Hazret-i Mevlânâ der ki:
“Bir çınarın yaprakları dökülürse, Cenâb-ı Hak, ona yapraksız da yaşama gücü verir. Cömertlikten ötürü elinde mal kalmasa, Allâh’ın inâyeti, seni hiç ayak altında çiğnetir mi?”
Şu fânî âlemde “fakirlikten korkmaksızın” risk alarak verebilmektir isâr. Gönül zenginliğine nail olmak, mahrum olmayı göze alarak elindekini ikram edebilme büyüklüğünü gösterebilmektir.
Sözlükte “bir şeyi veya bir kimseyi diğerine üstün tutma, tercih etme” manasına gelen îsâr, ahlâk terimi olarak “bir kimsenin, kendisi ihtiyaç içinde bulunsa bile sahip olduğu imkanları başkalarının ihtiyacını karşılamak üzere kullanması, başkasının yararı için fedakarlıkta bulunması” demektir. Cürcânî îsârı, “kişinin başkasının yarar ve çıkarını kendi çıkarına tercih etmesi veya bir zarardan öncelikle onu koruması” şeklinde tarif ederek bu anlayışın kardeşliğin en ileri derecesi olduğunu belirtir. Îsâr anlamında; Arapça’da daha çok gayriyye, Türkçe’de diğerkâmlık ve özgecilik terimleri Batı dillerinde ise altrüizm kullanılmaktadır.
Bir kimsenin cömertlikte îsâr derecesine ulaşabilmesi için önemli olan, muhtaç olsa dahi başkasını kendisine tercih edebilecek bir ahlâk anlayışına ve irade gücüne sahip bulunmasıdır.
Türkçe’de özgecilik kelimesi ve diğerkâmlık aynı anlamı ifade eder. Kelime anlamı olarak özgeci, “Kişisel yarar gözetmeksizin başkasına yararlı olmaya çalışan kimse, diğerkâm”; özgecilik, “Özgeci olma durumu, diğerkâmlık” olarak tanımlanır.
Îsâr kavramı Kur’ân-ı Kerîm’de “Onlardan önce bu yurda yerleşmiş ve gönülden inanmış olanlar, kendilerine göç edip gelenleri severler, onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar; ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin bencilliğinden korunmayı başarırsa işte kurtuluşa erecekler onlardır” (el-Haşr 59/9). Ayette, Muhacirlerle tüm mal varlıklarını ve ellerinde bulunan her türlü kıymetli şeyleri paylaşan Ensar övgüyle anılmakta, onların şahsında Müslüman toplumun bazı temel manevî ve ahlâkî özelliklerine temas edilmektedir.
Gazzâlî ise cömertliğin en yüksek derecesinin îsâr olduğunu ifade etmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Peygamber’in çok yüce bir ahlâka sahip olduğu bildirildiğine göre îsâr aynı zamanda Resûlullah’ın ahlâkının da bir unsurudur. Hayatında isarı her daim uyguladığı görülmektedir. Aişe radıyallahu anhâ buyurur: “Resûlullah’ın evinde asla doyuncaya kadar yemezdik. Halbuki yiyecek şey olurdu. Fakat biz îsâr ederdik”
Diğer erdemli davranışlarda olduğu gibi îsârın da belirtilen ahlâkî değeri kazanabilmesi için maddî veya mânevî bir karşılık beklenmeden sırf Allah rızâsı ve insan sevgisinden dolayı yapılması gerekir. Çünkü iyilik karşılığında teşekkür veya övgü bekleyen kişi cömertlik değil alışveriş yapmış sayılır (İḥyâʾ, III, 260). Yâni îsâr, benlikten diğerkâmlığa geçip “önce ben” yerine “önce o” diyebilmektir. Cömertlikten daha faziletli olmasının nedeni cömertlik kendine fazla olanı vermektir. Îsar ise insanın kendisine de lazım olanı vermesidir.
Îsar, sırf para veya mala özgü bir fedakarlık değildir. Tüm maddî ve manevi nimetlerden, yeteneklerinden, ilimden, irfandan “fedakarlıkta bulunmak, infak yapabilmektir. Hatta kişinin sevdiği bir kimse için, vatanı için kendi rahatını, huzurunu, hatta hayatını feda etmeyi göze alması da “can ile îsâr” şeklinde bazı kaynaklarda yer almaktadır. Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda vatanını, milletini korumak için şehitlik mertebesinin yüceliğine de iman eden şehitlerimiz can ile isarın en kıymetli örnekleridir.
Mesleğinin, yeteneğinin isarı da mümkündür. Meselâ bir muallim; “Benim ne gücüm var ki infâk edeyim?” dememeli, bazı fedakarlıklarda bulunarak dersinden geri kalmış öğrencilerine veya sınava hazırlanan durumu iyi olmayan öğrencilerine ders verebilir. Bu takdirde o da îsar etmiş olur. Öğrencilerine diğerkamlığı gerek peygamberimizin hayatından örneklerle gerekse kendi model olarak öğretebilir. Kapitalist sistemde yetişen çocuklar başkasını düşünme, paylaşma odaklı olmadıkları için mümkün olduğunca kültürümüzden silinmeye yüz tutmuş bu davranışları öğretmeye çalışmalıdır.
Her meslek ehli benzer davranışlarla yeniden, inancımızın da kültürümüzün de temel direği olan cömertlik, infak temelli diğerkamlık, özgecilik değerlerini çocuklarımıza, insanlarımıza öğretmelidir.
En büyük diğerkâmlık örneğini anneler gösterir. Çocuklarını kendisine tercih ederler. Onlar uyumadan uyumaz, karınları doymadan kendileri doyurmazlar. Kendileri yeni elbiseler giymez önce çocuklarına yenilerini almak isterler. Her şeyin en iyisini çocuklarına vermek isterler. Maddi olarak yaptıkları bu özgecilik davranışlarını manevi yönlerini zenginleştirmek için de uygulamalıdır. Sadaka vermenin, ihtiyacı olana vermenin, cömertliğin değerini öğretmelidir.
Teşekkürler Hocam .Bu dediklerin galiba NURCAN HOCAMIZIN yazılarında mı var?