Her sene olduğu gibi bu sene de Ramazan ayının başlamasına haftalar kala “Ramazan ayına mahsus” kampanyalar, fırsatlar birbiri ardınca sökün etti. Duyurular, açıklamalar, reklamlar yapıldı, yapılıyor. Muhtemelen ay boyunca devam eder.
Büyüklü küçüklü, zincirli zincirsiz marketlerin büyük indirimler yaptığını, bazılarının fiyatları dondurduğunu, bazılarının da geçen seneki fiyatlarla müşteriye hizmet verdiğini muhtelif medyadan öğreniyoruz. Başta gıda ve temizlik ürünleri olmak üzere temel tüketim maddeleri vatandaşa avantajlı fiyatlarla sunuluyormuş. Bu fırsatlar kaçmazmış. Maksat; ülkenin kalkınmasına, vatandaşın bütçesine katkı sağlamakmış. Sağ olsunlar, var olsunlar.
Muhteviyatına göre ucuz pahalı, sınıf sınıf Ramazan kolileri de hazırlanıyor boy boy. İhtiyaç sahipleri sevindirilsin diye. Ne kadar güzel!
Restoranlar, lokantalar geri kalır mı? Onlar da kampanyalar düzenleyip fırsatlar sunuyor Ramazan ayına mahsus. İftariyelikleri, meyveleri, mezeleri, başlangıçları, ara sıcakları, salataları, ana yemeği, meşrubatları ve tatlılarıyla çeşidi bol iftar menüleri hazırlamışlar. Hem de özenle. Tanıtımlar, “Bizimki daha kaliteli, daha lezzetli; bizimki daha ucuz” babından. Rezervasyonları bekliyorlar. Hatta sahur menüleri hazırlayanlar var.
Menü fiyatlarına üstünkörü göz attım. Mekâna, iftar menüsünün çeşidine ve zenginliğine göre 750 ile 4000 TL arasında değişiyor. Eh, ucuz sayılır. Yiyenlere afiyet olsun.
Hâl böyleyken tatlıcılar, baklavacılar, börekçiler de kampanyalar, fırsatlar zincirine dâhil oluvermiş. Ramazan ayına mahsus indirimler, ucuzluklar buralarda da gırla gidiyor.
Hepsi vatandaşı düşünüyor. Vatandaşın mutfak masrafları hafiflesin diye Ramazan ayına özel kampanyalar düzenleyip fırsatlar sunuyorlar. Ah ne güzel! Canım, on bir ay kazanmışlar, bir ay kazanmasınlar veya az kazanıversinler değil mi?
Yeter ki vatandaşın ihtiyacı görülsün. Yeter ki vatandaş mutlu olsun. Market arabaları tıka basa doldurulsun. Taşsın ama dökülmesin. Arabasını dolduran kasaya koşsun. Kartını bip’letip geçen, alışverişini otomobilinin bagajına istifleyip evinin yolunu tutsun. Ramazan sofraları bol çeşitle şenlensin. Çaylar demlensin. Yenilsin, içilsin. Vatandaşın yüzü gülsün. Her şey Ramazan ayının hatırına.
Ramazan geldi, hoş geldi.
Sofralara bereket geldi.
İşin aslı bu değil mi?
Ramazan ayına mahsus fırsatlar; sadece alışveriş, bol çeşitli iftar ve sahur fırsatlarıyla mı sınırlıdır? Elbette hayır!
Ramazan ayı, sadece maddi fırsatlar sunmakla kalmıyor; manevi fırsatlar da sunuyor. Say say, bitmez.
Öncelikle oruç. Ramazan ayındaki en esaslı kampanya, emsalsiz fırsat. “…Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara, 184) Bu kampanyadan, fırsattan yararlanmak da nasip meselesi.
Yine Ramazan ayına mahsus kampanyalar kapsamında deniliyor ki; “Ey aziz efendi; azizlenme, âcizsin. Sabır, kanaat, tahammül fırsatlarından yararlan; hep kendini düşünme, biraz da başkalarını düşün. Dizginsiz at veya zincirsiz it hüviyetindeki nefsini terbiye et!” Sadaka, zekât, yardımlaşma, dayanışma, iyilik, kardeşlik hatırlatılıyor. Tavsiye: Yediğinden yedir, içtiğinden içir, giydiğinden giydir.
Ramazan ayında sunulan büyük fırsatlardan, büyük kampanyalardan birisi de Kur’an. Okuyarak, dinleyerek, anlayarak. Şükür, zikir, fikir, taat, ibadet, dua…
“Hayır söyle yahut sus!” Dilini gıybetten, gönlünü gafletten koruma fırsatı da sunuluyor, bin aydan hayırlı Kadir Gecesini içinde saklayan bu ayda.
Bu kampanya ve fırsatlarda “taklit, tağşiş, sahtekârlık, menfaatperestlik, kalitesizi kaliteli diye pazarlama, yalan, hile” yok. Her biri taze, her biri kaliteli, her birinde nihayetsiz garanti.
Merhum Sezai Karakoç, “Oruç, insanın katıldığı, her yıl bir ay katıldığı bir ruh şölenidir.” diyor Ramazan ayı ve oruç için. Tastamam bir ruh şöleni. Yararlanılması gereken bir kampanya, kaçırılmaması gereken bir fırsat.
Çağların ötesinden uyarıyor Hz. Mevlâna: “Hırsı, hasedi, kini gönlünden at. Kötü huyunu, düşünceni değiştir.” Bu da bir fırsat. Kulluk şuurunu ziyadeleştirmek için bu sözü gönül sepetimize tıka basa doldursak mı?
Yokluğunda kaybolduğum çocukluğumun Ramazanlarında oyalanırken kulaklarımda TRT’deki iftar duası:
“Allah’ım; senin rızan için oruç tuttum, sana inandım, sana sığındım. Senin rızkınla orucumu açtım. Hamdolsun verdiğin nimetlere, sağlık ve afiyete. Ey bağışlaması bol Rabbim! Beni, ailemi, devletimi, milletimi ve bütün inananları koru. Rahmetini, yardımını esirgeme ülkemizden. Bizlere yaşama sevinci ver. Her türlü güçlüğe karşı dayanma gücü ver. Senin her şeye gücün yeter. Âmin!”
Bir de Doğu Türkistan’da, Filistin’de, Arakan’da kan ve gözyaşını dindir Allah’ım!
“Hoş geldin ey Şehr-i Ramazan!”
Hayırlı olsuuuun, hayırla dolsun Ramazan ı Şerifimiz inşallah
Çok teşekkür ederim değerli hocam eline, kalemine sağlık, ibadetlerin bedenimize sağladığı faydalardan daha ziyade, emredilişlerinin gerçek mahiyetini kavrayayabilsek, ona göre ifa edebilsek ruhumuzun terakkisini de göreceğiz ama heyhat…