(Sekizinci bölüm)
Öğretmen, sınıfın fiziki ortamının temizlik ve tertibine önem verir.
Öğretmen, sınıfın fiziki ortamının, tertip ve düzenli olmasının dersin işlenmesine etkisi olduğunu bilir. Öğretmenin tuvalidir derslikler. Bazı öğretmenler sıraların üzerine örtü örtüyorlar, tabana halı seriyor, ev havası veriyorlar. Temiz, havalandırılmış, tertipli bir derslikte bulunmak hem öğretmene hem de öğrenciye sıcak mesajlar verir. Bu durum branş öğretmenleri için zor olsa da öğrencileri teşvik edebilir. Daha temiz ve düzenli dersliklerin oluşmasına katkı sağlayabilir, öncülük edebilir.
Havalandırılmış, temiz, hafif bir müzik eşliğinde sınıfa giren ve öğrenciler tarafından güler yüzle karşılanıp kolonya ikram edilen, masasında çiçek ve su bulunan bir öğretmen, o derste daha verimli olur. İçten ve daha sevecen, pozitif bir psikolojiyle dersini işler.
Farklı bir derslik düşünün ki öğretmenin sınıfa girdiğinden öğrencinin haberi olmuyor; gürültü, toz-duman, herkes ayakta, havada tebeşirler uçuşuyor. Böyle bir sınıfı derse hazırlamak ve verimli bir ders yapmak çok zor olur. Nitekim son dönemde yapılan araştırmalar da pozitif bir sınıf ikliminin öğrenmeyi destekleyici rolünü ortaya koymaktadır.
Öğretmen, plan-program yapar.
Öğretmen, yıllık planının yanında günlük plan da yapar. Ön hazırlık yapmamış, konuyu dahi hatırlamayan bir öğretmenin verimli olmayacağını bilir. Ne öğretmen ne de öğrenci hazırlıksız bir dersten verim alamayacaktır.
Öğretmen, ders saatini iyi planlar, zamanı verimli kullanır, ders içinde konu tekrarları yapar.
Öğretmen, dersine öyle hazırlanır ki teneffüs zili çalmadan birkaç dakika önce konuyu bitirir, soru ve değerlendirmelere geçer.
Öğretmen, konu ne olursa olsun, ne kadar uzun, ne kadar önemli olursa olsun, kendine verilen süre içinde konusunu işleyebilendir. “Konu çok uzun”, “konu çok değerli”, “bir ders saati yetmiyor” gibi mazeretleri olmaz.
Derse geç girmek ne kadar yanlışsa teneffüs zili çaldığı halde derse devam etmenin de o kadar yanlış olduğunu, zil çaldıktan sonra öğrencinin duymayacağını bilir.
Yakın bir gelecekte belki de zilsiz, sınıfsız ve süresiz eğitime geçilecektir. O günleri gören öğretmen, yeni duruma göre tedbirini alır. Öğretmen, çağın gerisinde kalmaz, çağa uyum sağlar.
Öğretmen, haftalık, aylık, yıllık hedefler belirler.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın belirlediği amaçlar geneldir. Türkiye’nin tüm bölgeleri ve çocukları için aynı amaç ve hedefler belirlenmiştir. Ne var ki bu realiteye uygun değildir. Öğretmen, Bakanlığın belirlediği amaç ve hedeflere aykırı olmayacak şekilde öğrencilerin hazır bulunuşluğuna, çevre şartlarına ve dersin özelliğine göre yeniden hedefler belirler. Ders, dönem ve yıl bittiğinde öğrenciye kazandırmak istediğini bilir ve ona göre hedefler belirler. Hazırladığı plan ve programlar bu hedeflere ulaşmasını sağlayacak esnekliktedir.
Öğretmen, tatlı dilli, güler yüzlü olur ve selamla sınıfa girer.
Sınıfa selam vererek girmek, öğrenciye verilen değerin ifadesidir. Peygamberimiz: “İlim öğrettiklerinize saygı gösterin”[1] buyuruyor. Saygı gösterilen öğrenci saygın olur, sadece sevmek yetmez. Hz. Ali de: “Çocuklarınıza büyük adam muamelesi yapın.” diyor. Öğrencileri büyük bir kimseymiş gibi muhatap alınca, öğrenciler de bu konuma uygun söz ve davranış geliştirmeye çalışır. Bu davranış önce taklit edilir zamanla da modellemeye ve geliştirilerek bilinçli uygulamaya dönüşür. Öğrencilerin olgunlaşmasını kolaylaştırır.
Öğretmen, beden dilinin ve tatlı dilin iletişimdeki etkisini bilir.
Öğretmen, ilgi Uyandırır.
Öğretmen, konunun çeşitliliğine göre derse başlarken öğrenciyi heyecanlandırır, ilgi uyandıracak bir giriş yapar.
Fen bilimleri derslerine giren öğretmen, fizik ve kimya ile neler yapılabileceğine küçük örnekler vererek hayal kurdurup öğrencileri heyecanlandırır. Merak, bilginin, öğrenmenin anahtarıdır. Özellikli bir robottan, uzay seyahatinden hatta “Metaverse”den bahseder.
Türkçe öğretmeni güzel bir şiirle, tiyatral bir hareket ve söylemle derse başlar. Her branşın kendine özgü dikkat çekici birçok yöntemi ve girişi vardır.
Öğretmen, her derse klişe olarak hep aynı söz ve hareketle başlamaz. Şaşırtır bazen öğrencilerini. Sıradışı davranır. Bu, öğrencide “bakalım bugün n’olacak?” beklentisi de doğurur.
Bir gün şeker dağıtır, bir gün meyve. Bir gün bir bahane ile üç kişiye birer kitap verir. Bazen de bir türkü ile başlar.
Öğretmen, hatırlatır.
Öğretmen, her derste bir önceki dersle/konuyla ilgili bağlantılar kurarak hatırlatma ve pekiştirmeler yapar. Önceki dersle ilgili sorular sorarak not veya farklı şeylerle öğrencisini ödüllendirir. Öğretmen, hem maddi açıdan hem de not verme hususunda cömert olur. “Aferin yavrum, al sana bir (+). Kimin on artısı olursa ona sözlü notundan yüz puan vereceğim.” gibi not almayı zorlaştıracak vaatler yerine; “Aferin yavrum, al sana yüz!” demek daha motive edici olur. Çoğu zaman yılsonu gelir en çalışkan öğrenci bile on artıyı tamamlayamaz. Ama anında ödüllendirme hem o öğrenciyi motive eder hem de sonraki derse diğer öğrencileri teşvik eder. Sınıfta hareketlilik sağlar.
Öğretmen, öğrencinin güvenini kazanır.
Öğretmen, öğrencilerine, öğrenciler de öğretmenlerine güvenir. Öğretmen, tutamayacağı sözler vermez, verdiği sözleri de tutar. Öğrencisinin sırrını muhafaza eder. Hatalarını başkalarıyla paylaşmaz. Öğrenciyi, asla anne-babasına şikâyet etmez. Çok mecbur kalmadıkça öğrenciyi disiplinle, idarecilerle korkutmaz.
Öğretmen, münferit bir hata yapan öğrencisinin hatalarını sınıfta yüzüne vurmak, arkadaşlarının yanında mahcup etmek yerine onunla özel görüşmeler yapar. Sınıfta arkadaşlarının yanında cezalandırma yoluna gitmez. Ders dışında öğrencilerden uzak bir mekânda önce güzel bazı özelliklerinden bahsettikten sonra hatası ne ise onu söyler ve düzeltmesini ister.
“Sen çok iyi bir öğrencisin. Saygılısın, çalışkansın, merhametlisin. O hareketi nasıl yaptın anlamakta güçlük çekiyorum. İsteyerek olmadı sanırım. Ümit ediyorum bir daha olmaz, değil mi?” gibi ifadelerle yanlışı tashih etme yoluna girer. “Böyle yapmak sana yakışmıyor.” diyerek kötü davranışla onun arasını ayırmaya çalışır. Böyle davranan bir öğretmeni, öğrenci mahcup etmeyecektir. (Devam edecek)
[1] Tirmîzî, “Birr”, 66.
Yıldırım Alkış
Kalemine yüreğine sağlık olsun Yıldırım hocam