Türkiye’de eğitimin belki de en zayıf tarafı, genel özel hiçbir eğitim yeterliliği taşımadan, eğitim arka planı bulunmadan, ahkam kesenlerin verdiği zararlarda yatmaktadır. Dünyanın en karmaşık, küresel, genel ve dijital faktörlere bağlı etkileşimi en yüksek bir alana karşılık gelmektedir, eğitim. Hani ‘’bir dala bastım kırk dal oynadı yerinden’’ türü muhteva hakimiyeti gerektiren bir karmaşık yapının adıdır, eğitim. Ayrıca özünde insan olduğu için, ana kitabımız başta olmak üzere, öncelikle talim, terbiye/eğitim bilgisi olmak üzere, tarih, edebiyat, kültür, folklör ve ritim bilgisi de gerektirir. Ders, tedris, talim, talebe, ilim, bilim, eğitim tarihi, mukayeseli öncü eğitimci biyografiler, öğretmen, öğretim metotları, ülke, insan, küresel, yerel, genel eğitimin nitelikleri ile alakalı farkları, muhtevaları ve sonuçları bir araya getirerek yorumlayabilecek kadar bir arka plan bilgisi de icap eder.
Ayrıca da aşağıdaki sonuç, sayı ve değerleri okuduğu zaman sebeplere ve sonuçlara dair sahih öngörüler ortaya koyabilecek bir tefekkür taşımayı da gerektirir.
Üniversite seçme sisteminde barajı geçemeyen 1 milyon kişiyle alakalı projeksiyonunuz nedir?
Emrullah Efendi ve Tuba Ağacı Nazariyesinin sebepleri üzerine bir fikir yürütebilir misiniz?
Dönem eğitim adamlarından Satı Efendi’nin ”Beşiği sallayan el geleceği sallar” sözleri size neler anlatmakta?
Bambu Ağacı Nazariyesinin sizde çağırdıklarını anlatabilir misiniz?
OECD sıralamasında 25-34 yaş aralığında okuduğunu anlama oranı % 1 olan Türkiye’nin sıralamasının ne anlama geldiğine dair fikriniz var mı?
700 bin kişi ÖSS’de hiç Matematik sorusu işaretlememiş bu sonuçlara dair görüş taşıyor musunuz?
Lise mezunlarının % 52’si bir Türkçe mesajı anlayamayacak durumda Türkçe fakiri. Bu konuda yol ve yöntem tarif edecek kadar fikri hamule taşıyor musunuz?
Bu konuya dair etkileşimleriniz olmakta mı?
Lise mezunlarımızın % 70’nin yurtdışına gitmek istediği bir sisteme dair ilmi, araştırmaya dayalı bilgiler taşıyor musunuz?
Görüşleriniz hangi muhite, hangi ekole, hangi dünya görüşüne, nasıl bir insan tasavvuruna hizmet etmekte?
Eğitim uzmanı ya da maarif mütehassısı. Dileye kendine unvanlar verebilir.
Sahiden savunduklarımızın farkında mıyız?
Bizim eğitim sistemini Avrupa’dan ayıran klasik sistem ifadesiyle en mümeyyiz vasfı, belki de tek üstünlük farkı bütün arızalarına rağmen tarihi adil eşitlikçi yapısıdır. ND İbrahim Paşa, Mehmet Akif, Ahmet Cevdet Paşa, Tevfik İleri, Kemal Bıyıkoğlu, Celal Ökten, Kemal Tahir, Ali Fuat Başgil, D. Mehmet Doğan, Süleyman Demirel, Tayyip Erdoğan, Aziz Sancar o sayede en çevrelerden merkeze yürüyerek sisteme dinamizm getirmişlerdir.
Bu listeyi çok daha fazla genişletmek mümkün!
Türkiye’de adil eşitlikçi yapıyı bozacak sistem bizim dinamizmimizi çökertir. Atalet sisteme hakim olur ve kendi kendini tüketen bir yapıya dönüşür.
Dünyada zenginlerin savaşa gittiği, dinamik mücadeleler gerektiren işlere giriştiği nerede görülmüştür!!!
Osmanlı’daki taht rekabeti bile zekâ, strateji ve bilgi gerektiriyordu. Çelebi Mehmet 4-5 kardeşini akıl, zekâ ve liyakat gerektiren bilgisiyle aşarak geçti ve 35 yaşına 24 gaza sığdırıp dinamizmini sahaya yansıtarak tarihe iz bıraktı!
Eğitim de mesele öze yönelmektir!!!
Sosyal mekanizmaları işleyen aidiyeti aha yüksek ‘’çevre’’ insanını devre dışı bırakırsak bir sabah uyandığımızda kahraman diye yeni bir ‘’Zelenski’yi bizim kucağımıza tutuştururlar da gıkımız çık/a/maz! Ya da Leydi Gaga’yı….
Yetiştirdiğimiz insanın kimliği, aidiyeti ve donanımı ülkeyi harekete geçirecek, buluşlar yaptıracak, insanımızın dinamizmini ateşleyecek müktesebata sahip mi? Biz bu hedefe odaklanalım.
Özal merhum ‘’dışa açılma’’ adıyla insanımıza küresel hedefler koyarak, ‘’Adriyatik’ten Çin Seddine’’ diye yeryüzü ölçekli idealler oluşturarak dinamizmimizin küresel tecrübe ve bilgiler oluşturmasının önünü açtı!
Aksi taktirde bu kadar güçlü dinamik bir toplumsal yapı, içeride birbirini tüketmeye yönelebilirdi!
Fıtrata dayalı ana omurgayı muhafaza ederek eğitim sistemimize rotalar oluşturalım.
Çok selam ile efendim…