Dolaştım şöyle pazarda,
Ne var diye tezgâhlarda,
Ne yazık ki ortalıkta,
“Tezgâh” maldan daha fazla…
Mütekebbir ahmaklarla,
Kifayetsiz muhterisler…
Had bilmez ahlaksızlarla,
İçleri boş tenekeler…
Pişekâr’lar, Hacivat’lar,
Palyaçolar, dalkavuklar…
“Orta”nın oyuncuları,
Madrabazlar, hokkabazlar…
Milleti talan eyleyen,
Sahtekârlar, düzenbazlar…
“Âlim” kılıklı münafık,
“Hoca” kisveli papazlar…
Tokmaksız davullar ile,
Davulsuz kalmış tokmaklar…
Taklacılar, paçalılar,
Topaçlarla fırıldaklar…
Çemberler ile halkalar
Kart hıyarlar, maydanozlar…
Küpüne keskin sirkeler,
Yüzleri sirke satanlar…
Saplı armut, çöplü üzüm,
Fasulyeden şahsiyetler…
Cücüklü arsız soğanlar,
Fiyatlar ve etiketler…
Farklı tip ve ebatlarda,
Bonbon, horoz şekerleri…
Arzı endam etmedeler,
Oyuncak süs bebekleri…
Kısacası müptezellik,
Kısacası lüks hayatlar…
Vur patlasın, çal oynasın,
Bunları teneşir paklar…
Suyun öte tarafında,
Bez bebekler, tahta atlar…
Yıkık duvar arkasında,
Yaşlı gözler, boş bakışlar…
Mermiler, lavlar, bombalar,
Zehirli gaz, dinamitler,
“Âh”ları yürek parçalar,
İşkenceler, eziyetler…
Evsiz, yurtsuz bırakılmış,
Gözleri yaşlı anneler…
Soğuk sularda can vermiş,
Sahipsiz, dilsiz bebeler…
Yüzlere düşmüş çizgiler
Çilekeşler, biçareler…
Az sayıda maskesizler,
Boynu bükük kimsesizler…
Şu insanlık pazarına
Hoş geldiniz efendiler,
Seç beğen al hanım abla,
Bakmak beleştir abiler…
Alan vermez, çalan vermez ,
Bulan vermez, tükeniyooor…
“BATAN DÜNYA MALI” bunlar,
Haydeee!.. kapan götürüyooor…
Ahmet Kağan Karabulut