eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
30°C
Ankara
30°C
Açık
Cumartesi Parçalı Bulutlu
32°C
Pazar Az Bulutlu
33°C
Pazartesi Az Bulutlu
34°C
Salı Az Bulutlu
35°C

Melek KARADENİZ

Tarih Öğretmeni. İdarecilik yapıyor. Stk faaliyetlerine destek veriyor. Muhtelif gazete ve dergilerde yazı çalışmalarına devam ediyor.

    Kurtboğan Evliyasının Bilinmeyen Hikâyesi

    Amasya!

    Havasına oksijenin rayihasını Gönül Sultanlarının verdiği şehir…

    İmbiğinden aşkın damladığı, habersizce geçenlerin, bir huzur var bu şehirde dedikleri mekan…

    Şehrimizin manevi kutuplarından Pir İlyas Halveti’nin halifelerinden Pir Şerefüddin Hamza…1 Lakabı Kurtboğan Evliyası…Yüce Soyu Hz. Ebubekir’e dayanıyor. Ayrıca ”Avari’f-ül Mearif” in yazarı Şehabeddin Sühreverdi’ye…

    Hz. Ebubekir’in dört oğlu vardı:

    1- Nasrullah: Mevlana Celaleddin-i Rumi Hz.nin Ceddi Âlisi.

    2- Abdurrahman: Şakik-i Belhi Hz.nin atası. Kabri Erzurum’da Abdurrahman-ı Gazi Hz. türbesi

    3- Cafer: Küffar elinde şehit olup atası kalmadı.

    4- Muhammed: Şihabeddin Sühreverdi Hz.nin Ceddi Âlisi.

    Şeyh Hamza Şam diyarında kerametleri insanlar tarafından tanınıp bilinince, insanların kendisini tanımadığı bir yere gitmek ister. (Büyükler, kerametleri halk tarafından bilinirse oradan ayrılırlar). Şeyh Hamza’da, Hakk Teala’dan gelen emirle H.785/M.1384 yılında Diyar-ı Rum’a gider. Amasya Sancağında Kavak kazasına yerleşir. Burada kalan ömrünü sürdürüp H.861/M.1457 yılında vefat ettiği ifade edilmektedir. Türbesi, Amasya merkez ilçe Hızır paşa mahallesinde, tren garının güneyinde yer almaktadır.2

    Menakıb-ı Akşemseddin’in yazarı Emir Hüseyin Enisi’nin yazdıklarını aktarıyorum:

    ” Rivayet olunur ki Şeyh Hamza vefat idüp defn olundugı gice sırtlan didükleri kurd geldi. Kabr-i şeriflerin açdı, cism-i mübarekin yemek istedi. Şeyh Hamza mübarek elin tabuttan çıkardı, ol kurdı kavradı, bogazından tutdı, helak eyledi. İrtesi sabah halk ziyarete gelicek ol vech ile buldılar. Bu kerameti görüp kurdı götürüp mübarek elini tabut içine koydılar, yine çıkdı. Bir ehl-i feraset kimse, kurda yapışmag ile yunmak lazım geldi diyüp yudılar, tabut içine koydılar. Ol zemandan sonra Şeyh Hamza’ya Kurdbogan didiler. Hala ol diyarda Kurdbogan mezarı dimekle meşhurdur.” (Menakıb 1500’lü yıllarda yazılmış, bugün 2022 hala Kurtboğan deniyor) (S1 103a. S.37-38) 3

    Babası dünyasını değiştirdiğinde Akşemseddin yedi yaşındaydı. Hafızdı. Eski adı Kaala, yeni adı Yolpınar köyünde Kasımiye medresesinde eğitim aldı. Yolunuz bu köye düşerse restorasyon geçirmiş lakin bakımsızlığın bunalımında olan, medreseyi ziyaret edebilir, avlusunda Akşemseddin ve arkadaşlarının koştuklarını, iki taraflı medrese odalarında Kuran-ı Kerim ezberi yaptıklarını, din ve fen derslerinin beraber görüldüğü bu medreselerde (Kanuni döneminden sonra medreselerden fen dersleri kaldırıldı) derslerini çalıştıklarını hayal edebilir, ortada eyvanlı, kenarları saç örgülü, büyük kapılı mescidde cemaat olup huzur ile ”ALLAH” dediklerini temaşa edebilirsiniz.

    Dilbilimci, tarihçi, yazar Mehmet Şükrü Akkaya (1894-1971) folklor araştırmaları için Ankara’dan yola çıkarak Amasya ve bölgeyi gezer. Vaktiyle Amasya’nın eşrafından iken servetini zayi ettiğinden, sanatla geçinen ihtiyar bir zat kendisine Amasya efsanelerini anlatır. ”Kurt Boğan (Kızıl Paşa) (Burada Kızıl Paşa, Atik Ali Paşa için yayılmış olabilir, iki önemli kişinin kabirleri karıştırılmış) istasyonun olduğu yerde yatar.İstasyonun şefi kaldırmak istemiş. Ertesi gün için ameleyi ısmarlamış. Kurt Boğan o gece rüyasına girmiş. Boğazına sarılarak: (Yarın türbeyi yaptırırsan yaptırdın, yoksa gittiğin gündür) demiş. Ertesi gün yıkmaya gelen ameleye tamir ettirmiştir.4

    Aradan yıllar geçer…1974 Kıbrıs Harekatı olur…Dörf hafta ve bir gün sonra savaş biter…Savaştan sonra bir adam gelip Amasya’da Kurtboğanı sorunca ve Kıbrıs’tan asker arkadaşı olduğunu söyleyince türbeyi gösterirler ve gülerler.5

    Tekrar seneler geçer, Yeşilırmağın üzerinden…2013 yılı bendenizin Amasya serüveni başlar, şehri ve şehrin büyüklerini tanıma çabasına girişmişimdir. Arkadaşım, Kurtboğan Evliyasını, hikayesini anlatıp, şu an Atik Ali Paşa tabelası olan camiye götürmüştü. Cami, tuğla ve taş sıralı almaşık tarzda, sevimli küçük bir cami. Caminin ortasında bir sanduka…O zaman tabeladaki isim ‘Kurtboğan Şeyh Hamza’. Duamızı yapıp dışarı çıktık. Az ileride istasyon yönünde küçük kubbeli bir yapı var. Bir lahit kenarı gözüküyor.

    Lakin üzerine çöpler atılmış. Arkadaşım burasının Bizans mezarı olabileceğini söylüyor. Fakat diyor: ” Ben çocukken annem buraya getirirdi hatta, şurada kurdu boğmak için elini çıkarttığı delik vardı” diyerek sağ tarafı işaret ediyor.

    Bir akşam vakti, yalnızlığımla kolkola buradan geçerken, bakımsız, kenarlarına mavi branda çekilmiş, sadece kubbesi görünen, metruk yapıya yüzümü ve ruhumu yöneltip durdum. Siyahtan kara karanlığın sessizliği içinde saba rüzgarını andıran hafif bir esinti vardı.

    -Kimsiniz? dedim…Ey burada yatan kişi siz kimsiniz?

    Cevabı içimdeki ses verdi: ”Burada büyük bir zat yatıyor” dedi. Kalbime ürperti geldi belki de sesin nefesi kimbilir? İçinizdeki sesi dinleyin derim her zaman; ilk ses melekten gelir daima…Bizans mı, Osmanlı mı emin olamadığım mezarın karşısına geçerek saygı ve hürmet gösterdim. Belki yakın zamanda kimliğini ifşa eylersin…

    Aradan tekrar günler, aylar, yıllar geçti…Yıl 2015…Bir ortam, bir topluluk, bir konuşma…İsminin verilmesini istemediği için yazamıyorum bir kişi:

    ” Efendim” dedi dönemin bir yöneticisine…”Rüyamda Şeyh Hamza Hazretlerini gördüm ve kenarda boğulmuş kurtlar vardı…Şeyh Hamza öfkeyle bakıp: ”Benim kabrimi yaptırın yoksa bu kurtları boğduğum gibi sizi de boğarım.” buyurdular…6

    Şeyh Hamza kerameti bol bir ulu zat idi…2015 yılında bir kez daha aşikar oldu…

    Hızla ihaleler yapıldı…İmzalar, onaylar verildi…

    Metruk bölge temizlendi…Kabri ortaya çıkartıldı. ”Kurtboğan Evliyası Şeyh Hamza”ait tabela asıldı…Çiçekler konuldu…Gönül sofrasından ziyafet çekecekler buyur edildi…

    Müzede görevli Arkeolog Muzaffer Doğanbaş ”2012 yılında kurtarma kazısı yapıldığını, türbenin orta kısmında betondan yapılmış bir mezar bulunduğunu, yaklaşık bir metre aşağıda özgün sandukaya ulaşıldığını” belirtir. Sonrasında çalışma durur. Baş kısmında yer alan taş Arapça yazılı olup üzerinde: ” ihda sittin ve semane mie” ibaresinden taşın H.861/M.1457 tarihli olduğu anlaşılmıştır. Diğer taş ise dört satırlık farsça bir kitabedir. Her ikisinin de ayak taşı olması farklı mezarlara ait olabileceğini düşündürmektedir.7 Fotoğrafını gördüğünüz bu mezar taşları, Albert L. Gabriel’in 1930 yılına ait gravür resminde görülen taşlardır.

    Yolunuz İstasyon tarafına uğrarsa, uğramazsa da siz yolunuzu uğratın, bir kaç basamakla türbeye inin, kerametini bu çağa taşımış Gönüller Sultanına hürmetlerinizi sunun, yeniden karşımızda duruş hikayesini de benden dinlemiş olarak, zahmet olmazsa bana ve bu hikayede etkili olan kişilere de dua edin.

    Sonra camiye gidip Osmanlı Devleti’nde Büyük Komutan, Devlet Adamı Atik Ali Paşa’nın kabrini, cami içinde ziyaret edin. İstanbul’daki Atik Ali Paşa Camiini ve Kurtboğan türbesini de yaptıran kişidir aynı zamanda.

    Gönül Sultanı ile Cihatların Sultanı aynı avluda yatıyorlar.

    Tek endişem yan taraftaki kafelerdeki müzik seslerinin büyükleri rahatsız etmesi…Müzik belki biraz daha yavaş çalınabilir…

    Arka tarafta, tarihi Osmanlı İstasyonu, tarihi kara tren…

    Dilimde bir ezgi:

    Kara tren gecikir belki hiç gelmez

    Dağlarda salınır da derdimi bilmez

    Dumanın savurur halimi görmez

    Gam dolar yüreğim gözyaşım dinmez.

    Yalnızlığımı koluma takıp yürüyoruz istasyondan uzaklara…Kara trenin dumanının geldiği sam yelinin estiği diyarlara…

    Kaynaklar:

    1- Abdi-zade Hüseyin Hüsameddin, Amasya
    Tarihi, C.1, s.123.

    2-Muzaffer Doğanbaş, Amasya Türbeleri, Amasya
    2018, s.67.

    3- Menakıb-ı Akşemseddin, Emir Hüseyin
    Enisi.Çev:Doç.Dr.Bilal AKTAN-Yrd.Doç.Dr.Mustafa GÜNEŞ./ H Yayınları.2015.

    4- Seyahatnamelerde Amasya, Ali Tuzcu, Amasya
    Belediyesi Kültür Yayınları, 2.baskı, s.729.

    5- Amasya Efsane, Menkabe ve Memoratları, Dr.
    Tuğrul BALABAN.T.C.Amasya Valiliği.2014.

    6- Not: Bu rüya gerçektir.Kabrinin İstasyon
    Şefi tarafından kaldırılmasına izin vermeyen Şeyh Hamza, türbesinin gerçek
    yerinin tesbiti ve kurtarma kazısının tamamlanması konusunda işlemlerin
    hızlanmasını da sağlamıştır. Hatta İstasyon arazisinde olması nedeniyle
    işlemler güçlükle tamamlanmıştır. Bu bilgi bize İstasyon Şefinin türbeyi
    kaldırmayı istediğini bir şeyin onu durdurduğunu gösteriyor. Çünkü çevresi
    mezarlık iken bugün sadece cami ve Kurtboğan türbesi bulunmaktadır.

    7- Muzaffer Doğanbaş, a.g.e, Amasya 2018,
    s.69

    Resim 1: Fikr mî kerdem ki der-dâr-ı beka

    Yâ Rab çîst hal-i ân niku

    Âmed ez gaybem nidâ kâziyâ

    Bezed çün mâ

    Anlamı:    ”Düşündüm ki öte dünyada…Hali nedir diye Allah’a sordum, gaybdan bana nida geldi ki…”

    Resim 2: Nevvere’allâhu kabrehümâ fî gurre-i Muharrem sene ihdâ ve sittîn ve semânmi’ye

    Anlamı: Allah 0 ikisinin kabrini pür-nur eylesin. (Ölüm tarihi) Muharrem ayının birinci günü  H.861/ M.1457

    Not: Bu kabir taşlarında açıklanması gereken bir husus var. Resim 2’deki taşın tarihi 861 yani Şeyh Hamza Hazretlerinin vefat tarihi. Öyleyse bu taş orjinal bir taş olabilir. O zaman şu sonuç çıkıyor kabirde iki kişi medfun. Salgın hastalık, yer darlığı gibi olağanüstü durumlarda iki kişi defnedilebiliyor.Yalnız helali olmalı yani burada yatan ikinci kişi Kurtboğan Evliyasının eşi, kızı, oğlu, anne veya babası olabilir.

                                                                                                                     16.07.2022

                                                                                                               Melek KARADENİZ

    Yazarın Diğer Yazıları
    02.01.2022 07:00
    21.01.2022 01:00
    01.02.2022 01:00
    Yorumlar

    1. Münevver AVŞİN dedi ki:
      1. Ahmet Kuşsan dedi ki:

        Melek hocamız yaptığı araştırmaları akıcı bir anlatım diliyle gönlümüze işliyor. Tebrik ederim.

    2. Sümeyya Sarı dedi ki:

      Bilgi dolu, okudukça okuma arzusu uyandıran bir yazı yazmışsınız yine tebrik ederiz efendim

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum sevgili okurum.

    3. Münevver AVŞİN dedi ki:

      Güzel yazılarınızın devamını bekliyoruz hocam

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum güzel okurum.

    4. Kübra Aslanpay dedi ki:

      Çok teşekkür ederim Melek Hanım Amasyaya birçok kez gitmişliğim var ama böylesi bir bakış ile tarihini koklayarak gezme isteği uyandırdınız bende kaleminize sağlık

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum sevgili okurum. Kalbi muhabbetlerimi sunuyorum.

    5. Cemile AYDIN dedi ki:

      Yüreğinize sağlık. Melek hanım bizi adeta okumakla kalmayıp mübarek zatı ziyarete götürdünüz.

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum Cemile hanım.

    6. Ahmet Kuşsan dedi ki:

      Melek hocamız yaptığı araştırmaları akıcı bir anlatım diliyle gönlümüze işliyor. Tebrik ederim.

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum Sayın Hocam.

    7. Asiye ateş dedi ki:

      Melek hocam bizleri aydınlattığınız için allah sizden razı olsun biz ne kadar amasyaliyiz kendimi sorgular hale geldim veya ne kadar tarihimizi biliyoruz oda muamma elinize emeğinize sağlık

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum sevgili okurum.

    8. Menekşe Bayazıt dedi ki:

      Yine alkışlanacak güzel bir yazı, kaleminize, yüreğinize sağlık

      1. Melek Karadeniz dedi ki:

        Çok teşekkür ediyorum sevgili okurum.