Dilimizin ve kültürümüzün zenginliğini geçmişten günümüze taşıyan atasözleri, yüzyıllar boyunca edinilen tecrübeleri kısa ve öz cümlelerle ifade eden, derin anlamlı sözlerdir. Bunlardan biri de çoğumuzun bildiği “Ağaç yaş iken eğilir” atasözüdür. Bu atasözü, insanın karakterinin ve alışkanlıklarının küçük yaşlarda şekillendiğini, bireyin kişiliğinin çocukluk döneminde verilen eğitim ve terbiyeyle yönlendirilebileceğini ifade eder. Çünkü çocukluk dönemi, eğitimin ve terbiyenin en verimli olduğu zaman dilimidir; bu dönemde birey daha esnek ve yönlendirilmeye açıktır. Kısaca bu atasözü, çocukların ileri yaşlara nisbetle daha kolay şekillendirilebileceğini ve doğru alışkanlıkların bu dönemde daha rahat kazandırılabileceğini belirtmek açısından dikkat çekicidir.
Eğilmek
Eğilmek, bedeni aşağıya doğru eğmek, fizikî olarak eğilmek manasını taşır. Bu kelime çoğunlukla fizikî bir hareket olarak algılansa da, aslında daha derin ve sembolik manalar da taşır ve eğilmek fizikî olabildiği gibi zihnî ve hissî de olabilir. Bu ikinci anlam çerçevesinde bakılacak olursa dikkatle gözden geçirmek, karşıdaki kişinin baskısına boyun eğmek veya esnemek anlamlarına gelir. Ayrıca, eğilmek, alçakgönüllülük ve kabullenmeyi de içerir. Çünkü bu, insanın kendi sınırlarını ve eksikliklerini fark edip bunları kabul etmesi, gelişimine kapı aralamasını sağlar. Zihnî manada eğilmek, hayata, olaylara ve insanlara karşı esneklik göstermek, değişen şartlara uyum sağlama yeteneğine de işaret eder. Bir insan ne kadar esnek ve anlayışlı olursa, değişen dünyada o kadar başarılı olur. Bu sebeple ferdin zihnî gelişimi, toplumsal uyum ve kişisel olgunlaşma süreçlerinde belirleyici rollere sahip olmak yönünden önemlidir.
Eğitilmek
Eğitilmek, insanın bilgi, beceri ve değerler edinme süreci olarak tanımlanabilir. Bu süreç hem örgün ve yaygın (okul, kurslar, eğitim programları gibi) eğitimle olabildiği gibi tabii sosyal ortamlarda (hayat deneyimleri, gözlemler, sohbetler)gerçekleşir. Eğitilmek, bireyin sadece belirli bir bilgi düzeyine ulaşması değil, aynı zamanda zihnî bir gelişim ve olgunlaşma sürecidir. Eğitim, bireyin hem kendisini hem de çevresini daha iyi tanımasına yardımcı olduğu gibi süreç içinde bireye yeni perspektifler kazandırır, eleştirel düşünmeyi öğretir ve onun dünyayı daha iyi anlamasına katkı sağlar. İyi bir eğitim, hem bireyin kendisini hem de ait olduğu toplumu geliştirir. Bu nedenle eğitimin yaşam boyu olması ve sadece okullara mahsus kalmayıp yaygınlaştırılması elzemdir.
Eğilmek ve Eğitilmek
Eğilmek ve eğitilmek arasında güçlü bir ilişki söz konusudur. Eğitilmek için önce eğilmek gerekir. Bir başka ifadeyle eğilmek, eğitilmenin ilk adımıdır. Bir insan eğitilmek için öncelikle esnek olmalı, öğrenme ve yeniliğe açık ve hatta bunlara hazır olmalıdır. Ayrıca insan eğitilmeye yatkın olmalı ve eğitimin sürekliliği düşünülürse bu sayılan özelliklerin tamamının “sürdürülebilir” olması gereklidir. İşte bütün bu özelliklere sahip insanın eğilmesinin doğal bir sonucu olarak eğitim gerçek hedefine ulaşacaktır.
Eğitimin ilk aşamasında gerekli olan bu özellikler zamanla bireyde kalıcı olarak tezahür edecektir. Birey, eğitimle daha esnek ve anlayışlı hale gelecek, farklı görüşler, kültürler ve yaşam tarzlarına daha açık fikirli, daha hoşgörülü ve daha uyumlu olmasına katkı sağlayacaktır. Kısaca eğilen birey, öğrendikçe ve geliştikçe daha eğitimli hale gelir ve zamanla döngü içinde eğiten konumuna yükselir. Böylelikle toplum, eğitilerek ve eğiterek ilerleyen fertlerden oluşmaya devam ederek ilerler.
Eğilmek ve eğitilmek, insanın hem bireysel gelişimi hem de toplumsal uyumu açısından hayati öneme sahiptir. Eğilmek, insanın öğrenmeye açıklığını ve esnekliğini simgelerken; eğitilmek, bu eğilmenin sonucunda bireyin kazandığı bilgi ve becerilerle hayatını zenginleştirmesidir. Eğitilme süreci, kişinin bazı durumlarda kendini esnetmesini, yani “eğilmesini” gerektireceğinden bireyin zihni ve karakteri şekillenir, geliştirir ve kendi kararlarını verebilecek olgunluğa ulaşır. Eğilmek bazen bireyin katı düşünce veya alışkanlıklarını bırakması, yeni bilgilere ve fikirlere yönelmesi demek olur ki eğitim süreci kişiye eğitilirken aynı zamanda kendi doğrularını sorgulayıp daha iyilerini öğrenmek için eğilme imkânı tanır. Bu bağlamda, eğilmek olumlu bir esneklik gösterirken, eğitilmek bireyin bu esnekliği kazanmasını sağlar. Eğitim, kişinin kendini geliştirmesi için gerekli olan eğilme kapasitesini artırır ve böylece bireyin hem içsel gelişimini sağlar hem de dış etkilere karşı daha bilinçli ve dirençli olmasını mümkün kılar.
Ezcümle, “ağaç yaş iken eğilir” iken “insan her yaşta eğitilir”, demek mümkündür.
Vildan S. Coşkun