Güncellenen müfredat, açılacak olan milli eğitim akademisi ve yeniden düzenlenen Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi son zamanlarda gündemde olan meseleler başta olmak üzere eğitime dair MEB’in yapıp ettikleri karşısında iktidar yanlısı kesim savunmacı bir tutumla hareket ederken iktidar karşıtı kesim muhalif bir tutum sergiliyor. Bunların dışında kalankesimin de kafası karışık. İktidar yanlısı kesim yapılan herşeyin olumlu olduğuna; iktidar karşıtı kesim ise yapılan her şeyin olumsuzluğuna inanmışlar. Mesela güncellenen müfredatta olduğu gibi kurulacak eğitim akademisi meselesinde de İktidar yanlısı olanlar bunun iyi bir uygulamaolduğunu, iktidar karşıtı kesim ise kötü bir uygulama olduğundan eminler. Bir başka deyişle bu iki kesim ne meselelere analitik bakabiliyor ne de meseleleri bütüncül düşünüp değerlendirebiliyorlar; en önemlisi eğitime kültür zaviyesinden değil, bir futbol taraftarlığıyla bakmakla yetiniyorlar. Öte yandan bunların düşüncelerine göre düşünce oluşturan veya çeşitli saiklerle bunların her ikisinin düşüncelerinin bir karmasını savunan ama aslında kafasıkarışık olan bir kesim var. Bunlar farkında olarak ya da olmayarak ve meseleyi tam da anlamamış halde öğrendiklerini sağda solda dile getiriyorlar. Bu üç hal, bizim ilmi tartışma geleneğimizi sürdüremememizden kaynaklanan arızi durumlardandır.
Esasında kurulacak olan Eğitim Akademisi, öğretmen yetiştirmeden ziyade bir çeşit öğretmen atama modeli olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle öğretmen yetiştirmede sorun çözücü bir model değil. Bu yapıyla MEB diyor ki; ben öğretmen atamasını yaparken hâlihazırda var olan kurumlar olan eğitim fakülteleri ile mevzuatta zaten var olan fen edebiyat gibi eğitim fakültesi dışındaki fakültelerden mezun olanların içinden atayabileceğim kadar aday öğretmeni, KPSS sınav sonuçlarına göre eğitim akademisine alacağım. Orda belirle dersleri, belirli bir zamanda sistemin içindeki öğretmen ve öğretim üyeleriyle vereceğim. Ayrıca şu anki halinden fazla saatte uygulama da yaptıracağım. İşimi ciddiye aldığım için disiplin kurallarını uygulayacağım, belli bir para da vereceğim, sonunda öğretmenin ve öğretim üyelerinin görüşlerini de hesaba katarak sınavlardan alınan sonuçlara göre başarı olanları öğretmen olarak atayacağım, Dediği bu MEB’in.
Burada karşı çıkanların dediği gibi, bu yapılanmayla eğitim fakültelerinin veya üniversitelerin dışlandığı yok, Eğitim fakültelerini değersiz gören de yok. (Buranın konusu değil ama kısaca değinerek geçelim: Eğitim fakültelerinin içinde bulunduğu hal de, çok kötü. Ama bu durum ülkemizdeki üniversitelerin kalitesizliği ile ilgili bu hal. Eğitim fakültelerinin hali içler acısı da tıp fakültelerinin hali iyi mi?Ülkemizde İİBF’nin de, mühendislik fakültelerinin de, güzel sanatlar fakültelerinin de kısaca bir bütün olarak Üniversitelerimizin hali içler acısı. Türkiye’de üniversiteleridüzeltecek ciddi bir reforma hatta devrime ihtiyaç var). Öte yandan çeşitli kesimlerce dile getirilen “Eğitim akademisi kuracağınıza üniversiteleri düzeltin” yahut “öğretmen yetiştirme sistemini fakülteye girerken ki aşamada düzeltmek lazım” gibi öneriler ciddiyeti yüksek öneriler; ama bu tür öneriler, 22 yıllık ömründe eğitimi kültürel bir devrimledüzeltmek diye bir kaygısı, amacı ve hedefi olmamış olan bir iktidara sunulacak öneriler değil. Bu tür öneriler sunulurken iktidarın bu halini dikkate almak lazım gelir. Biz bu ruh haliyle böyle bir öneriyi İktidara değil ama 09.10.2022 tarihinde bu sitede, şu linkte eğitim çevresinin ilgisine sunmuştuk. https://www.maarifinsesi.com/ogretmen-yetistirme-sistemi-uzerine/
Özetle; mevcut tartışmalar bağlamında söylenecek şey şudur: Ne yenilenen müfredat ne de kurulacak eğitim akademisi eğitimde hiçbir meseleyi çözmeyecek. Ne öğretmen yetiştirme sistemi ne de öğretmen atama meselesi çözüme kavuşacak. Eğitimde millileşme de olmayacak. Bu mesele 5-10 yıl sonra unutulup gidecek veya eğitim sisteminin içindeki sorunlardan biri olarak konuşulacak teknik bir olay yahut MEB’in mevcut yöneticilerinin yönetim tarzı olarak görülmelidir.