Yurt ve yuvanın harap olduğu, bedenlerle birlikte ruhların da yaralanıp kırık dökük hale geldiği böyle bir dönemde söze girmek en zoru olsa gerek. Bazen hiçbir kelam meramımızı ifadeye kafi gelmiyor.
Elbette bilgi ve bilgeliği içine alan her söz, böyle zamanlarda cemiyetin yıkılan binalarının yanında yaralı gönüllerini de toparlayıp, tamir etmek gibi bir vazife görmekte.
Çünkü depremle birlikte kalemin kudreti daha derinden bir tesir oluşturmakta. Maraş Depremi ile birlikte içinde insanı, acıyı, yardımı, tedbiri, tedariki, daha bir akılla, gönülle, bilgiyle yazan; bilgelik yönü ağır basan depremle alakalı bir cemiyet sağduyusu harekete geçti. Maşeri vicdanın sesi yazılar gittikçe daha çok yazılmaya başlandı.
Deprem ve eğitim. Depremin bir kültürünün olduğunu, bu kültürün de eğitim yoluyla cemiyetimize kazandırılmasının şart olduğunu belirterek girizgâh yapalım.
6 Şubat 2023 tarihinde Türkiye’nin güneyinde 10 ili içine alan deprem felaketinin acı sonuçlarını hep beraber yaşıyoruz.
Ülkemizde adeta bir milli mücadele ruhu ile deprem yardım seferberliği başladı. Bu konuda milletimiz hiçbir tesir ve talimat beklemeden kendiliğinden harekete geçti. Yaramız büyük ve acımız derin. Gidenleri elbette geri getiremeyeceğiz. Örnek bir dayanışma ve kaynaşma, yardıma dönüşerek adeta sağanak halinde bölgeye akmakta. Deprem alanının genişliği ve yıkımın büyük oluşuna rağmen canla başla enkaz kaldırma, arama ve kurtarma çalışmalarına katılan tüm ekiplere Cenabı Allah’tan güç kuvvet ve metanet diliyoruz.
Şu an enkazda halen çıkarılmayı bekleyenler, çıkarılıp tedavi edilenler, tedavi edilecekler, ailesi depremde canını veren yetim çocuklar, yaralılar, enkaz başında ailesinin çıkarılmasını bekleyenler, soğukta geceleyenler, günlerden beri enkazda kurtarma ve yardım için çalışanlar, gönüllü yardım için seferber olan öğretmenler, imamlar, madenciler, her bir meslekten isimsiz kahramanlar hepsi de milletimizin onur mücadelesinin, onurlu isimsiz kahraman mücahitleridirler. Milletimizin meçhul askerleri ve meçhul asker anıtları vardı şimdi bir de meçhul deprem kahramanları oldu. İsimlerini değil varlıklarını aşk dolu çabalarıyla abideleştiren deprem kahramanları bunlar. Hepsi de irfanımızın ve hikmetimizin derinlerinden gelen sesle kendiliğinden harekete geçen gösterişsiz, nümayişsiz, sessiz acılı kahramanlardır.
Halen yara kanıyor. Sözümüz ve eylemimiz hiçbir kimsenin yerde, hiçbir sesin boşlukta kalmamasına yoğunlaşmalı. Kaldırıldıktan sonra da bitmeyecek çabalar. Çünkü sarsılan 13,5 milyon değil, bedenin bütün uzuvları. Daha uzun müddet moral desteğin sürdürülmesi gerekecek.
İçinden geçtiğimiz zamanlarda anı yaşamak diye ifade edilen kader anını yaşarken, tevekkül ve duayı hayatımıza işlemeli.
Eğitimle depremin üstesinden gelmek mi? Önce algılarımızı farklılaştıran iç dünyamızdaki fay kırıklarını tamiratla başlayarak elbette… Gönül dünyamızda yıkılıp viran olmuş benlik hanelerimizi, maneviyatımızla ve ahlâkımızla tamir edip besleyelim. Kardeşlik ve dayanışma duygularımızı bilgelikle ‘’ben’’ duygularının önüne geçirelim. İşte bu insan, döner cemiyeti inşa, yıkık viran yapıları da imar eder.
Selam ve duayla…
Katılıyorum. Müteahhitlik için de icazet veren, çok iyi hazırlanmış kriterleri olan, ve inşaat boyunca denetleyecek bir kurum/bölüm Olmalı