Tevfik İleri, Demokrat Partinin lider kadrosunda yer alan, söylemleri, duruşu, idealleri ve birçok özelliğiyle yakın dönem Türk tarihine iz bırakan isimlerdendi. Dönemin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel özellikleriyle ilgili birçok çalışma yapmış bir tarihçi olarak, Türkiye’de Modern Tiyatronun Gelişimi ve Türk Devlet Tiyatrosu adlı eserimde ayrıntılı bir şekilde yer verdiğim üzere; o, en çok sanata dair görüşleriyle dikkatimi çekmişti. Bakanlıkları dönemlerinde eleştirilen hatta bazı çevrelerce “gericilikle” suçlanan Tevfik İleri’nin sanata bakışı; milli kültürle harmanlanmış bir anlayışın yanında, Batı’nın klasiklerini en iyi şekilde temsil eden bir sanatsal ortam yaratılmasıydı. Milli Eğitim bakanı olur olmaz da bu hedef için samimi olarak çalışmıştı. Ülkede birçok ihtiyaç varken tiyatronun bütçesinin arttırılmasına tepki gösterenlere verdiği cevap onun vizyonunu da ortaya koyar nitelikteydi.
“Kabul ediyorum 500 liraya da eser sahneye konur, ama burası salaş tiyatrosu değildir, Devlet Tiyatrosudur! Bir Devlet Tiyatrosunun repertuvarında Cyrano de Bergerac, Otello olacaktır, aksi halde dünyanın karşısına Devlet Tiyatromuz var diye çıkamayız… Masraflarını da yapacak ve tiyatromuzu en üst seviyeye çıkartacağız…”.
Tevfik İleri, toplumun Atatürk inkılaplarına sadık olanlar ve olmayanlar şeklinde bölünmesine de karşı çıkmıştı. Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku’nda yer alan “Türk milletini muasır medeniyetler seviyesine çıkarma” hedefini örnek gösterip, ülke için çalışıp az zamanda çok iş başarmak olarak nitelediği Atatürkçülüğün, salt söylemlere hapsolmaktan çıkarılması ve işlevsel bir hale getirilmesi gerektiğine inanmıştı. Onun bu noktadaki görüşü de sanata dair hedefleriyle uyumlu ve tutarlıydı. Bana göre onu özel kılan yönlerinden biri de bu tutarlılıktı.
Tevfik İleri, kendisini kabul ettirmiş bir siyasetçiydi. Adnan Menderes’in en yakınındakilerdendi. Sadece muhalefet değil, Demokrat Parti içindeki muhalifleri tanımlayan Yaylacılar da onu kabinede Menderesçiler arasında görmüş ve değişmesini istemişlerdi. O, 1950-60 döneminin en etkili siyasi aktörlerinden birisi olurken inandıkları uğruna mücadele etmekten hiçbir zaman geri durmamıştı. 27 Mayıs sonrasında Yassıada’da yargılanırken de tutumunda bir değişiklik olmamıştı. Doğrularını, yanında olduklarını sonuna kadar savunmuş, bu uğurda bedel ödemek gerekirse o bedelleri de ödemeyi kabul etmişti.
Karakterine muhaliflerinin dahi saygı duyduğu Tevfik İleri’yle ilgili bir etkinlik yapılması planından geçen yıldan itibaren haberdardım. Sayın Memiş Okuyucu’nun gayreti ve heyecanına çok defa telefon görüşmelerimizde tanık olmuştum. Etkinliğe dahil olmamı sağlayan da bu heyecan ve samimiyetti. Sadece açılış oturumuna iştirak ettiğim 2025 yılının son günü ve Tevfik İleri’nin 64. ölüm yıldönümüne denk gelen Tevfik İleri Bilgi Şöleni, farkındalık yaratma ve verilen mesajlarıyla önemli bir bilimsel toplantı olarak dikkat çekti. Başta Memiş Okuyucu olmak üzere, organizasyona emeği geçenleri kutlar, çıktılarının yararlı olmasını dilerim.