Öğretmen, yaşadığı mahallenin, köyün imamını, zümresi olarak görür, onlarla istişare eder ve yardımlaşır. Yönetici konumunda olanlara karşı yalakalık etmeden ihtiyaç miktarınca diyalog kapısını açık tutar. Muhtarla ve sözü dinlenen bilge yaşlılarla irtibatlı olur. Arada onları davet ederek sınıfta öğrencilerle buluşturur, tecrübe ve hatıralarından hem kendisi hem de öğrencileri istifade eder.
Öğretmen, okulun ve yörenin özelliğini bilir.
Öğretmen, çalıştığı okulu, kimin ne zaman, hangi amaçla kurmuş olduğunu bilir. Okulunu, öğrencilerini, velilerini, okulun bulunduğu çevreyi kötülemez. Gerekirse başka okulları örnek alır ama mukayese etmez.
Öğretmen, her okulu kendi şartlarına göre değerlendirir. Her okulun öğrenci, veli profili, idaresi, öğretmenleri, çalışma ortamı farklıdır. Öğretmen mazeret üretmeden, bulunduğu ortamda en iyiyi yapmaya çalışır.
Öğretmen, mezun ettiği öğrencileriyle iletişim kurar.
Okullar sadece mevcut öğrencilerle değil, mezunlarıyla da okuldur. Okul süreçlerinde öğrencileriyle aidiyet duygusu sağlayan okulların öğrencileri mezun olunca da okullarıyla irtibatını sürdürür.
Öğretmen, çalıştığı okulun mezunlarıyla da iletişim kurar. Mezunlar buluşması yapar, potansiyel varsa mezunlar derneği kurmaya gayret eder. Mezunların desteğini alır. Örnek mezunları okula davet eder, öğrencilerle buluşturarak onlara hedef gösterir. Mezunlardan, “Okul istişare heyeti” ve “Öğrenci hamiliği” gibi isimlerle okula ve öğrencilere aktif katkı sağlamalarına zemin hazırlar.
Öğretmen, etkili iletişim becerisine sahiptir.
Öğrencileriyle, mesai arkadaşlarıyla, okulun idarecileriyle, yörenin yöneticileriyle ve velilerle sağlıklı iletişim kurar. Ziyaretleşir, hediyeleşir.
Öğretmen hiç kimseyle gereksiz yere zıtlaşmaz. Faydası olmayacak sözleri sarf etmez. İletişim kurmadığı kimse olmaz.
Öğretmen, okulun dış kapısından girdiği andan itibaren kendini mabette ve ibadette kabul eder.
Rahmetli Yıldırım Gürses’e karşı muhabbetim vardı, bu ilgide adaş olmamızın da etkisi olabilir. Ondan dinlemiştim: “Sahnede iken kendimi mabette gibi hissediyor ve Allah’a daha yakın olduğumu düşünüyorum.” demişti. Bu ifade bazılarına abartılı gelebilir. Kişinin yaptığı işi değerli bilmesi ve ibadet aşkıyla yapması çok önemlidir. Hele de öğretmenlikse zaten yapılan eylem bizatihi ibadettir. Öğretmen bu şuurla sanatını icra eder.
Yine rahmetli Nurettin Topçu, 40 yıl öğretmenlik yapıp, “İbadet abdestsiz yapılmaz.” anlayışıyla, derse/sınıfa bir mabede girer gibi girdiğini, bir kere dahi abdestsiz girmediğini paylaşır.
Peygamberimiz (sav): “Size namazdan, oruçtan, hacdan, zekâttan hatta Allah yolunda cihat etmekten daha hayırlı bir şey söyleyeyim mi? (Bu hayırlı iş) ilim öğrenmektir.” buyurdu. Yine başka bir sözünde “Öğretmen ve öğrenci hayır konusunda iki ortaktır, bunun dışındakilerde hayır yoktur.” buyurmuştur.
Öğretmen, idareci olmaya heves etmez.
Öğretmen, müdür yardımcısı ve müdür olmaya heveslenmez. İyi idarecilerle öğretmenliğin ne kadar güzel olduğunu bilir. Ne var ki idareci bu görevi bir üstünlük olarak görüyor, kapris yapıyor, değerleri aşındırıyor, hava atıp caka satıyorsa o zaman öğretmen, engelleri kaldırmak ve çalışanların huzurunu temin için yük alır ve idareci olmayı düşünür.
Yine de istişare ile karar verir. Teklif ediliyorsa değerlendirir. İdareci olmasa dahi sanki okulun müdürüymüş gibi olaylara duyarlı olur, nemelazımcı olmaz.
Öğretmen, sadece kendisine yazılı nöbet günlerinde değil, her gün nöbetçiymiş gibi davranır.
Öğretmen, öğrencileriyle bir araya gelmek için vesile arar. Nöbet çizelgesinde ismi yazılı olmadığı günlerde de aktif ve öğrenciye yakın olur. Kendini öğrencilerden soyutlamaz ve öğretmenler odasına hapsetmez. Öğrenciye yakın olmak için fırsat kollar.
Öğretmen, makul ve mevzuata uygun konularda çoğunluğa uyum sağlar.
Öğretmen, kırmızıçizgilerini koruyarak uyumlu hareket eder. Yanlış olduğuna inandığı durumlarda ise usulüne uygun olarak tepkisini ortaya koyar. Yanlışa işaret eder. Kişileri değil olayları, konuları müzakere eder. Sorun yanında çözüm de üretir. Sorunları dile getirirken çatışmacı, kavgacı değil; hikmetli dil kullanır. Bir yeri tamir etmeye çalışırken başka bir yeri yıkmaz. Bir yanlışı düzeltme adına başka bir yanlış yapmaz.
Öğretmen, kendini tüm idareci ve diğer öğretmenlerin fahri yardımcısı olarak görür.
Öğretmen, işten kaçmaz. Ama bazen bir öneri de bulununca “Çifte çabalayan gider.” hesabı önerilen iş, çalışma, proje önerene yıkılabilir. Bu gibi durumlarda her işi de üzerine almaz, tüm yükün altına da girmez. Dengeli davranır.
Yapacağı işlerde öğrencilere yararlılığı esas alır. Önceliklerini iyi ayarlar. İdareyle, rehberlik servisiyle, zümresiyle, diğer okul öğretmenleri ve çalışanlarıyla istişare içinde olur. Öğretmen, takım ruhuyla hareket eder. Paslaşmasını bilir. Böyle yapınca bazı öğretmen arkadaşları tarafından kınanabilir, dalga geçilebilir. Fakat bu kınamaların geçici olduğunu bilir ve sabreder.
Öğretmen, dışarıdan gelen veliye duyarsız kalmaz, mümkünse ikramda bulunur.
Öğretmen, okula gelen her misafiri kendi misafiri kabul eder. Başka bir öğretmenle veya idarecilerle görüşmeye gelmiş olsa bile karşılaştığı her misafire “hoş geldiniz” der ve onlara yardımcı olma isteğini beyan eder. Yapabileceği bir iş ise havale etmez, kendisi yapar. (Devam edecek)
Yıldırım Alkış
Birçok memururun işi mesayi saatları ile sınırlıdır. Öğretmenler görevi 24 saat hayat boyu devam eder.Öğretmen bu günü inşa ve ihya ederken,yarınlarında planlayıcısıdır.Sürekli gelişen kendini yenileyen bir mesleğe sahiptir.Ancak uzun bir zamandır öğretmenler birçok açıdan yıpratılmakta toplum içinde değersizleştirilmektedir.Sıradan bir memur gibi algılanmaktadır.Dünyanın en zor mesleği farklı zekalara sahip,farklı özellikleri olan bireyleri idare etmek bir arada tutmak,hem eğitici hem öğretici pozisyonunda olmak,onları motive etmek kolay iş değildir.Öğretmenlik meslek olarak korunmalı,desteklenmeli,onure edilmelidir.Toplum içinde saygınlığı korunmalıdır.Öğretmenler anne,baba,insan ve toplum psikolojisine hakim,kabiliyetli donanıma sahip seçkin bireylerden oluşmalıdır.Öğretmen bir toplumun en yüksek hayat sıtandardına sahip olmalıdır.Öğretmenlik zaman zaman nutuklarla onure edilecek bir meslek değildir.Öğretmenlik güven veren itimad edilen bir meslek haline getirilmelidir.Öğretmenler bir toplumu aydınlatan kandillerdir.Kandilleri söndürürseniz toplum karanlıkta kalır.
Yıldırım hocam yazılarını okuyor ve destekliyorum.