eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
27°C
Ankara
27°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Açık
27°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
30°C
Pazar Az Bulutlu
31°C
Pazartesi Az Bulutlu
27°C

Edebiyat Araştırmacısı Olarak Mehmet Kaplan

Dr. Öğr. Üyesi Tuğba ÖZEN(*)

1. Mehmet Kaplan’ın “Kaynaklar”ı: 

“Kaynaklar” adıyla bir dergi çıkarmış olması Mehmet Kaplan’ın kaynaklara verdiği değeri gösterir niteliktedir. Kaplan, dergiye verdiği ismin gerekçelerini kaynaklara gitmenin önemiyle açıklamıştır. Kültür kavramı üzerinde oldukça duran Kaplan’a göre kültür, medeniyetin en önemli nişanesidir. Mehmet Kaplan, kültürün “işlemek” manasından yola çıkarak, edebiyatı bir kültür şubesi olarak ele almış ve bu dikkatle edebî metinlere yönelmiştir. 

Kültürümüze kaynaklık eden unsurların işlenerek yeni nesillere aktarılması taraftarı olan Mehmet Kaplan’ın, kendi kaynakları arasında da Türk kültürünün iki önemli ismi yer almaktadır: Mevlana ve Yunus Emre. Kaplan, bilhassa Yunus Emre üzerinde durmuş, mısralarını pek çok eserinde kullanmış, onun şiirlerinden felsefî yorumlara ulaşmıştır. Kaplan’ın yazılarında alıntılar yaptığı bir başka isim, kendi ifadesiyle “döne döne” okuduğu Alain’dir. Kaplan, bütün insanlığa Alain’i tanıtma arzusunda olduğunu belirtmiştir. 

Edebiyat bilimi açısından Mehmet Kaplan’ın kaynakları öncelikle Fuat Köprülü ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Ancak Kaplan’ın görüşleri zaman içinde değişerek gelişmiştir. Köprülü’nün “haşiyeli ilim” anlayışına karşı çıkan Kaplan, alıntıların metni ağırlaştırdığı kanaatindedir. Denemeye yaklaşan, metni merkeze alan bir bakış açısı Kaplan’ın eserlerinde karşımıza çıkar. Kaplan, Köprülü’nün edebiyat tarihi anlayışı yerine metin tahlillerini getirerek, Türk edebiyatı araştırmalarına yeni bir yön vermiştir. Kaplan, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “edebî metin üzerinde rüya gören” yaklaşımı yerine, edebî eseri merkeze alarak, onda bulunan unsurlara göre değerlendirme yapmayı tercih etmiştir. 

Mehmet Kaplan’ın edebiyat teorisi bakımından görüşlerini geliştiren en önemli kaynak Rene Wellek’tir. Kaplan, edebiyat derslerinde Wellek’in görüşleri üzerinde durmuş ve eserlerinin tercümesi için öğrencilerini teşvik etmiştir. Wellek’in pek çok konudaki düşüncesi, Kaplan tarafından Türk edebiyatına uygulanmıştır. Wellek’in “Edebiyat Teorisi” kitabında yer alan “asıl edebiyat incelemesi”, Kaplan’ın metin tahlillerinde üzerinde durduğu unsurları ihtiva etmektedir. 

2. Mehmet Kaplan ve “Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar”ı 

Mehmet Kaplan, edebiyatın felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi sosyal bilimlerin diğer alanlarıyla birlikte ayrı bir mana kazandığını ifade etmiştir. Bu durum, Kaplan’ın dikkatini yeni metotlara çevirmiştir. Kaplan’ın metin tahlili metodu, divan edebiyatında yer alan şerh usulünün Batılı metotlarla yeniden yorumlanmasıdır. Kaplan’ın şerh geleneğine getirdiği yenilik “bir sayfalık metinler üzerinde tetkikler yapmak” ve edebî eserleri tematik açıdan incelemektir. 

Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatı üzerinde araştırmaları, metin tahliline yani esere dayanır. Kaplan, bu görüşünü de Alain’e dayandırmıştır. Alain, Eflatun’un kitaplarını okumanın Eflatun hakkında yazılmış bir kitabı okumaktan daha faydalı olduğunu belirtmiştir.

Kaplan’ın metin üzerindeki dikkati bu görüşle açıklanabilir. Mehmet Kaplan, eserleri incelenerek sanatçı hakkında daha sağlan görüşlere ulaşılabileceği kanaatindedir. 

Mehmet Kaplan, edebî eser incelemelerinde; şekil, muhteva, üslup üçlüsünden üslubu öne çıkarmıştır. Kaplan’a göre üslupta meydana gelen değişmeler, edebî devirleri ayıran başlıca unsurdur. Kaplan, edebiyat tarihlerinin üslup değişmelerini takip etmesini teklif eder. Ayrıca Kaplan, üslup bilimi (stilistik) incelemelerinin önemini ortaya koymuş ve “Tevfik Fikret” adlı kitabında stilistik uygulamaları yapmıştır. Kaplan, üslubu öne çıkarırken şekil ve muhteva arasındaki bütünlüğün önemini de vurgulamıştır.

 Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatı araştırmalarında üzerinde durduğu bir başka unsur da bütünlüktür. Bu bütünlük arayışı edebiyatın tanımından metotlara kadar Kaplan’ın düşünce dünyasına tesir etmiştir. Kaplan, edebiyatı bütünlük kavramıyla tanımlamıştır: Mehmet Kaplan’a göre edebiyat, hayatı bir bütün olarak kavrayan sanattır. Edebî metni bütün olarak görmesi, parçadan bütüne ulaşma gayreti hep bu kavram etrafında şekillenir. Bundan başka yenilik ve değişim de Kaplan’ın üzerinde durduğu kavramlardır. Bu durum hem Kaplan’ın Yeni Türk Edebiyatı kürsüsünde hoca olmasıyla açıklanabileceği gibi bakış açısı olarak yeniliğin peşinde olmasıyla da ilişkilendirilebilir. 

Mehmet Kaplan, nesir alanında en çok hikâye üzerinde durmuştur. “Hikâye Tahlilleri”nde seçtiği hikâyelerle, edebiyat tarihimiz açısından hikâye türünün gelişimini de gözler önüne sermiştir. Modern hikâye ve roman türlerinin Batı’dan alındığını belirten Kaplan, yalnızlaşan insanın nesre yönelişini açıklamıştır. Kaplan’ın hikâye ve roman türündeki değerlendirmeleri tasvir ve tahlil odaklıdır. Kaplan roman ve hikâyede yeniliği, tahlilde insanın ruh dünyasını aksettirmedeki; tasvirde ise insan mekân ilişkisini açıklamadaki kudretinde aramıştır. 

Mehmet Kaplan’ın üzerinde durduğu bir başka durum ise gerçeklik ve estetik ifadedir. Kaplan, edebî türlerin ideolojiye alet edilmesine mutlak suretle karşı çıkmıştır. Üzerinde durduğu bir diğer konu ise hatıra türü ve bu türe ait eserlerin edebiyatımızdaki azlığıdır. Kaplan’ın tiyatro ve sahne sanatları ile ilgili incelemeleri ise sınırlıdır. Bu türlerin edebiyatımızdaki noksanlığı ve Türk edebiyatının tiyatro ile tanışması üzerinde durmuştur. Kaplan, yakın arkadaşı Turan Oflazoğlu’nun tiyatroları hakkında çeşitli inceleme yazıları kaleme almıştır.

3.  Mehmet Kaplan’ın Metin “Tahlilleri”nden Medeniyet “Tahlilleri”ne Tenkit Anlayışı 

Mehmet Kaplan, edebiyat araştırmalarında öncelikle eserin incelenmesi gerektiğini savunmuştur. Kaplan’ı eser incelemesine yönelten amil, Ali Ölmezoğlu’na yazdığı mektupta da belirttiği gibi Batı’dan öğrendiği metotları tatbik ederek metnin dünyasına girme isteğidir. Kendisini “münekkit ve esseist”e yakın bulan Kaplan’ın metin tahlillerini, öğrencisi Bilge Ercilasun “tatbikî tenkit” olarak açıklamıştır. Bu dikkatle Kaplan’ın “nazarî tenkit” alanıyla ilgisi, nazarî biçimde ortaya konulan tenkit metotlarını uygulaması olarak düşünülebilir. “Tenkit” kelimesinin edebiyat teorisi manasında da kullanıldığı düşünüldüğünde, Kaplan’ın kendisine ait bir edebiyat teorisi olmadığı ve Batı’daki yeni metotları Türk edebiyatına uyguladığı sonucuna ulaşılır. Zaten Kaplan’ın edebiyat teorisi oluşturmak gibi bir iddiası da olmamıştır; kendisi bu durumun sebebini, teoriler (nazariyat) yerine eserin kendisiyle ilgilenmiş olmasıyla açıklamıştır. 

Mehmet Kaplan, bir eserden hareket ederek bir nesle ait unsurların bulunabileceğini savunmuştur. Metin tahlillerinden, medeniyet tahlillerine ulaşabilme düşüncesi de buradan ortaya çıkmıştır. Kaplan, her neslin sanat eserlerine akseden ortak bir ruhun bulunduğu ve bu eserleri incelemek suretiyle nesil üzerindeki hâkim kavramlara ulaşabilineceği kanaatindedir. Metinden medeniyete ulaşma fikri, şiir ve hikâye tahlillerinden “Tip Tahlilleri”ne ulaşan bir serüvenin neticesidir. 

Mehmet Kaplan, parçadan bütüne ulaşma düşüncesiyle, metni oluşturan harflerin dahi metin bakımından kıymetlerini incelemiştir. Bu inceleme kelime seçiminden, kelimenin türüne; bu türün metin açısından değerine kadar uzanmıştır. Bu çalışma stilistikle alakalı olduğu kadar Kaplan’ın tenkit anlayışıyla da alakalıdır. Kaplan, tatbikî tenkit anlayışıyla hareket etmiş, yani Batı’dan öğrendiği kuramları Türk edebiyatına uygulamıştır. Kaplan’ın metni organik ve estetik bir bütün olarak değerlendirmesi edebiyat kuramlarından yapısalcılıkla ilgilidir. Edebî eserlerde neslin, medeniyetin veya evrensel değerlerin izlerini sürmesi ise Arketipçi eleştiri anlayışıyla alakalıdır. Kaplan bilhassa “kolektif şuur” üzerinde durmuştur. Kaplan, eserde ne varsa ona göre değerlendirdiğini ifade etse de sanatçının hayatındaki izlerin esere tesirlerini açıklayan Psikanaliz kuramından da faydalanmıştır. Psikanaliz açısından “Ödip kompleksi” ve “rüya” Kaplan’ın vurgu yaptığı kavramlardır. 

Mehmet Kaplan, tatbikî tenkidin (uygulamalı eleştirinin) akademik sahadaki önemli temsilcilerinden biridir. Kaplan, metnin öne çıkan özelliklerine uygun olan kuramı metne uyguladığını belirtmiştir. Mehmet Kaplan’ın metne verdiği önem düşünüldüğünde öncelikle eser merkezli kuramlarla hareket ettiği söylenebilir. Yapısalcılık bunun en somut örneğidir. Mehmet Kaplan, metni açıklamak içiz zaman zaman sanatçının hayatından faydalanır bunu yaparken Freud’un Psikanaliz yöntemine ait öğretileri kullanmıştır bu durum yazar merkezli kuramlara da başvurduğunun bir göstergesidir. Arketipçi eleştiri ve Jung’un kolektif şuuaraltı hakkındaki görüşlerinden faydalanması yazar merkezli kuramlarla alâkalı oluğu kadar toplum merkezli kuramlarla da alâkalı düşünülebilir. Bu dikkatle Mehmet Kaplan’ın tenkit anlayışının metnin ihtiyacına göre eser, yazar ve toplum merkezli kuramları kullanmak suretiyle oluştuğu söylenebilir. 

Mehmet Kaplan’ın edebî akımlara yaklaşımı, bu akımları tanıtmak ve Türk edebiyatında bu akımlara örnekler olabilecek eserleri göstermek şeklindedir. Kaplan, ayrıca Türk edebiyatı dönemlerine hâkim olan akımlar ve gerekçeleri üzerinde de durmuştur. Kaplan’ın yirminci yüzyılda yaygınlaşan Sürrealizm ve Egzistansiyalizm akımlarının üzerinde daha fazla durması, yaşadığı çağda meydana gelen gelişmeleri yakından takip etmesiyle ilişkilendirilebilir. Mehmet Kaplan’ın sanat ve edebiyat tanımı estetik üzerinde şekillenmiştir. Kaplan, kültür ve dil ilişkisi üzerinden medeniyet kavramına ulaşmıştır. Edebiyatı, malzemesi dil olan sanat olarak tanımlayan Kaplan’ın, dil ve kelimeler bakımında dikkatleri yine üsluba verdiği kıymetle açıklanabilir. Kaplan, edebiyat ve sanatın estetik fonksiyonu ve ideolojinin bu fonksiyona engel oluşu üzerinde durmuştur.

4. “Nesillerin Ruhu”nun Mehmet Kaplan’a tesirleri: 

Mehmet Kaplan, “Nesillerin Ruhu” adlı kitabında, her neslin kendine has duygu ve düşüncelerini ifade etme şekli olduğunu, bu şeklin de sanat eserlerine aksettiğini belirtmiştir. Kaplan, “nesillerin ruhu” kavramını Türk edebiyatının geçirdiği dönemlerle ve o dönemlerin tarihsel, sosyolojik şartlarıyla birlikte açıklamıştır. 

Mehmet Kaplan’ın eserlerinde kendi neslinin ruhunu bulmak mümkündür. Kaplan, ideolojilerden rahatsız olduğunu her fırsatta dile getirmiştir. Bu ideolojilerden kastı daha çok Marksist ideolojilerdir. Bu ideolojilerle eser verenlerin çoğunu kitabına almazken; aldıklarına da objektif bakış açısını sarsacak nitelendirmelerde bulunmuştur. Kaplan’ın eserlerinde milliyetçiliğe övgü bulunmaktadır. Bu durum, Marksist ve Milliyetçi olarak kutuplaşan neslin ruhunu aksettirmektedir. Evrensel manada ise Mehmet Kaplan, yirminci yüzyıla ait akım ve kuramlara eserlerinde daha çok yer ayırmıştır. Kaplan’ın bu konulardaki dikkatlerinin daha gelişmiş olduğu görülmektedir. Bu durumda Kaplan, çağının getirdiklerine karşı dikkatli bir bilim insanı olarak değerlendirilmelidir. 

5. “Edebiyatımızın İçinden” Mehmet Kaplan 

Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatındaki yeri öncelikle, edebî eser incelemelerini, edebiyat tarihinden öne almasıdır. Kaplan, Türk edebiyatını bir bütün olarak görmüştür. Divan edebiyatı ve Halk edebiyatıyla ilgilendiği kadar Orta Asya’da gelişen Türk edebiyatıyla da alâkadar olmuştur.

 Mehmet Kaplan, eserlerinde eğitimci rolünü ön planda tutmuştur. Metin tahlillerini, öğretmen ve öğrencilere faydalı olmak gayesiyle yazdığını ve edebî eserleri doğru tahlil etmenin, Türk edebiyatını anlamak için oldukça önemli olduğunu belirtmiştir. Kaplan, edebiyatı yalnızca edebiyat olarak değil, varlığı anlamaya yönelik bir yorum olarak düşünmüştür. Bu düşüncelerin neticesinde; hem felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi diğer sosyal bilimlere yönelerek “multi-disipliner” hem de aynı metin içerisinde faklı kuramlara yönelerek “eklektik” bir bakış açısıyla edebî metni tahlil etmiştir. Mehmet Kaplan, edebiyatı kültür şubesi olarak görmüştür. Bu bakış açısı; dille ilgili hassasiyeti beraberinde getirmiştir. 

Mehmet Kaplan, ayrıca kültürün işlemek manasından yola çıkarak edebiyat anlayışındaki yenilik ve değişimin izini sürmüştür. Sonuç olarak Kaplan’ın edebiyat, kültür ve medeniyet kavramlarını birlikte değerlendirdiği görülmektedir. Mehmet Kaplan’ın Türk edebiyatındaki yerini anlamak için yetiştirdiği öğrencilere ve yazmış olduğu kitaplara bakmak yeterlidir. Kaplan, edebiyat ve sanat kadar kültür dünyamızı ilgilendiren meseleler hakkında da görüş beyan etmiş önemli bir ilim insanıdır.

                                                           Dr. Öğr. Üyesi Tuğba ÖZEN

                                                  (*)AYBÜ İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.