eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Pazartesi Açık
31°C
Salı Açık
30°C
Çarşamba Açık
31°C
Perşembe Açık
30°C

Prof. Dr. Kemal Timur

1969 yılında Besni’nin Yazı Yalankoz Köyü’nde doğdu. 1987’de lise, 1993’te lisans, 1995’te yüksek lisans, 2001’de doktora öğrenimini tamamladı. 2003 yılında Erciyes Üniversitesi Yozgat Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalında Yrd. Doç. Dr. kadrosuna atandı. 9 Ocak 2009 tarihinde Doçent, 22 Temmuz 2014 tarihinde ise Prof. Dr. olarak ataması yapıldı. 2011 yılında üç ay Amerika Birleşik Devletleri Kuzey Texas Üniversitesinde (University of North Texas) çalıştı ve bazı araştırmalarda bulundu. Akademik hayatında Dumlupınar Üniversitesi, Yozgat Bozok Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Düzce Üniversitesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde Yeni Türk Edebiyatı, Batı Edebiyatı, Edebi Akımlar, Şiir Tahlilleri, Türk Hikâyesi, Türk Romanı, Tenkit Tarihi, Tanzimat Devri Türk Edebiyatı, Servet-i Fünûn Dönemi Türk Edebiyatı, Tanzimat Dönemi Edebi Metinleri, Servet-i Fünûn Dönemi Edebi Metinleri, Metin Tahlilleri, Yeni Türk Edebiyatında Devirler ve Nesiller, Servet-i Fünûn Şiiri, Yeni Türk Edebiyatında Roman ve Hikâye Tahlilleri, Yeni Türk Edebiyatında Şiir Tahlilleri, Sosyal Değişim ve Roman, Yeni Türk Nesrinde Hikâye ve Romanın Gelişimi ve Günümüz Türk Şiiri derslerini yürüttü. Kemal Timur, Türkiye’nin farklı illerinde Üniversitedeki görevi sırasında farklı öğrenci ve kesimlere Safahat atölyesi çerçevesinde Mehmet Akif ve Safahat Okumaları konusunda seminerler verdi. Yine çalıştığı farklı üniversitelerde Dekanlık, Dekan Yardımcılığı, Bölüm Başkanlığı, Senato Üyeliği, Üniversite Yönetim Kurulu Üyeliği ve Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu Üyeliği gibi görevlerde bulundu. Yeni Türk Edebiyatı alanında kırk beş civarında öğrencinin Yüksek Lisans ve Doktora tezini yönetti. Edebiyat ve sanat alanında ulusal ve uluslararası dergilerde seksen civarında makalesi yayınlandı. Elli beş civarında radyo ve televizyon programında konuşmacı olarak yer aldı. Yaklaşık elli altı kitap ve kitap bölümüne imza attı. Kırk civarında kitap ve dergide editörlük görevinde bulundu. Alanıyla ilgili altı farklı projede yürütücü olarak görev yaptı. Evli ve üç çocuk babası olan Kemal Timur, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümündeki görevini sürdürmektedir.

    Eğitim Öğretim Bağlamında Ahmet Mithat Efendi ve ”Diplomalı Kız” Romanı-1-

    Başlarken

    Günümüzde, eğitim öğretimle ilgili tartışılan konulardan bazıları şu şekilde sıralanabilir: Her ilde üniversite açmak gerekli miydi? Herkesi üniversite diplomasına kavuşturmak zorunlu muydu? “Yüzlerce üniversite diplomasına sahip gencimiz” devlet kapısında ya da özel alanda iş bulamazken, her liseyi bitirenin üniversiteyi okuması gerekli miydi? Ya da okumak zorunda mıydı?.. Diğer teknik konularla liste daha da uzatılabilir.

    İşte bu ve benzeri konular günümüzde hemen hemen her kesimce konuşulmakta ve tartışılmaktadır. Bu gibi konular günümüzde konuşulduğu gibi yaklaşık 200 yıl önce Osmanlı aydınları tarafından da gündeme getirilmiş ve tartışılmıştır. Ancak o dönemde yazılan metinleri okuyabilenin sayısı, günümüzde az olduğu için, sanki bu konular sadece şimdi tartışılıyor gibi algılanıyor. Hâlbuki Batılılaşma sürecinin başladığı Tanzimat (1839) sonrası metinleri dikkatlice incelendiğinde, Cumhuriyet döneminde ve sonrasında konuşulan ya da tartışılan konuların birçoğu o dönemde de gündeme getirilip tartışıldığı görülecektir. Sadece o dönemde haberleşme gibi teknolojik aygıtlar, günümüze kıyasla, az olduğu için, bu konular daha az insanı meşgul etmiştir. Tüm zikredilen konularda makaleler, kitaplar, hikâyeler ve romanlar da kaleme alınmıştır.

    Bilindiği gibi bilim adamları ya da sözel bilimci araştırmacılar/akademisyenler, sosyal, felsefi, psikolojik ve tarihi bir hadiseyi aktarırken daha ziyade direk anlatarak ya da o konuda bilimsel verilerden yararlanarak bazı önerilerde bulunup mesajlarını o şekilde vermek isterler. Sanatçılar ve edebiyatçılar ise vermek istedikleri mesajlarını önce hayal dünyalarında ve zihinlerinde kurgularlar. Sonra da onları yazılı ya da görsel olarak ortaya koyarak duygu ve düşüncelerini o şekilde vermeye çalışırlar.

    Yine hikâye ve roman yazarları da hayallerinde kurguladıkları düşüncelerini oluşturdukları karakterler ya da kahramanlar vasıtasıyla vermeyi tercih etmişlerdir. İşte onlardan birisi de Tanzimat döneminin önemli hikâye ve roman yazarlarından Ahmet Midhat Efendi olmuştur.

    Felsefe ve Roman

    Tanzimat döneminde sanat ve matbuat alanında birçok başarıya imza atan Ahmet Midhat Efendi’nin çoğu romanını tezli eser olarak kabul etmek gerekir. Çünkü o, hemen hemen her eserinde felsefî olarak okuyucusuna bir şeyler aşılamak ya da vermek ister. Bu düşüncelerini bazen kahramanlar vasıtasıyla bazen de kendisi bir yazar olarak araya girerek vermeye çalışır. Kimi zaman da vermek istediği düşüncesinin olumlu olumsuz taraflarını aktararak tercihi okuyucuya bırakır. Felatun Bey ile Rakım Efendi, Paris’te Bir Türk, Dürdane Hanım, Ahmet Metin ve Şirzad, Acayib-i Âlem ve Diplomalı Kız bunlardan bazılarıdır. Biz burada sadece Diplomalı Kız romanını eğitim öğretim felsefesi açısında ele alacağız.

    Diplomalı Kız Romanının Yazılma Serüveni

    Ahmet Midhat Efendi, hemen bütün romanlarına önsöz niteliğindeki açıklamalarla başlar. O bu başlangıç niteliğindeki açıklamalarıyla kitabını niçin kaleme aldığını, asıl amacının, düşüncesinin ya da felsefesinin ne olduğunu bu mukaddime ve önsöz niteliğindeki açıklamalarında dile getirir. Bu romanın girişini de “İfade” başlığıyla takdim ederken bu eserini nasıl ve niçin yazdığına kısaca değinir. Burada yazar, romanının konusunu nereden aldığını açıkladıktan sonra onu nasıl kurgulayıp Türk okuyucusunun zihnine uygun bir şekilde takdim ettiğini de açıkça dile getirir.

    Paris, Ahlaki Yozlaşma ve Tarafsızlık

              Diplomalı Kız romanındaki tüm kahramanlar yabancı olduğu ve tüm olaylar da Fransa’da geçtiği için yazar, eserini nasıl kaleme aldığını açıkladıktan sonra Fransa’dan, Paris’ten, Paris’teki kadın ve erkeklerden, insan sınıflarından, fakirlerden, kadın ve erkeklerin nikâh kıymadan önce gayr-ı meşru beraber yaşadıklarından ve bir iki yıl beraber olduktan sonra da küçük bir kısmının anlaşarak nikâh kıydıklarından, kadın ve erkeklerin ahlakî yozlaşmalarından bahseder ve sonunda sözü, romanın kurgusunu oluşturan Depres ailesine getirir. Demircilik işiyle uğraşan ve bu yolda iyi para kazanan Baba Jean Depres’in, birkaç kadınla beraberlik yaşadıktan sonra çamaşırcılık işiyle meşgul olan Madame Jean Polini’nin, Depres ile nikâhsız olarak uzun süre yaşadığını ve Polini’nin hamile kalmasından sonra nikâh kıydıklarını anlatır. Aile, Paris’te bir apartmanın mansardında, yani çatı katında hayatlarını sürdürmektedir. Julie adındaki kızları doğduğunda sandıklarında yüklü miktarda para bulunmaktadır. Baba Jean onu sadece kızını en iyi okullarda okutmak için biriktirmiştir.

              İşte Julie’nin babası, kızını iyi okullarda okutmak ister. Zengin ailelerin çocukları gibi bir hayat sürmesi için gayret sarf eder. İster giyim konusunda ister yiyecek hususunda, kızı ne isterse alır. Kısacası Baba Jean, kızının eğitimine bu şekilde çok önem verir. Anne ise kocasının bu durumuna karşı çıksa da ona engel olamaz.  Ahmet Midhat ise bu karı ile kocanın bu farklı olan düşüncelerini ya da bu konudaki felsefelerini değerlendirir ve ikisinin de kendine göre haklı ve haksız oldukları tarafları kahramanların yaşantıları üzerinden vermeye çalışır.

              Romanda Asıl Vurgulanmak İstenen Düşünce Nedir?

              Ahmet Midhat’ın bu romanının ana felsefesini, genç kızların terbiyesi, eğitimi ve özellikle de “kızlar için diplomanın önemi” oluşturmaktadır. Burada, alınan kaliteli, nitelikli ve sağlam bilgi ve diplomanın bir gün mutlaka işe yarayacağı felsefesi başkahraman Julie’nin yaşantısı üzerinden verilmeye çalışılır.

              Romandaki olayların hepsi Fransa’da geçer. Depres ailesi, önceleri çok zengin oldukları hâlde bütün servetlerini kızları Matmazel Julie Depres’nin okumasına sarf edip sonunda fakir düşerler. Öyle fakirleşirler ki, günlerce aç susuz ve soğukta kalırlar. Daha önce zengin olan aile, her gün tiyatroya gider, en lüks lokantalarda yemek yer ve en güzel yerlerde eğlenirler. Ancak bütün servetlerini kızlarının okuması yolunda harcayınca, sonunda fakirleşirler. Matmazel Julie ise, diplomasını aldığı günden itibaren, –günümüzdeki yüzlerce genç gibi-, her gün iş aramaya devam eder; ancak hiçbir yerde iş bulamaz. Başvurduğu bütün kapılar yüzüne kapatılır. Ancak en sonundaParis’te, meşhur bir iş olan çiçek satıcılığına başlar. Paris’te, onun gibi çiçek satan çok kız vardır; ancak Julie bunlardan farklıdır. Çünkü o iyi bir diplomayla mezun olmuş ve dolayısıyla o “diplomalı bir kız” hüviyetini kazanmıştır. Dolayısıyla Julie, bilgili ve donanımlı bir kız olarak sokaktan geçen birçok insanı, eğitimi, bilgisi ve görgüsüyle cezbeder ve sattığı her buketin içine, alan kişinin durumuna uygun, okuldan öğrendiği ya da ezberlediği bir şiiri ya da güzel bir sözü, küçük bir kâğıda yazıp içine koyar. Böylece, çiçek satıcılığında hem meşhur olur hem de çok para kazanır. Kısacası yazar, kişi hangi işi yaparsa yapsın eğitimli insanın farklı olduğu felsefesini özellikle bu şekilde Julie’nin yaşantısı üzerinden vurgulamaya çalışır. Dolayısıyla önceleri diploması bir işe yaramayan Julie’nin, tahsili, kaliteli ve nitelikli eğitimi, bilgisi, donanımı ve görgüsü bu esnaflık mesleğinde bile ona büyük bir kazanç sağlar.

              Peki, Asıl Başarının Sırrı Nerede Aranmalı?

              Ahmet Midhat’ın, Julie’nin eğitimi ve geçim sıkıntılarıyla ilgili yorumları ve felsefî düşüncesi yukarıdaki felsefî mülahazalardan sonra da devam eder. Bu konuda bazen kendisi bazen de Jean Depres ile Madam Polini’yi karşılıklı olarak konuşturur. Kızın annesi Polini, baştan beri her şeyi maddi düşünerek, Julie’nin eğitimine karşı çıkmaktadır. Baba Jean Depres ise her şeye rağmen kızını en iyi okullarda okutma taraftarıdır ve bütün itirazlara rağmen kızını en iyi okullarda okutacaktır. Nihayetinde onun dediği olur ve kızı Julie de iyi bir okuldan başarılı bir diplomayla mezun olur. Bu belgeyi alnının akıyla alan Julie, artık ‘diplomalı bir kız’ olmuştur. Ancak Julie’nin diplomasını aldığı sırada Fransa’da yüzlerce kız öğrenci, onun gibi muallimlik belgelerini yani diplomalarını almışlardır. Aynen günümüzdeki birçok diplomalı kız öğrencimiz gibi… Dolayısıyla onun da günümüzdeki birçok “diplomalı kız” gibi öğretmen olması zor gözükmektedir. Diğer taraftan anne-baba biriktirdikleri bütün paralarını da onun eğitimi yolunda harcamışlardır. Baba Jean, bazı zamanlarında öyle zor anlar yaşar ki, maddi sıkıntıdan hastalıklar geçirir. Bu hastalıkları da zaten zor durumda olan babaya ek masraflar çıkarır. Hastalığından sonra eski gücünü kaybettiği için artık demircilik mesleğini de zor yürütmektedir. Dolayısıyla evdeki paralar bitince bu defa da evdeki bütün eşyalar düşük fiyatlarla satılır. Onlar da bitince Paris’teki bir binanın çatısına, beş parasız ve eşyasız olarak, sığınmak zorunda kalırlar. O yıl Paris’te kış çok zor geçmektedir. En son Jean Depres o para biriktirdikleri sandığı da yakmak zorunda kalır. Kendisini bu zor durumda kınayan ve eleştiren eşi Polini’ye karşı kendini savunmaya çalışırken bir şekilde bazı şeylerle teselli bulmaya çalışır. Ancak eşi Polini ile kızı Julie’ye bu konularda birçok felsefî mülahazalarda bulunsa da onları pek ikna edemez. Yine de Baba Jean Depres, Fransa’daki bütün yazar ve şairlerin asıl sıkıntı yaşadıkları dönemlerde, yani asıl böyle zor anlarında güzel eserler ürettiklerini vurgular. Kızının da bir gün mutlaka bunu başaracağına inanmaktadır. Ahmet Midhat ise, bütün bu yönleriyle Jean Depres’in bir filozof ve aynı zamanda dinsiz olduğunu da vurgular.

              Julie, on dört yaşlarındadır. Diplomasını aldığı ilk zamanlarında ne iş bulabiliyor ne de başka işte çalışabiliyordu. Birçok işyerine başvurduğu halde hiç bir yerden olumlu bir cevap gelmemiştir. Evlenme teklifinde bulunan kimse de çıkmamıştır. Aile ise maddi manevi perişan durumdadır. Çaresizlik içinde kalan Jean Depres yine filozofça düşüncelerle ailesine teselli vermeye çalışır. Ancak karısını bu felsefî düşüncesinde yine ikna edemez.

              Ahmet Midhat, bu romanın bütününde zikredilen konularda karı koca ve kızını filozofça konuşturur ve kendisi de arada yorumlarda bulunur. Yine soğuk bir kış gününde baba Jean, kızına kendilerine Victor Hugo ya da Lamartine’den bazı şiirler, nesirler okumasını ister. Ancak anne Polini daha önce yüksek fiyatlarla aldıkları kitapları ucuz fiyata eskiciye vermiştir. Ancak hiç de önemli değil. Çünkü kızı Julie bütün o kitaplardaki şiirleri ezberlediğinden problem olmaz ve onlardan ezbere şiirler okuyunca babanın koltukları kabarır ve Polini’nin onları küçümsemesine rağmen Jean Depres kızıyla iftihar eder.

    Diploma ve Eğitim Karın Doyurur mu?

              Jean Depres ailesi yine bir gün aç susuz yatarlar. Baba Jean, soğuktan sabahı zor eder. Sabah aç karnına işine gider. Julie de yine iş aramak için yollara düşer. Evde kalan ekmek kırıntılarıyla idare eden Polini ise en azından ısınmak için komşularına gitmeyi düşünür. Ancak gidebilecek komşu da bulamaz. Çünkü Fransa’da komşuluk ilişkileri iyi değildir ve kimse böyle muhtaç duruma düşmüş bir kadını kabul etmeyecektir. Çaresizce düşünürken, artık soğuktan dayanamaz ve binanın kapıcı kadınına sığınmak zorunda kalır. Orada biraz ısınır. Ona bazı şeyler anlatmaya çalışır; ancak kapıcının hanımı bundan pek de memnun olmaz. Kadının kocası da bunların fakir olduklarını bildiği için karısına bunlara para gibi bir yardımda bulunmaması konusunda tembihte bulunmuştur. Julie ise daha önce iş başvurusunda bulunduğu postaneye gider. Dilekçesini inceleyen memurla görüşür. Buradaki memur, kendisine iş verilmeyeceğini söylediği gibi bazı uygunsuz tekliflerle kızın onurunu da kırar. Bunlara üzülen Julie daha önce iş başvurusunda bulunduğu elbise mağazasına gider. Oraya iş başvurusunda bulunan kişilerin, avans olarak yüklü miktarda para bırakmaları gerektiğini öğrenir. Gelen kişilere elbiseleri beğendirmek için verilecek iş için de Julie’nin tipi, görünüşü engel olur. Yani bir nevi mankenlik görevi olan bu işte de bir umut bulamaz. Diğer taraftan, eve aç susuz dönen Jean, karısıyla aç susuz ve soğukta beklerken, kızları Julie gelmeyince umutsuzluğa düşerler. Kendisine kıydı diye olumsuz şeyler düşünürler. Nihayet, Julie yorgun argın, gün batımından üç dört saat sonra eve döner. Dönerken, bir gazeteye sarılmış büyük bir ekmek ve sucukla döner. Buna sevinen anne baba o ekmek ile sucuğu hangi parayla aldığını sormaya bile cesaret edemezler. Felsefe olarak daha önce kız ile baba, eğitim öğretim ve diplomaya önem verdikleri halde anne Polini yine farklı düşünmüştür. Polini, kocasına kızı okuttu ve parasını bitirdi diye hep yüklenmiştir. İşte bu durumu yaşayan baba ile kız da eski felsefe ve düşüncelerinden vazgeçerler ve Polini’nin bu konuda haklı olduğunu itiraf ederler. Yani diploma ve eğitimin karın doyurmadığı felsefesini, geçici bir süre de olsa kabul etmek zorunda kalırlar. Bu yaşananlar üzerine Polini: “Ben size daha önceden de demedi miydim diplomanın karın doyurmadığını… Diploma kâğıdı, banka kaimesi, yani banka parası değildir ki..” dediği zaman Baba Jean da artık çaresizce eşini tasdik etmek zorunda kalmıştır… (Devamı önümüzdeki yazıda olacak)

    Prof. Dr. Kemal TİMUR·


    · Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, TDE Bölümü, kemaltimur@hotmail.com, Bu yazım hazırlanırken daha önce yazdığım “Kaliteli Eğitim, Edebiyat, Felsefe ve Bir Roman: Diplomalı Kız” adlı makalemden de faydalanılmıştır.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    1. Gizlem DERİN dedi ki:

      Günümüzde herkesin zihnini kurcalayan soruların/sorunların aslında yalnızca bugüne değil daha da eskiye dayandığını vurgulayan uyandırıcı bir yazı. Eğitim konusu bir çok perspektiften ele alınmış ve somut örnek ile durum daha da açıklayıcı olmuş. Kaleminiz daim olsun “Üstad’ım.”

      1. Kemal Timur dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum Gizlem hanım.

    2. Turgut dedi ki:

      Kaleminize sağlık hocam.

      1. Kemal Timur dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum.

    3. Aliye YILDIZ dedi ki:

      Devamını merakla bekliyoruz, emeğinize sağlık hocam

      1. Kemal Timur dedi ki:

        İnşallah. Çok teşekkür ediyorum Aliye.

    4. Vakkas Korkmaz dedi ki:

      İyi çalışmalar sayın hocam hemen hemen ulaşabildiğim bütün yazılarınızı okuyorum eğitimle alakalı tespitleriniz dikkat çekici ve dikkate alınmalı. eğitimin içinde olan birisi olarak öğretmenlik mesleğinin sorunlarından birkaçına değinmek istiyorum
      1. eğitim fakültelerinin dışındaki fakültelerde okuyan öğrencilerin öğretmen olması eğitim açısından ne kadar uygun
      2. eğitim fakültesinde okumayan öğrencilerin birkaç ay da aldıkları eğitim formasyon belgeleri ile öğretmen olmaları öğretmenlik açısından ne kadar uygun
      3. her üniversitede eğitim fakültelerinin açılması ihtiyaç mıydı
      4.. eğitim fakültelerinin haricindeki bölümlerde okuyanların öğretmen olması konusundaki düşünceleriniz örnek gıda mühendisinin kimya bölümü mezununun sınıf öğretmeni olması gibi
      5. fakültelerde ders veren hocaların niteliği ve öğrencilere ders verme becerileri ..

      1. Kemal Timur dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum Vakkas hocam. Yazılacak ve söyleyecek çok şey var ama çok da dikkate alınıp uygulamaya geçmiyor. Bize düşen uyarmak. Ne diyelim. İnşallah güzel şeyler yapılır. Zaten eğitim-öğretimin içinde olan birisi olarak bunları bizzat yaşayıp müşahede ediyorsunuz.

    5. hasan boynukara dedi ki:

      Tabii o zaman henuz chatgbt 4 omni, gemini, aithor.com, Jenny.com…yok. okumak denilince akla diploma almak veya formal eğitimden geçmek anlaşılıyor. Bugünkü üniversite eğitimi işsizlerin park alanından farksız. 19 yıl boyunca Türk Dili ve Edebiyatı mezun vermese mevcut mezunlar istihdam edilemiyor. Üzgünüm ama Ahmed Mithad’in bugüne dair bir öngörüsü de yok

      1. Kemal Timur dedi ki:

        Yorumunuz için teşekkür ederim Hasan hocam. Ahmet Mithatın bu çerçevedeki öngörüsünü 2 yazıda yazacağım inşallah. Tabi bu öngörüsü bugünümüzün diplomalılarına değil de kızlarla ilgili başka alanlarda yapıyor. Doğru ya da yanlış olabilir. Ama bazı tahminleri de doğru gibi.

    6. Sinem yüzgül Dinçel dedi ki:

      Öncelikle kaleminize sağlık kemal Hocam,
      Eğitim, her zaman toplumların gelişimi için en önemli konulardan biri olmuştur. Ahmet Midhat Efendi’nin “Diplomalı Kız” romanı, bu konuda oldukça ileri görüşlü bir eserdir. Roman, dönemin eğitim anlayışını ve kadınların toplumdaki yerini sorgulayan bir yapıya sahip. Ahmet Midhat Efendi, karakterler aracılığıyla eğitim felsefesine dair düşüncelerini aktarırken, okuyucuya da düşünme fırsatı sunuyor. Bu eser, yalnızca bir dönemin değil, günümüzün de eğitim sorunlarına ışık tutan evrensel bir nitelik taşıyor.

      Eğitim sistemi üzerine yapılan tartışmalar, bu alanın dinamiklerinin ve ihtiyaçlarının sürekli değiştiğini gösteriyor. Ahmet Midhat Efendi’nin eserleri, eğitimdeki bu değişim ve gelişim sürecine dair önemli ipuçları barındırıyor. “Diplomalı Kız” romanı, kadınların eğitimi ve meslek sahibi olmaları gibi konuları ele alarak, döneminin ötesine geçen bir perspektif sunuyor.

      Günümüzde de benzer tartışmalar devam ediyor. Üniversite eğitiminin yaygınlaşması ve her bireyin eğitim alma hakkı, toplumların gelişiminde önemli bir rol oynuyor. Ancak bu eğitimin kalitesi ve iş bulma olanakları gibi konular, hala güncelliğini koruyor. Ahmet Midhat Efendi’nin eserleri, bu tür tartışmalar için tarihsel bir bağlam ve derinlik sağlıyor ve eğitim felsefesi üzerine düşünmek için zengin bir kaynak bizler için.

    7. Öznil Özgüç Erdem dedi ki:

      Emeğinize sağlık Hocam, devamını merakla bekliyoruz.