Öğretmenliğe başladığım okulda idarecilik yapan arkadaşlardan birisi olaylara yüksek sesle (bağıra çağıra) tepki vermekte oldukça mahirdi. Bu muazzam, tepkili ve etkili ses tonu karşısında değil öğrenciler, öğretmen arkadaşlar bile pamuk şekeri gibi oluyor ya da bir yengeç edasıyla yan yan yanından uzaklaşıyordu. Ortaokul ve lise öğrenciliğim yıllarında bu şekilde disiplin sağlamaya çalışan bazı öğretmenlerimin hatırasıyla bu durumdan etkilendim. Yüksek sesle konuşmak, bir olumsuzluğa sesi yükselterek tepki vermek! Demek ki disiplin böyle sağlanıyordu ve sağlanmalıydı.
Disiplinli bir öğretmen olmak için bu davranışı örnek aldım. Bahçede, koridorda, sınıfta gerekli-gereksiz yüksek sesle konuşmaya (laf aramızda bağırıp çağırmaya) başladım. Sesimi yükselttikçe ortalık süt liman oluyordu. Yanında asık yüz, çatık kaş, sert bakış. İşte disiplinli bir öğretmen! Kükreyen aslan gibiydim. Gel zaman git zaman, nöbetçi öğretmen arkadaşlar dışarıdan okula, koridordan sınıfa girmeyen öğrencileri “Mustafa Uslu geliyor!” diyerek uyarmaya başladı. Bu ne büyük bir saadetti! İsmim bile öğrencileri korkutup disiplin altına almaya yetiyordu. Disiplinli, otoriter öğretmen olmak böyle bir şey olsa gerekti!
Günler, haftalar, aylar, yıllar geçti. Dört yılın sonunda sesimde çatallanma, yüksek sesle veya uzun süre konuştuğumda kısılma başladı. Tanıdık bir doktora gittim. Şikâyetimi dinledi ve tavsiyelerini sıraladı: “Yüksek sesle konuşma, çok konuşma, kapalı ve tozlu ortamda bulunma, sigara içme, -me, -ma, -me, -ma…” Sebep? “Farenjit olmuşsunuz!” Rahatlatacak birkaç ilaç yazdı. Tavsiyelerine mutlaka uymamı söyledi.
İlaçları kullanırdım da tavsiyelere nasıl uyacaktım? Hadi, sigara içmiyordum. Ondan kurtardım, ama ben haftada otuz saat derse giren bir öğretmendim. Sınıflar kalabalıktı. Mevcudu 45-50 olan sınıflara “kolej gibi” diyordum ki yetmiş kişilik sınıflarda dersim vardı. Kapalı ortam, ortalık toz duman. Sonuç; o yıllardan itibaren farenjit benim yol arkadaşım oldu.
Farenjit; Fransızca pharyngite’ten dilimize geçmiş. Türk Dil Kurumu, kelimeyi “yutak iltihabı” olarak tanımlamış. Farenjitin pek çok sebebi var. Ancak bizi, yani eğitim camiasını ilgilendiren en önemli tarafı “meslek hayatları boyunca seslerini kullanmak zorunda olan öğretmenlerin karşılaştığı en önemli sağlık sorunlarından birisi” olması.
Ses tellerinde ve boğazda meydana gelen, dikkat edilmediğinde kronikleşen bu sağlık sorununun öğretmen hastalıklarından biri sayılmasının temel sebepleri; sürekli kapalı ve kalabalık ortamlarda çalışmak, başta toz olmak üzere boğazı ve ses tellerini tahriş eden maddelere maruz kalmak, kontrolsüz, ölçüsüz, sık ve uzun süre konuşmak sayılabilir. Bu arada larenjit, ses telindeki nodüller, polipler, kistler, soğuk algınlıkları, sigara, reflü, burun tıkanıklığı ve bazı üst solunum yolu enfeksiyonlarının farenjitin daha ağır seyretmesine ve daha sık görülmesine neden olduğunu belirtmeliyim.
Yıllar önce pedagojik formasyon almakta olan yaklaşık iki yüz kişilik öğretmen adayı grubuna verdiğim seminerde “Şimdiye kadar sesinizi ölçülü kullanmanızı söyleyen bir hocanız oldu mu?” diye sorduğumda ‘sadece bir öğretmen adayı’ el kaldırmıştı, o kadar. Demek ki ses eğitimi, akademik ya da sınav başarısına esas dersler kadar önemsenmiyordu.
Meslek hayatımın hemen başında yaşadığım bu talihsiz tecrübe nedeniyle özellikle genç öğretmen arkadaşlarıma -fırsat buldukça- seslerini ölçülü kullanmaları konusunda tavsiyede bulunmaktan geri kalmıyorum. Çünkü bir öğretmenin öğrencisiyle en etkili iletişim aracı sesidir. Dersi anlatma başarısı da sesin bilinçli ve ölçülü kullanılmasıyla yakından ilgilidir.
Yüksek sesle konuşmak, karşımızdakilerin bizi daha iyi anlayacağı anlamına gelmez. Bağırıp çağırmakla da tam ve kalıcı bir disiplin sağlanacağı düşünülmemelidir. Meşhur sözdür; “Zerzevatçı bağırır, sarraf bağırmaz. Eskici bağırır, antikacı bağırmaz…”
Öğretmen, ne sarraftır ne antikacıdır ne zerzevatçıdır ne de eskicidir. O, herhangi bir nesnenin pazarlayıcısı değildir. Bilakis bilginin, geleceğin, hayatın öğrencisi ve öğreticisidir. Bu yüzden bir öğretmen sesini ve nefesini ölçülü kullanmalı, konuşmalarında vurgu ve tonlamaları yerli yerinde yapmalı, gerekirse jest ve mimiklerle konuşmasını desteklemelidir.
Bir öğretmenin hele hele genç yaşta yanlış örnek ve bilinçsiz kullanım yüzünden en önemli ders aracı olan sesinin zarar görmemesi için şunlara dikkat etmesi gerekir:
Eğitim Fakültesinde okuduğum yıllarda “Diksiyon” adlı bir dersimiz vardı. Ancak teorik bilgiler öğrenip bazı ezberlerin dışında dersle ilgili bir uygulama yapıldığını hatırlamıyorum. Bu yazımda ses kullanımı konusunda mevcut öğretmen arkadaşlarıma ve mesleğe yeni başlayan / başlayacak olan genç arkadaşlarıma “Sesini değil, sözünü yükselt!” vecizesini esas alarak, ses sağlığına dikkat etmeleri için bir hatırlatmada bulunmak istedim. Çünkü kendim, yanlış örnekler ve bilinçsiz kullanım nedeniyle öğretmenliğimin ilk yıllarında ses sağlığıma zarar verdim. Bu konuda gerekli eğitimi almayan veya doğru rehberlik yapılmayan pek çok öğretmenin de ses sağlığı sorunu yaşadığını / yaşayacağını tahmin ediyorum.
Ses, öğretmenin sermayesidir; bilinçsiz biçimde kullanmasının önüne geçilmeli. Ses eğitimi, anlatabilme ve anlaşılabilme açısından oldukça önemlidir. Öğrendiğim kadarıyla öğretmen yetiştiren fakültelerde müzik bölümleri haricinde ses eğitimi / diksiyon konusunda yaygın ve yeterli bir eğitim verilmiyor.
Öğretmenlere ve öğretmen adaylarına sesin nasıl kullanılacağı, ses sağlığının nasıl korunması gerektiği mutlaka öğretilmeli. Bu yüzden öğretmen yetiştiren fakültelerde mutlaka ses eğitimi, diksiyon dersleri zorunlu derslerden olmalı. Bunun yanında öğretmen olmaya karar verip pedagojik formasyon alan adayların da yine ses eğitimi / diksiyon dersleri almasının alan dersleri ve pedagojik formasyon kadar gerekli olduğunu düşünüyorum.
Mustafa USLU
Mustafa Hoca’m, eğitim öğretim yılının başlangıcında yine eğitimle ilgili muhtaç olunan çok önemli bir konuya temas etmişsiniz yine. Konuyu detaylı bir şekilde sorunu da reçeteyi de veciz bir şekilde ifade etmişsiniz.
Elinize kolunuza sağlık.
Değerli hocam kıymetli müdürüm meslektaş olarak çok önemli yerlere değinmişsiniz Emeğinize sağlık ve nice sağlık ses ve öğretmenin sesini kullanması önemli yalnız bu Sesin iyi kullanmasını sağlayacak öğretmenin bilgi birikimi deneyimimi sınıfın ve öğrencinin hazır bulunuşluğu da çok önemli bir etken olduğunu düşünüyorum
Değerli hocam kıymetli müdürüm meslektaş olarak çok önemli yerlere değinmişsiniz Emeğinize sağlık yüreğinize sağlık ses ve öğretmenin sesini kullanması çok önemli yalnız bu Sesin iyi kullanmasını sağlayacak öğretmenin bilgi birikimi deneyimimi sınıfın ve öğrencinin hazır bulunuşluğu da çok önemli bir etken olduğunu düşünüyorum.Öğretnen öğrencilerin hazır bulununuşluğunu da sağlamayı iyi görürse yada sağlamayı bilirse çok faydalı olacaktır hem sınıf yönetimine hemde ses kullanımına
Değerli kalem erbabı müdürüm
Çok önemli bir husus öğretmenler için lakin eğitim fakültelerinde pedagojik formasyon dersleri verilmesine rağmen iyi bir “Diksiyon ve Hitabet” dersi verilmemektedir. Bu husus mutlaka dikkate alınmalı öğretmen adaylarına ses, nefes ve diyafram kullanımı öğretilmelidir. Meslek hayatlarının 38-40 yıl süreceği düşünülürse çok değerli bir kazanım elde etmiş olurlar. Selam ve saygılarımla
Allah Razı olsun hocam.
Güzel ifade etmişsiniz.
Rabbim sıhhat ve sağlıklı uzun ömür versin.
Mevlüt Şahin
Benim okul müdürüm telefondan böyle bağırarak tehdit eder. Müdür baş yardımcısı da hizmetlilerin yanında bağırarak tehdit eder. İsmim saklı. Çünkü başıma ne geleceğini bilmiyorum.
Teşekkür ederim yorumumu sildiniz
Öğretmenler için çok faydalı bir yazı olmuş hocam… Ben de öğretmenliğimin ilk yıllarında zaman zaman yüksek ses kullanarak disiplini sağlamaya çalışıyordum… Yüksek ses ilk etapta öğrencinin çabuk susması hizaya girmesini hızlandırıyordu… Kısa zamanda hıZlı bir çözümdü… Tabi uzun vadede korkutan sindiren çekinilen olmanız ya da sağlığınızın bozulması bir kenara eğitimciye daha da ötesi insana yakışan bir şey mi bu bağırma çağırma…
“Yürüyüşünde tabiî ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!” Ayeti geldi aklıma… Sanırım bu sesini alçalt emrinden öğretmenler de muaf olmasa gerek…
Yazı çok düşündürücü yararlı olmuş benim açımdan… Sevgiler saygılar hocam….
Yeni eğitim öğretime girerken kulağımızda küpe olsun hocam. Ne güzel düşünmüşsünüz✨
Kaleminiz dert görmesin Mustafa Hocam, göreve yeni başlayan ve sesimi
Kaleminiz dert görmesin Mustafa Hocam, göreve yeni başlayan ve sesini yoranlar için uyarı mahiyetinde güzel bir konuya değinmişsiniz.
Çok ince ve güzel bir temaya parmak basmışsınız hocam , tebrik ediyorum…
Ses tonu ve ses seviyesini ayarlamak ustalık ister, kişi ne zamanki kendine güvenir o vakit sesi ufaktan yani alçaktan kullanır.
Bu yazı benim için 30 sene önce yazılmalı idi. Hala konuşabiliyorum Allah ın büyük lütfu. Kendime yazık etmişim. Uslu Hocam teşekkürler Bundan sonra bana dikkat etmek düşer.
Her öğretmenin okuması gereken bir yazı…Elinize, emeğinize sağlık hocam.
Kıymetli müdürüm yazınızı şimdi okudum hayran kaldım. Sizin de anlattığınız gibi disiplinli kuralcı bir öğretmen veya idareci olmak için bende sesimi çok yükselttim ve çok fazla ses kısıklığı yaşadım. Gerçekten bu yazıyı özellikle göreve yeni başlayan tüm eğitimciler okumalı… Kaleminize sağlık.
Emeğinize ve yüreğinize sağlık hocam