapılan işler karşılığında kullanılır. Dolayısıyla maarif gibi oldukça çetrefilli bir mesele de zorluktan berî değildir. Fakat, “Kolaylaştırın zorlaştırmayın, müjdeleyin nefret ettirmeyin. Uyumlu olun ve ihtilâf çıkarmayın” kudsî hadisi gereği maarif gibi her alanda aslında bize düşen kolaylaştırmanın bir yolunu bulmaktır....