Gündem Sudan; 1956 yılında bağımsızlığını kazanmasından itibaren adil bir yönetimle tanışmayan hep demir yumrukla yönetilen 15 darbe ve 3 iç savaş yaşayan Sudan; zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına, verimli tarım arazilerine, altı, demir, bakır, krom, çinko, kurşun, nikel, mika, gümüş ve nadir elementler gibi rezervlere sahip olmalarına rağmen;darbe yapmaktan, kardeş kanı dökmekten; kendi doğal zenginliklerini işletmeye halkının huzur ve refahı için çalışmaya fırsat bulamayan yöneticileri yüzünden barış, huzur ve refah görmemiştir.
Bu yüzdendir ki, doğal kaynakları ve jeopolitik konumu itibariyle Afrika’nın en önemli ülkelerinden birisi olan Sudan; yapılan darbeler ve çıkan iç savaşlar yüzünden; yönetimsel açıdan istikrarsız, ekonomik açıdan geri kalmış, askeri ve siyasi açıdan parçalanmış bir Afrika ülkesi konumundan öte gidememiştir.
Sadede gelecek olursak, Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ile HDK Hızlı Destek Kuvvetleri adı verilen (RSF) Paramiliter milislerin arasında ki anlaşmazlıkla 15 Nisan 2023’te başlayan ve hala devam eden savaş ile birlikte yönetim yine kontrolden çıkmış, 100 binlerce insan katledilmiş, 50 Milyona yakın Sudan nüfusunun yarıdan fazlası şiddetli açlıkla karşı karşıya kalmıştır.
Bilindiği üzere 1989’da bir darbeyle iş başına gelen Ömer El Beşiri döneminde Güney Sudan’la yapılan kanlı çatışmalarda 2 milyon Sudan halkı hayatını kaybetmiş 1 milyondan fazlası yerlerinden edilmişti. Bunun üzerine uluslararası baskıya maruz kalan El Beşiri 2005 yılında bağımsızlık isteyen Güney Sudan’la bir anlaşma yapmak zorunda kalmış; yapılan anlaşmaya göre gerçekleştirilen referandum neticesinde 2011 yılında G. Sudan’ın bağımsızlığını kazanması üzerine, ikiye bölünen Sudan hem toprak hem de petrol ve doğalgaz kaynaklarını kaybetmiştir.
Petrol gelirlerinin dörtte üçünün Güney Sudan’da kalması ve gelirlerinin %75 ini kaybetmesi sebebiyle Sudan’da Devlet bütçesi çökmüş, gıda fiyatları patlamış yakıt bulunamamış, memur maaşları ödenememiş, enflasyonun %350’lere çıkmasıyla ekmek fiyatları 5 katına çıkmıştır. Takvimler 2018 yılını gösterdiğinde halk yine sokaklara dökülmüş Atbara şehrinde halkın üzerine ateş açılmasından sonra ayaklanmalar Başkent Hartum dahil olmak üzere 30’dan fazla bölgeye yayılmıştır.
Halkın isyanından kendilerine vazife çıkaran; başında General Abdel Fettah El Burhan’ın bulunduğu ordu ile Ömer El Beşiri tarafından 2013 yılında sivil ayaklanmaları bastırmak üzere Darfur’da kurulan liderliğini General Muhammed Hamdan (Hemedti) Dagalo’nun yaptığı paramiliter örgüt anlaşarak 11 Nisan 2019 sabahı Ömer El Beşiri Hükümetini darbeyle görevden indirmiştir. Kurulan askeri yönetimde El Burhan Egemenlik Konseyi Başkanı Dagalo ise Başkan yardımcısı olarak görev almıştır.
Beşiri Hükümetinin devrilmesinin üzerinden 3 ay geçmesine rağmen halkın ekonomik ve sosyal hayatında bir değişikliğin olmaması üzerine 2019 yılının Haziran ayında Başkent Hartumda askeri yönetimi protesto için ayaklanan binlerce kişi HDK (RSF) paramiliter güçleri tarafından otomatik silahlarla taranarak, katledilmiştir. Bu olay tarihe Hartum katliamı olarak geçmiştir.
Bu katliamın uluslararası toplum tarafından duyulmasıyla baskı altında kalan ve geri adım atmak zorunda kalan ordu ile siviller arasında yapılan müzakereler neticesinde Sudan Egemenlik Konseyi tarafından 21 Ağustos 2019’da geçici bir hükümet kurulmuş başına da sivil olan Abdullah Hamduk getirilmiştir. IMF ile yeniden yapılandırma, İsrail’i boykot etmeyi öngören 1958 tarihli yasanın kaldırılması ve İsrail ile normalleşme sürecinin başlatılması gibi adımları atan Hamduk 25 Ekim 2021 de gerçekleştirilen 2. askeri bir darbe görevden alınmış ve kaçırılarak bilinmeyen bir yere götürülmüştür.
21 Kasım 2021’de tüm sivil siyasi partilerle yapılan bir anlaşmanın parçası olarak Hamduk yeniden başbakan olarak 2. Defa göreve getirilmiştir. Ancak yönetimde Hamd’uk görünmesine rağmen General Burhan ve Dagalo ipin ucunu ellerinde tutmaya devam etmişlerdir. Ekonominin bir türlü rayına girmemesi, hayat pahalılığının, yokluk ve yoksulluğun Sudan halkını canından bezdirmesi ile tekrar protestolar baş göstermiş, geçici hükümetin başbakanı Hamduk ta 2 Ocak 2022'de görevinden istifa etmek zorunda kalmış, yönetim tekrar Ordu ve HDK’nin eline geçmiştir. Sudan’ın altın rezervlerinin işletilmesini elinde tutan her zaman olduğu gibi ABD ve İsrail ile işbirlikçilik yapan Birleşik Arap Emirliğinin (BAE) müdahalesi ile Sudan’ın İsrail’le normalleşme sürecini başlatması ordu içindeki muhafazakâr kanadı ve bürokrasideki İslamcı kesimi rahatsız etmiş ve ülke genelinde bir hareketliliğin başlamasına sebep olmuştur.
Diğer taraftan Sudan Ordu Komutanı Burhan’ın Dagalo liderliğindeki HDK’yi orduya bağlamak istemesi; Darfur bölgesindeki madenlerin işletilmesine el koyan gelirlerini devlete vermeyen, 100 binden fazla silahlı paramiliter gücü elinde tutarak devlet içinde devlet gibi hareket eden; Dagalo’nun buna yanaşmaması ordu ile HDK arasında gerginlik oluşturmuş, bu gerginlik, HDK ile Ordu arasında 3. Sudan iç savaşının başlamasına sebep olmuştur.
İki generalin kişisel hırsları ve dış müdahalelerin etkisiyle; 15 Nisan 2023 günü HDK nın Hartum hava limanına saldırması ve ordu tanklarının sokaklara inmesi savaş uçaklarının HDK karargahını bombalamasına karşılık HDK’nin de başkanlık sarayını, TV binasını ve Hartun’daki ordu karargahını ele geçirmesiyle Müslümanları birbirine kırdıran 3. Sudan iç savaşı resmen başlamış, 1 hafta içinde ülke geneline yayılan savaş ile Sudan yine kana bulanmış olan yine sudan halkına olmuştur
Başkent Hartum harabeye döndükten sonra HDK Hartum’dan püskürtülmüş, ancak ülkenin üçte biri HDK’nin eline geçmiştir. HDK lideri Dagalo Sudan’ın batısında El Cezire’de kendi yönetimini kurmasının büyük altın rezervlerinin bulunduğu Sudan’ın önemli bir bölgesi olan Darfur’a hâkim olmasının ardından; Sudan ordusuna bağlılığını açıklayan Kuzey Darfur eyaletinin merkezi ve kilit şehri El-Faşir’i abluka altına almıştır.
15 Nisan 22023 yılından beri HDK (RSF) canileri tarafından ele geçirdiği bölgelerde olduğu gibi 18 ay abluka altında tutulan Faşir’de halk üzerinde etnik temelli işkenceler uygulanmış, bölgeye gıda, ilaç gibi insani yardımların sokulması engellenmiş, su kaynakları, hastaneler, insani yardım tesisleri tahrip edilmiş, evler yağmalanmış, kadınlara tecavüz edilmiş sivil insanlar öldürülmüş, öldürülenler ya toplu mezarlara gömülmek ya yakılmak ya da Nil nehrine atılmak suretiyle uluslararası toplumdan gizlenmeye çalışılmıştır. Zorla göç ettirme, etnik temizlik ve açlıktan öldürme bir savaş yöntemi olarak Darfur ve Faşir bölgesinde; yiyecek içecek bulamayan halk, hayvan yemi, ot, kedi köpek veya bulabildiği diğer canlıları yemek zorunda bırakılmıştır.
3 yıla yakın bir zamandan beri devam eden Sudan iç savaşında 150 binden fazla insanın öldürülmesine, 10 binlercesinin, yaralanmasına, 12 Milyon Sudanlının yerlerinden edilmesine; 3 milyonunun çevre ülkelere kaçmasına ve 26 Milyonunun açlıkla ölüme mahkûm edilmesine rağmen Sudan iç savaşı hem İslam coğrafyasında hem de batı aleminde gözlerden ve gönüllerden uzak tutulmuştur.
Sudan iç savaşı; 7 Ekim 2023 başlayan ve 20 bini çocuk, 13 bini kadın olmak üzere 70 binden fazla insanın ölümüne 200 bine yakın insanın yaralanmasına ve 2,3 milyon insanın defalarca yerlerinin değiştirilmesine yol açan Siyonist soykırımdan yaklaşık 6 ay önce 15 Nisan 2023 te başlamasına rağmen; taki 18 ay boyunca abluka altında tutulan El Faşir’in 26 Kasım 2025’te Dış destekli HDK canilerinin eline geçmesi ve soykırıma varan mezalimin işlenmesi neticesinde ancak insanlığın gündemine girebilmiştir.
Şunu ifade etmek isterim ki adına Hızlı Destek HDK veya RSF denilen paramiliter yapı 1989 da darbe ile yönetimi ele geçiren ve 30 yıl süreyle Sudan’ı demir yumrukla yöneten Ömer El Beşiri tarafından sivil ayaklanmaları bastırmak üzere kurulan; süreç içinde büyük katlimaları gerçekleştiren eli kanlı bir örgüttür.
Bu örgüt sebebiyle Sudan’da yaşatılan insanlık dramı Gazze’de yaşanan insanlık dramından farksızdır. Sudan’da yaşanan savaş ne din savaşı ne iç savaştır. Sudan’daki savaş bir kardeş ve vekalet savaşıdır. Gazze- İsrail savaşında taraflardan bir Siyonist, diğeri Müslüman iken, Sudan da savaşan taraflardan her ikisi de Müslümandır. Sudan ordusu da günahsız olmamakla birlikte taraflardan HDK (RSF) nin uyguladığı yöntem Siyonist İsrail’in Gazze halkına uyguladığı sistematik soykırımdan farksızdır. Bu durum Müslümanlar adına utanılacak bir durumdur.
Sudan’da darbelerin yapılması ve savaşın tekrarı; savaşın bir iç savaş niteliğinden çok bir vekalet savaşı niteliğinde olmasından; savaşın finansörlüğünün işbirlikçi İslam ülkeleri tarafından yapılmasından kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında barış sağlama yerine; ABD, İsrail ve Batılı ülkeler adına BAE’nin HDK’ya; İHA, silah, mühimmat ve paralı asker sağlanarak Libya ve Çad üzerinden destek sağlanması yine Suudi Arabistan, Mısır, İran, Rusya gibi ülkelerin ordunun tarafını tutması her zaman olduğu gibi BM ve diğer Uluslararası kurumların yaşanan insanlık dramına seyirci kalmaları savaşın uzamasını sağlamakta Sudan krizini derinleştirmektedir.
Jeopolitik konumu, doğal kaynaklarına çökme sebebiyle sürekli kılınan vekalet savaşları yüzünden Sudan iç ve dış güçlerin santrac tahtasına döndürülürken; değişmeyen tek şeyin Sudan halkının, açlıkla kıtlıkla, zulümle ve sonun da ölümle sonuçlanan bedeller ödemesi olmaktadır.
İnsan haklarının uluslararası hukukun ihlal edildiği Sudan’da BM ve İslam ülkeleri; akan kardeş kanının durdurulması, taraflar arasında ateşkesin sağlanması ve gerekli insani yardımların ulaştırılması konusunda derhal harekete geçmelidir. Aksi durumda Sudan’da olanlar değil bundan sonra olacak insani felaketler konuşulacaktır. “İnsanlar üzerine öyle bir gün gelecek ki ölen niçin öldürüldüğünü öldüren de niçin öldürdüğünü bilmeyecektir.” Hadis
Mustafa KIR