Şevval umresine geldim. Yıl 2023… Ramazan bayramı bitiminde yola çıktık. 24 Nisan yolculuk, 25 Nisan varış. Kâbe-i Muazzama’dayız. İkramların ve imtihanların sağanak sağanak yağdığı şehir. Her şey güzel giderken, o sabah, hangi sabah olduğunu şu an hatırlamadığım. Lakin Türkiye’den gelen ve hoş olmayan, ruhumu, Necip Fazıl’ın deyimiyle, mengenenin çarklarında sıkıştığı bir gün diyemesem de, biraz modumun düştüğü, canımın canında daraldığı bir gün. Yıllar geçtikçe, kitapları ve insan hariç canlıları sevenler grubuna dâhil olmak istemesem de, bir el tarafından sanki kalabalıklar içerisinde yalnızlığın huzurunu ağrı kesici hap gibi verildiği dönemler.
Mira Otel’in Restoranındayız. Yemek faslını bitirmişiz. Yemeğin menüsünü de hatırlamıyorum. Güzel olduğuna inanıyorum. Oda arkadaşım İlkay hanımla konuşurken, asansörlerin yakınında nur üzeri nur yüzlü, ay cemalli bir dede dikkatimi çekiyor:
Şu nurani dedeye bakar mısın? Diyorum.
İlkay Hanım:
Biliyor musun? Masada onun sofradaki halini gördüm. Bismillah diyor, bir lokma alıyor, Allah diyor lokma alıyor, La İlahe İllallah diyor, su içiyor.
Gel yanına gidip duasını alalım. Dedim.
Sevinçle yanına gittik. Gülümseyen yüzü bizi görünce daha bir sevindi.
Dede, dedim. Bize dua eder misiniz? İnsanlar üzerime geliyor?
Durdu, yine güldü. Bu satırları yazarken bile yüzüme onun tebessümü yayılıyor;
Allah Allah dedi. Güldü. Veren Allah, dedi. Güldü. Kurban olduğum Allah, dedi. Güldü. Çok şükür Allah, Allah Allah, La ilahe İllallah, dedi güldü, güldü…
Kızına döndüm:
Dedenin ismi nedir?
Abdullah.
Maşallah, dede ne kadar maneviyatlı, dedim. Kızı, babasının gençliğinde çok maneviyatlı, bilgili, Malatya’da saygın bir hoca olduğunu söyledi. Şimdi Alzheimer olduğunu belirtti.
Hangi bahçenin gülüdür? Diye adapsızlık yaparak sordum.
Somuncu babaya bağlı.
Somuncu Baba ismini duyunca;
Dede dedim, elimi gönlüme yerleştirerek, yüzümde açan çiçeklerle ve elimi böğrüme vurarak ‘’Somuncu Baba Cann’dır’’ dedim.
Birden bire daha bir canlandı. Gülümseyen o mütebessim çehresi, Somuncu Baba ismini duyunca, Mecnun’un Leyla’nın ismini duyduğunda sevindiği gibi sevindi, coştu, yüzü dolunay gibi parladı. Gözleri Süreyya yıldızı gibi ışıdı, ışıdı, kırpıldı. Elini böğrüne canlı canlı vurdu:
Can, Can, Cannn diye bağırdı. Ses koridorda yankılandı. Dedenin sesi yirmilik delikanlı gibi çıkmıştı. Rahmet yağdı… Can can sedalarına karıştı rahmet yağmurları, göz pınarları coştu sağanak oldu. Ya Allah, Allah. Sağol, sağol.
Kızı babasına yaklaştı, biraz ağır işitiyor, dedi:
Baba bunlara dua et, dedi.
Yaradan Allah, ne diyeyim ki kurban olduğum Allah, Allah, Allah, Allah, böyle şenin şenin. (Şen olun demek istedi) La İlahe İllallah, dedi.
Dede kaç yaşında? Dedim.
Doksan.
Maşallah. Dede Alzheimer ise umreyi biliyor mu ki getirdiniz? Dedim.
Cahilce bir soru olduğunu kabul ederek.
Bilmez mi, dedi, gelmeyi çok istedi. Biz de getirdik.
Gül yüzlü gülen dedemizin elini öptük, hayır duasını aldık. Bir gül sultanına denk geldiğimiz için şükürler içerisinde ayrıldık.
Abdullah dede, hayatı boyunca kim bilir ne sıkıntılar çekmiştir. Lakin Hâk aşkının aşığı olarak, Hâk’tan gelen her şeyi tebessümle karşılamış, Hâk yolunda hayatını sürdürmüş. Kalbindeki hisler, dilinde tercümanı bulmuş, hayatı mutlu yaşamanın şifresini çözmüştü.
Kalbindeki şevk, yüzünde şavkını bulmuş. Asude bir güzelliğe dönüşmüştü.
Kızı babasının Malatya’da, zamanında çok kıymetli bir hoca olduğunu anlatmaya çalışıp, anlatamasa da, Abdullah Dedenin hali, anlatılamayan halini bile dışarı yansıtıyordu.
Fotoğraf çekebilir miyiz? Dedik. Ekrana ciddi poz verip, bize döndüğünde yine neşeyle gülümsemeye devam etti. İki pozu da sizinle paylaşıyorum.
Telefonlarını alamadığım için bu yazı ve fotoğraf paylaşımı için kendilerinden izin alamadım. İnşallah kendilerine ulaşabilirim. Huzurunuzda, yüksek müsaadelerini rica ederek, güzide insanları tanımamız, örnek almamız adına bu yazıyı âcizane kaleme aldım.
Elinize kalemize yüreğinize sağlık Ablacığım
Teşekkür ediyorum Hamit kardeş.
elinize gonlunuze saglik hocam her zaman oldugu gibi gonle dokunan mustesem bir kissa ❤️
Teşekkür ediyorum, kalbi muhabbetlerimi sunuyorum.
Harika bir yazı olmuş. Gul bağının bir gülü olmak temennisiyle….
Teşekkür ediyorum. Kalbi muhabbetlerimle.
Rabbimin ismini meleklerine ogrettigi kullarini dunyada da karsimiza ne guzel cikariyor.
Emeğinize,kaleminize sağlık
Teşekkür ediyorum,kalbi muhabbetlerimle.
Kaleminize ve yüreğinize saglık hocam
Teşekkür ediyorum efendim.