Cumhurbaşkanı olsaydım…
Eğitim ve kültür alanında işin mutfaklarında bulunmuş, olayın teorisi yanında Türkiye ve Dünya uygulamalarını da bilen bir ismi ikinci Cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görevlendirirdim.
Eğitim ve kültürden sorumlu başkan yardımcımın kendisine 9 kişilik özel bir ekip oluşturmasını ve onlara çok iş düşeceğini söylerdim.
Devlet’te atılacak her adımda;
Çıkarılacak atamalar da dâhil kararnamelerde,
Meclisin çıkardığı kanunların yorumlanmasında belki düzeltilmesinde,
Uluslararası imzalanacak antlaşmalarda,
Eğitim, kültür ve turizm bakanlıklarının faaliyetlerinin rehberlik ve takibinde,
Başkan yardımcısının ve 9 kişiden görevlendirdiği uzmanın izahatını görmeden asla adım atmazdım.
Charles de Gaulle, Fransa’da benzer bir uygulama yapmış, önüne gelecek her kararname için kültür bakanının parafını istemiştir.
İşi yavaşlattığı gerekçesiyle bazı kararnamelerin “kültürle ilgili değil” mülahazasıyla istisna tutulması kendisinden istendiğinde;
“Hiçbir şey Fransız kültüründen bağımsız değildir” şeklinde kurduğu cevabi cümlesi ile uygulamadaki kararlılığını göstermiştir.
Charles de Gaulle, Fransa’daki iç ve uluslararası iklimi değerlendirmesi istendiğinde “246 çeşit peyniri olan bir ülkeyi nasıl yönetebilirsiniz?” cümlesini kurarak kültürel çeşitliliğe dikkat çekerek yönetimde, özellikle eğitim ve kültürde bu zenginliğin esas alınmaması halinde başarının mümkün olmadığını belirtmiştir.
Anadolu’nun bağrında 26’dan fazla medeniyetin mirası üzerinde mükemmel bir ümran kurmuş olan Türkiye kültürel çeşitlilik açısından Fransa’dan açık ara daha zengindir.
Cumhurbaşkanımız eğitim ve kültürde istediği hedeflere ulaşamadıklarını sıklıkla dile getiriyor.
İşin ehli bir Cumhurbaşkanı yardımcısı, Cumhurbaşkanı ile yardımcısının birlikte oluşturacakları 9 kişilik ekip atamak ve onlara yukarıda tarif ettiğim her işe maydanoz olma görevi vermek; maarif ve kültür davamızda, ümran yolculuğumuzun başarının önemli bir kilometre taşı olacaktır.
If I Were President…
If I were President…
I would appoint someone who has been involved in the kitchens of education and culture, who knows not only the theory but also the practices in Turkey and around the world, as my second vice president.
I would tell my vice president responsible for education and culture to form a special team of nine people, and that they would have a lot of work to do.
I would never take any step in the government;
including appointments, decrees,
interpretation and perhaps correction of laws enacted by Parliament,
international agreements to be signed,
guidance and monitoring of the activities of the ministries of education, culture, and tourism.
Charles de Gaulle employed a similar practice in France, requesting the initialing of the Minister of Culture for every decree before him.
When he was asked to exempt certain decrees on the grounds that they were “not related to culture” because they were slowing down the work, he replied:
He demonstrated his commitment to implementation with his response, “Nothing is independent of French culture.”
When asked to assess the domestic and international climate in France, Charles de Gaulle asked, “How can you govern a country with 246 varieties of cheese?” He emphasized cultural diversity, stating that success is impossible if this richness is not prioritized in governance, especially in education and culture.
Turkey, which has built a magnificent empire on the legacy of more than 26 civilizations in the heart of Anatolia, is far richer in cultural diversity than France.
Our President frequently expresses his inability to achieve his desired goals in education and culture.
Appointing a competent Vice President, a team of nine people to be formed by the President and the Vice President, and assigning them the task of handling all the tasks I have described above will be a significant milestone in the success of our journey towards education and culture.