Halka hizmeti Hakk’a hizmet anlayışıyla, siyaseti ibadet ve cihat niyetiyle yapan, askerlik yapmakla, vergi vermekle, mükellef sayılan ancak, yönetme hakkı tanınmayan Müslümanlara devlet yönetme, idari kadrolarda görev alma haklarının bulunduğunu hatırlatan 54. Hükümetin Başbakanı Millî Görüşün Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız:”İslamsız saadet olmaz. Şuursuz Müslüman olmaz. Cihadsız İslam Olmaz.” Sözünü her konuşmasında vurgulamıştır.
Merhum Erbakan, yalnızca bir siyasetçi değil, aynı zamanda tarihsel analizler yapabilen bir lider, İslam dünyasının geleceğine yön vermeyi hedefleyen büyük bir dava ve devlet adamıdır. O, 40 yılı aşkın siyasi hayatında; Müslümanların niçin ezildiklerinin ve niçin horlandıklarının, sebebini cihadı terk etmelerine bağlamış, 40 yılda 40 bin defa “İslamsız saadet olmaz! Şuursuz Müslüman olmaz! Cihadsız İslam Olmaz!” ifadelerini bir çivi gibi Müslümanların kafasına çakmaya çalışmıştır.
Müslümanların bölünmesi ve parçalanması için kurulan Siyonist oyunların farkında olmayan birbirlerini alevi, Sünni, Kürt, Türk, Arap gibi din, etnik ve mezhepsel ithamlarla ayrışmalarına çanak tutan Müslümanlara; aklınızı başınıza toplayın “İslamsız saadet olmaz.” “Şuursuz Müslüman olmaz” Cihadsız İslam Olmaz” sözleriyle Siyonist oyunu bozmak için adeta çırpınmıştır. Onun: “Siyonizm öyle ustadır ki, “Kim? Ben mi? Ben hiç Siyonizm’e hizmet eder miyim!” şarkısını söylettire, söylettire kendi ordusunda işbirlikçilere askeri talim yaptırır.” Sözleri meşhur ve çarpıcıdır.
Cihad; Cehd’ veya ‘cühd’ kökünden türeyen Arapça bir kelimedir. Lügat anlamı kararlı ve şuurlu bir şekilde zorluklar karşısında yılmadan çalışmaktır. İslami literatürde ise cihad: Dinin emir ve yasaklarını öğrenip, ona göre yaşamak ve başkalarına da öğretmektir. İyiliği emredip kötülüklerden sakındırmaya çalışmaktır. İslam’ı tebliğ etmek, önce nefsimize, sonra da iç ve dış düşmanlara karşı malla, canla, dil ve diğer vasıtalarla elden gelen tüm gayretin sarf edilmesi demektir.
Buna göre; Allah’ın rızasını kazanmak için İslam’ın esaslarını öğrenmek, öğretmek, yaşamak ve yaşatmaya çalışmak cihattır. İslam’ı tebliğ etmek, iyiliği emredip, kötülükten nehyetmek bu hususta yaşanabilecek engelleri aşma konusunda sabır göstermek cihattır. Hakkın, adaletin hakim olması, zulmün önlenmesi, insanlığın huzur bulması için dünyevi karşılık beklemeden ilim, fikir, teknoloji, ekonomi, siyasi ve askeri alanlarda çağın şartlarına göre caydırıcı güç oluşturmak için mücadele etmek cihattır. Allah yolunda gösterilen gayretin bedensel olanına cihad, ruhsal olanına mücahede, fikirsel olanına içtihat denildiği gibi bunu yapanlara da Mücahid ve müctehid denilmektedir. Bu anlamda cihad, öldürmek değil, diriltmektir. Can almak değil, hayat vermektir.
Kuran’da “cihad” kavramı; fiilî savaş anlamına gelen “kıtal” kavramından farklı şekilde ele alınmıştır. Cihadın sadece savaştan ibaret sayılması veya batılıların ifade ettiği gibi cihada (kutsal ) öldürme anlamının yüklenmesi basit bir yorum farkından değil, sinsice oynanan bir oyundan kaynaklanmaktadır.
İslam ülkelerine karşı savaş açmayan gayri müslimlere müslümanlığı benimsemedikleri gerekçesiyle savaş açılamaz. Daha açık bir ifade ile Müslüman olmayanları Müslüman yapmak, topraklarına ve zenginlik kaynaklarına ey koymak için yapılan savaş cihat olarak adlandırılamaz. Cihadın gayesi, Allah’a kulluk ve yeryüzünde hakkı hâkim kılmaktır. Toplumdaki fitneyi kaldırmak, zulümleri önlemektir. İnsanları baskılardan ve zulümlerden kurtarmaktır. İslâm ile insanların arasındaki engelleri ortadan kaldırıp, İslâm’ı tanımalarına fırsat vermektir.
Durum böyle olduğu halde, İslam’ın 5 temel esasının altıncısı olarak bilinen Cihad, hem Müslüman geçinenler hem de Müslüman olmayanlar tarafından yıllardan beri en çok konuşulan, en çok tartışılan, yanlış anlaşılan ve en çok yanlış yorumlanan kavram olmuştur. Oysaki Peygamberimiz (sav) İslam’ı cihadla yaymıştır. Müslümanları cihad ile korumuştur. Ondan sonra O’nun yolundan giden Müslümanlar da yeryüzünde Allah’ın adını cihadla yaymışlardır. Çanakkale Destanı cihadla yazılmıştır. Milli Mücadele, cihad ruhu ile kazanılmıştır. Bu ruhu yok etmek için Siyonistler; Müslümanları cihat ibadetinden alıkoyarak zihinlerini ve ülkelerini işgal etmişlerdir.
Cihad ruhunun yok edilmesi için cihad, ders kitaplarından çıkarılmış, liyakat ve ehliyet sahibi İslam alimleri aşağılanmış, Hakkı savunmak isteyenler susturulmuş, sürgün edilmiş veya cezalandırılmışlardır. Böylelikle meydanın cihatçılara bırakılmasının, insanların duydukları ve gördükleri ile amel eder konuma gelmelerinin, çarpık din anlayışının hayatımıza hâkim olmasının yolları açılmıştır. Müslümanların namazına, orucuna haccına, zekâtına karışılmadığı halde, cihadına engel olunarak, Müslümanlarla cihad arasına kalın bir duvar örülmüştür. “Cihada” Müslüman olmayanlarla savaşmak gibi cihadın dışında anlam yüklenerek “İslamofobia” kültürü yaygınlaştırılmış ve Müslümanların kendi dinlerine, Müslüman olmayanların da İslam’a önyargılı bakmaları sağlanmıştır.
Bilindiği üzere İslam: Yüce Yaratıcıya tazim ve bütün yaratılmışlara şefkat ve merhamet dinidir. İslam ümmetine ve tüm insanlık alemine karşı sorumluluklarımız cihat ibadetini tam anlamıyla yerine getirmekle mümkün olabilir. Ne yazık ki cihat ibadeti terk edildiği için İslam beldeleri işgal altına girmişlerdir. Müslümanlar devletlerini izzet ve şereflerini kaybetmişler, birbirlerine sahip çıkamaz hale gelmişlerdir.
Siyonist İsrail’in 18 aydan beri ardı arkası kesilmeyen bombalı saldırılarla; bebek, çocuk, kadın, yaşlı demeden Filistinli kardeşlerimizi Gazze Şeridinde hunharca katletmesi, temel gıda ve ihtiyaç maddelerinin giriş ve çıkışını yasaklayarak, aç, susuz ve ilaçsız bırakarak, Gazze halkını topluca ölüme mahkûm etmesi Müslümanların İslam kardeşliğinin gereğini yerine getirmemeleri ve cihadı terk etmeleri sayesinde olmuştur. “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” (Hadis) Hadisinin muhatabı Müslümanlar değil midir?
İslâm âlimleri, kötülükleri elle değiştirmenin yöneticilerin, dil ile değiştirmenin âlimlerin; kalp ile değiştirmenin gücü elinde bulundurmayan avamın görevi olduğunu ifade ederek, her seviyedeki Müslümana düşen vazifeyi ifa edecek yolu göstermişlerdir.
Bugün bir İslam beldesi olan Filistin topraklarına el koyan ve Filistin halkına soykırım uygulayan, etnik temizlik yapan, zorla yerlerinden eden, Filistin halkının canlarına, mallarına, ırz ve namuslarına kasteden, temel hak ve hürriyetlerini ellerinden alan, Çevresi Yüce Allah tarafından mübarek kılınan Kudüs, Mescidi Aksa ve Filistin toprakları hem tehdit hem de Siyonist işgal altındadır. Kendi topraklarını, Mescidi Aksanın onurunu korumak için 77 yıldan beri canlarını, mallarını ve tüm varlıklarını feda eden Filistinli kardeşlerimiz İşgalci İsrail ve işbirlikçileri karşında yalnızlığa terk edilmiş ve top yekun ölüme mahkum edilmiştir.
7 Ekim 2023’ten beri dünya milletleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından Katil İsrail’ ve işbirlikçilerini meydanlarda Tel’in etmeleri soykırımı durdurmaya yetmemiştir. Siyonist İsrail’i durdurmanın yolu tüm İslam ülkelerinin başlatacağı askeri bir müdahaleden, İsrail ile; askeri, siyasi, ticari ve diplomatik ilişkilerin kökten kesilmesinden geçmektedir. Bu her İslam ülkesinin yönetimlerinin ve halklarının üzerine düşen bir vecibedir.
Onun için ilahi emre istinaden, şer’i sorumluluğu yerine getirmek ve sözle cihat etmek amacıyla ümmetin önde gelen 100 âlimi “AKSA VE GAZZE ÇAĞRISI” adı altında İslam ümmetini malları ve canları ile Gazze halkının yanında olamaya çağırmıştır.
İslam alimleri özetle: “Gazze direnişi bizim, biz de onların bir parçasıyız. Onları destekleyeni destekler, onlara düşmanlık edene düşmanlık ederiz. Yahudi ve Hristiyanları dost edinip, Müslümanlara karşı onlara yardım eden herkes İslam’dan dönmüş sayılır.
Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmak, İslam’ın akidesinden ve Allah’ın şeriatından bir hükümdür. Filistin’in tamamı kıyamete kadar İslamî vakıftır. Ümmetin ittifakı, Filistin’in herhangi bir parçasının dahi kâfire satılmasının veya devredilmesinin haram olduğu yönündedir.
Her Müslümanın Gazze’ye yardım etmesi farz-ı ayndır. Kim bundan yüz çevirirse savaştan kaçmış olur ve savaş meydanını terk edenin vebali, sebep olduğu zarar ve tehlike ölçüsünde büyüktür.
Yahudilerin Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya ve Filistin’e yönelik saldırıları, Müslümanları savunma cihadına mecbur kılmaktadır. Çünkü düşman, din, namus, toprak, can ve mala saldırmıştır ki, bunlardan biri bile Müslümanların seferber olup, cihada çıkması için yeterlidir.
Sınır komşusu olan ülkeler, genel seferberlik için geçişleri açmalı, mücahitlerin girişine ve muhtaçların yardımına izin vermelidir. Özellikle Refah Sınır Kapısı, Gazze için hayat damarıdır ve hiçbir şekilde kapatılmamalıdır. Onu kapatan, Allah’a, Resulü’ne ve müminlere ihanet etmiş olur. Gazze halkından biri tıbbi müdahale edilmediği için hayatını kaybederse, sınırı kapatan kişi onun ölümüne sebep olmuş sayılır.
Filistin topraklarını gasp eden, işgal eden ve zalim oluşuma bağlı olan herkes saldırgan bir savaşçı olup, cinsiyeti ve kimliği ne olursa olsun masum bir sivil sayılmaz;
İşgalci rejimin ve onu destekleyen şirket, fabrika ve devletlerin ürünlerini satın almak ve onlarla ticaret yapmak haramdır. Boykot, ekonomik cihadın bir şeklidir.”
İslam coğrafyasının ve yeryüzünün kan gölüne çevrilmesinin devletlerini, hürriyetlerini, izzetlerini kaybetmelerinin öz vatanlarında parya muamelesi görmelerinin sebebi cihat ibadetini terk etmelerinden, izzeti kardeşlikte değil düşmanlıkta, yardımlaşmada değil çarpışmada, birlikte değil ayrıştırmada, Allah’a ve Resulüne itaatte değil isyanda aradıklarından dolayıdır.
Unutmayalım Özgür Mescidi Aksa’ın ve özgür Filistin’in olmadığı bir dünya da hiçbir İslam ülkesi özgür ve bağımsız olamaz. Bütün İslam coğrafyasının liderleri Siyonist saldırıları durdurma vebali ile karşı karşıyadır. Bunun hiçbir ekonomik askeri ve siyasi mazereti Allah katında ve insanlar nazarında kabul edilemez. “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez.”(Hadis) 14.4.2025
MUSTAFA KIR