eğitim,öğretim,terbiye,talim,Meb,Üniversite,öğrenci,öğretmen,muallim,öğretim üyesi,maarif,aile,
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak

Yusuf Alpaslan ÖZDEMİR

Öncelikle muallim. Selçuk Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı alanında yüksek lisansa devam ediyor. Konya’da yaşıyor. Bir orta öğretim kurumunda Edebiyat Muallimi, yanı sıra çeşitli edebiyat dergilerinde yazıları yayınlanan, yerel bir gazetede düzenli olarak kültür sanat sayfaları hazırlayan bir kul, bir okur-yazar.

    Dün ve Bugün Eğitim

    Öğrendiğimiz bir bilginin pratik olarak bizim hangi işimizi göreceğini, hayatımıza nasıl bir fayda getireceğini yahut gündelik hayatımıza nasıl monte edeceğimizi bilmek daha iyi ve kalıcı bir öğrenme sağlar. Yani doğru derslerin, doğru bilginin, usulün tespiti ve uygulanması temel hareket noktamız. İşte bunun eksikliği, aklımıza getiremeyişimiz, geleceğimizin teminatı gençlerimizi ikna edemediğimiz bam teli…

    Zorunlu eğitim? Okuma işi mecburiyetten olabilir mi, ceza kesilerek istenen neticeler elde edilebilir mi?

    Tarih tekerrür ilmi, muhasebe sanatıdır. Geçmişte bu işler nasıldı acaba, dönüp bir bakmak gerekmez mi? Burun kıvrılan medreselerden bugüne uyarlanabilecek dersler çıkmaz mı? Gelin o halde medreseleri bir hatırlayalım ve medreselerden bahsedelim bugün. Son sözümüzü baştan söyleyelim ve birilerinin zannettiği gibi medreselerde sadece dini eğitim olmadığını vurgulayalım ilk tahlilde.

    Türk İslam devletlerinde medrese geleneği Karahanlılarla başlar. Ayrıca Karahanlılar burslu öğrencilik sistemini başlatmışlardır. Medreseler, Selçuklular’la zirve yapar. En kapsamlı, çok yönlü medreseleri Büyük Selçuklular açmıştır. En büyük Nizamiye Medresesi, Selçuklu veziri Nizamülmülk tarafından Bağdat‘a kurulmuştur. İlk medreselerde ağırlıklı olarak Kuran, kıyas, icma, fıkıh, kelam gibi dini dersler okutulurken, Nizamiye medreselerinde hem pozitif bilimler hem de dini bilimler birlikte okutulmuştur. Bu eğitim sisteminde Batinilik ve Şiilik arasında fikri mücadele amaçlanmıştır. Ama bazı şaşkınlar ne diyor, ilim 11. yy.da bitti, ondan sonra bir şey yapılmadı, yeni bir ses çıkmadı diyebiliyor. Neleri yok sayıyor, düşünün Allah aşkına. Haydi hepsini geçtim, 13. yy.da yaşamış Mevlâna’nın diyarında söyleniyor bu lakırdılar hem de. Heyhat!..

    Neyse biz devam edelim… Başlangıçta bütün eğitim faaliyetlerinin yapıldığı kurum olan medreseler, Tanzimat Döneminde yeni mesleki okulların açılması ile sadece din eğitimi verilen okullar haline getirildi. Tanzimat, ıskalamayın burayı lütfen…

    Teknik bilgileri burada bitirelim ve daha somut/pratik detaylara geçelim.. Medreselerde derslerin görüldüğü yer büyükçe bir oda hacminde ve genellikle kubbeliydi. Zemin hasır veya kilimle kaplıdır. Öğrenciler minderler üzerine oturur, müderris büyükçe bir rahle arkasından ders anlatırdı. Süleymaniye ve Fatih medreselerinin her birinde merkezi konumda birer dershane bulunmakta idi. Genelde her medresede bir dershane mevcuttu. Medrese avlusunda çoğunlukla bir kuyu, müstakil suyu olan medreselerde ortada bir şadırvan veya sebil yer alırdı. Bunun dışında çamaşırhane. gusülhane. abdesthane vardı.

    Medreselerde haftanın beş günü ders verilir, salı ve cuma günleri tatil olurduMolla Fenari talebenin ders kitaplarını özellikle o sırada eserleri meş­hur olan Teftazani’nin kitaplarını istinsah edebilmeleri için pazartesiyi de ekleyerek tatil günlerini üçe çıkarmıştı.

    Medresede dersler sabah ve ikindi namazı sonrası olmak üzere iki aşamada işlenirdi. Esas dersler sabah işlenirdi. Hücre denilen medrese odaları genellikle icazet alma seviyesine gelmiş kıdemli, yetenekli danişmend denilen öğrencilere verilirdi.

    Talebelerin hocalarına olan saygılarını ve verdikleri önemi tarihimizin çeşitli dönemlerinden anekdotlarda ve çeşitli tasvirlerde görmemiz mümkündür. Fatih’i hatırlayıvermemiz bile yeterli olur sanırım.

    Peki hangi dersler işlenirdi medreselerde, hangi bilgiler verilirdi? Kur’an, Sarf, Nahv (Morfoloji), Mantık, Hadis, Tefsir (Kuran yorumu), Adab-ı bahis (Tartışma adabı), Vaaz, Belagat (Güzel konuşma, retorik), Kelam, Hikmet, Fıkıh (İslam Hukuku), Faraiz (Miras hukuku), Akaid (İnanç esasları), Usul-ü fıkıh, İlm-i heyet (Astronomi), Tıb, İlm-i hesap (Matematik ve geometri).

    Mütevazi bir köşe sınırlarında bu ilim yuvalarından, medreselerden ancak bu kadar bir bilgiyle yetinmek zorundayım. Medreseler hususunda meraklı okurlarım ilk elden meselâ Dr. Murat Akgündüz hocanın Beyan Yayınlarından çıkan ‘Osmanlı Medreseleri’ni okuyabilir. Zaten okudukça başka kitaplara da kapılar ardına kadar açılacaktır.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.