eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Etiket: Doç. Dr. Erhan Çapraz

Sayın bakanımız en son mülakatında, “Biz ders yapma kâbiliyeti olan, iletişim becerisi olan öğretmeni almak istiyoruz” dedi. Elbette sayın bakanımız son derece haklı. Maarif gibi son derece ehemmiyyeti haiz bir konuda kâbiliyet birinci önceliğimiz olmalıdır. Fakat diğer taraftan birazcık da bunca yıl eğitim fakültelerinde ve formasyondan ders almış; hatta bu...
18.09.2023 00:01
Bir öğretmenin ferdî olarak vaz geçilmezlerinden biri de ders programıdır. Tüm eğitim-öğretim faaliyetlerini bu program üzere yürütür. Aslında bu program, aynı zamanda onun yaklaşık sekiz aylık hayat akışını da belirler. Bu yüzden öğretmenler, okulun açıldığı ilk gün koşarak müdür başyardımcısının odasına giderler ders programlarını öğrenmek için. O anki yüz durumlarından...
11.09.2023 11:07
Elbette âhiretin tarlası olan bu dünyada sınav hiç eksik olmaz! Şüphesiz sınavın kolay veya zor olması ise sadece Cenab-ı Hakk’a bağlıdır. Her ne kadar bu sınav biz inanlar içün büyük bir ehemmiyeti haiz olsa da akçeli dünyevî âlemde “bir tecrübe kazandıran zor durum”dan öte bir kıymet taşımaz. Bu yüzden dünyevî...
04.09.2023 21:30
Malûm olduğu üzere takiye, “gerçek inanç veya düşüncesini söylemeyip gizli tutma” demektir. Dolayısıyla takiye, daha ziyade dinî alanda tebarüz etmiş, özellikle de “Şiî ve bâtınî mezhep mensuplarının kendilerini korumak ve amaçlarına erişmek için dînî ve siyâsî inanç ve düşüncelerini gizli tutma prensibi” olarak kabul edilmiştir. Bu bağlamda elbette tarihî seyre...
28.08.2023 21:59
Hikâye denilince akla hemen bir metin veya vak’a gelir, lâkin hikâye bir vak’ayı sırasıyla anlatma işidir. Anunçün eskiler, vak’ada kıymet görmedikleri durumlar içün “Anlatma, hikâyeye değmez” derlermiş. Gerçi sizce de haklı değiller mi? Ağzı olanın konuştuğu bir ortamda her anlatılana kıymet verilse ortalık hikâyeden geçilmez. Hikâyenin esası töreli edebî dairede...
21.08.2023 11:20
Adam, Abraham, Josef gibi isimlerin bizim lisanımızdaki karşılıkları da bellidir: Âdem, İbrahim ve Yusuf Aleyhisselâm. Aslında bu peygamberlerimiz, tüm kutsal kitaplarda da geçerek insanlık için vahdete dönük kıymet üretirler ve dahi bizzat kutsala içkin olduklarından da kıymet üretmeye hâlâ devam ederler. Aynı zamanda insanlığın en kadim ve en etkili prototiplerini...
13.08.2023 23:42
Malûm olduğu üzere ahlâk; huy, tabiat, seciye, insanın manevî nitelikleri, tutum ve davranışları gibi mânâlara gelir. Gerek sîret gerekse sûret bakımından güzel olan insanın ahlâken esas mîyarı ise, hiç şüphesiz, Hz. Peygamberimizdir (s.a.s.). Zira hadis-i şeriflerinde bize “Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” (Muvatta, Husnü’l Halk, 8; Müsned, 2/381) şeklinde...
07.08.2023 16:56
Malûmunuz 80 ihtilalinde sağcılar ve solcular hapishanelerde aynı koğuşlara atılmıştı. Küffarın niyeti ise belli idi: Biz onları öldürmeden (şehid) belki onlar birbirlerini öldürürler… Fakat sağcıların yaptıkları dualara solcular da “âmîn” deyince hazin de olsa birbirlerinin kardeş olduklarını anladılar. Ne acıdır ki aynı koğuşta birbirine düşman gerçek kardeşler bile vardı! Lâkin...
31.07.2023 15:56
Nebevî terbiyenin usule dönük esaslarının Bedir gazvesinde belirlendiği görülmektedir. Malûm olduğu üzere gazvede alınan esirlerin on Müslüman çocuğa okuma-yazma öğretmeleri şartıyla serbest bırakılmaları, gerek bu esirler gerekse diğer Müslüman muallimler tarafından okuma-yazmanın öğretildiği “küttab” adı altında yeni bir öğretim tarzının da başladığını gösteriyordu. Bu duruma bağlı olarak daha o devirde...
24.07.2023 22:17
2001 yılıydı… Kayseri’nin Bünyan ilçesine “Türkçe Öğretmeni” olarak atanmıştım. Yeni atanan her öğretmen gibi ben de idealizmin doruklarında idim. Neyse lafı uzatmayayım; bir cuma günü okul çıkışında ders müfredatlarının görüşülmesi için İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’nce bir okula davet edilmiştik. Açıkçası bizden branş öğretmenleri olarak müfredat eleştirisi yapmamız isteniyordu. Ayrıca, toplantıda...
18.07.2023 07:22
Efendim, biz esastan da önce usulü kaybettik. Bugün başta maarif olmak üzere her alanda gerileyişimiz bundan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bu haftaki maarif yazımızda öncelikle ve sâdece “usul” kelimesinin mânâ dairesi içerisinde, -Abdülkadir Dağlar Ağabeyimin affına sığınarak- biraz da iştikâkın sınırları dâhilinde dikkatlerinizi usulün “esâs”ına çekmeye çalışacağım. Töreli dairede kelimelerin menşeinin, yâni...
04.07.2023 14:49