Kırk sızım millete dair,
Kırk sızım ümmete dair,
Kırkı bîçare insana
Kırk bini nefsime dair…
Kırk kanlı yaş döker gözüm,
Kırk yerinden kanar özüm,
Kırk kez kararmış gündüzüm,
Kırk bin de geceye dair…
Kırk gönüle girmemişsen,
Kırk fakir giydirmemişsen
Kırk yetim güldürmemişsen,
Kırk bin kez yanmaya dair…
Kırk gün çileye girmeden,
Kırk erbain geçirmeden,
Kırk delik hırka giymeden,
Kırk bin yıl durmaya dair…
Kırk örtüye sarınmadan,
Kırk kez yanıp arınmadan,
Kırk eşikte barınmadan,
Kırk bin kez ölmeye dair…
Kırk yiğit çıktı şol yola,
Kırk yerde verilmez mola,
Kırk heves varmaz Allah’a,
Kırk bin de nefsine dair…
Kırk talep yakışmaz âra,
Kırk kez yanmadan bu nâra,
Kırk yolla varılmaz Yâr’a,
Kırk bini dünyaya dair…
Kırk günâh boyasa teni,
Kırk defa bozsan tövbeni,
Kırk şefkat bekliyor seni,
Kırk bin merhamete dair…
Kırk kez “ah” etsen derinden,
Kırk nedamet, kederinden,
Kırk rahmet eser serinden,
Kırk bini ukbaya dair…
Kırk kere düşsen de yere,
Kırk kez razı ol kadere,
Kırk defa koyul sefere,
Kırk bin adalete dair…
Kırk kez kırsan da kalemi,
Kırk kez parçala elemi,
Kırk kere dolaş âlemi,
Kırk bin hakikate dair…
Kırk ömür katlan mihnete,
Kırk can feda şol himmete,
Kırk tövbe yetmez hikmete,
Kırk bini Rahmete dair…
Kırk kapıdan geçilmeden,
Kırk elekten seçilmeden,
Kırk hırstan vazgeçilmeden,
Kırk bin arınmaya dair…
Kırk hasret çeksen Ahmet’e,
Kırk yıl katlansan zahmete,
Kırk salâvât Muhammet’e,
Kırk bin kez vuslata dair…
Ahmet Kağan Karabulut