Meclis çatısı altında ağzından köpükler saçarak bağırıp çağıran, ölçüsüz el kol hareketleri yapan, ona buna saldıran, esas olarak da Cumhurbaşkanı’na boyundan büyük laflarla hakarete yeltenen bir siyasi parti başkanı var. Son konuşmasını Türkiye’de siyasetin artık alçaklıktan öte çukurluk seviyesine düşmesinin en bariz örneği olarak kayda geçti.
Türkiye Devleti’nin cumhurbaşkanına böyle edepsizce hatta hayasızca saldırı hiçbir şekilde hoş görülemez!
Bu “Minnoş”un yaptığı Türk töresine göre edepsizliktir; eğer onu ilgilendiriyorsa, İslâm adabına göre de! Hele de maneviyat ayı olan ramazanda…
Peki bu “bağyan”ın histerik hareketlerinin sebebi ne olabilir? İçinde bulunduğu yaş aralığını dikkate alarak psikolojik temellerine inmek şart!
Geçen seneki vukuatı üzerine, onun psikolojisini tahlil eden bir yazı kaleme almıştık: “Kadın lider” ve recûliyet meselesi yahud zenne mert rolü oynamaya kalkarsa!
İktidar ricâl işidir!
Bir zamanlar “kaht-ı ricâl” denirdi. Yani idareci kıtlığı, devlet adamı kıtlığı. Hatta adam kıtlığı! Rical, “recül”ün cem’idir, yani çokluk şekli. Recül ise yetişkin erkek demektir. Rical böylece yetişkin erkekler anlamı yanında, mecazen idareciler, devlet yöneticilerii demektir.
“Rical”le “iktidar” arasında doğrudan bir ilişki vardır. Erkek biyolojik olarak iktidar sahibidir, yoksa, recül olmaktan çıkar. Recül olmayan erkekler iktidarsızdır, yani erkeklikten yoksundur.
Memlekette idareci kıtlığı öyle bir noktaya gelmiş olmalı ki, bir “kadın lider” zuhur etti. Hem de en erkeksi bilinen partiden! Meğer ki o partiye bu sebeple yakışmıyormuş.
Manzara şu: Bu kadın habire reculiyetini (Türkçesi: Erkekliğini) isbata çalışıyor! İsbat sadedinde öyle şeyler yapıyor ki, kadına asla yakışmaz, erkeğe ise züldür!
Bu hafif tavırlarını, sözlerini kadınlığına verip, üzerinde durmayabilirsiniz. Fakat her şartta “ben varım, ben buradayım, iktidar sahibiyim” diye ter ter tepiniyor. Sade haykırmıyor, bunu göstermek için her türlü şaklabanlığı yapıyor.
Mert rolüne çıkan zenne!
Tiyatrolar salgından ötürü bir süre kapalı kaldı. Tiyatroya gidemeyen milletin ihtiyacını gidermek için Meclis’in bir salonunun seçilmesine ne demeli?
Böyle hafif komediler için başka sahne mi yok? Tiyatro sahnesinde birçok “erkek” zenne rolü oynamıştır. Şimdi bir zenne, mert rolü oynuyor. (Zenne farsça kadın demek, mert ise erkek).
Bizim eski usül tiyatromuz, orta oyunumuz devam etse ve rahmetli komik-i şehr İsmail Dümbüllü hayatta olsa idi, ne yapar eder onu erkek kılığına sokar, münasip bir rol verirdi. Muhtemelen Matiz veya Tuzsuz Deli Bekir olurdu. Onun oynadığı orta oyunu da tadından yenmezdi!
Böylece kadıncağız tatmine ulaşırdı.
Siyaset sahnesini tuluat sahnesine çevirmekten maksat nedir?
Gerçekten Türkiye’nin yönetiminde söz sahibi olmak mı?
Daha önce oldu da ne oldu?
Daha önce ona kadın kontenjanından “bakanlık rolü” de verildi. O zaman bir general ona hakaretamiz sözler söyleyince, hassasiyet göstermiştik. Demek ki o general bundaki cevheri sezmiş!
Siyaset sahnesinde fail olmak her babayiğitin harcı değil, meful olmaksa bu “ana yiğit”in esas rolüdür!
İnönü “yeni bir dünya kurulur” dedi, Erdoğan yeni bir dünya kuruyor!
Cumhurbaşkanımız ABD başkanı Biden’e gereken tepkiyi göstermemiş! Hatta İnönü’nün o zamanki ABD başkanı Jonson’a gösterdiği tepkiyi bile verememiş!
Ne yapmış İnönü ABD başkanının haysiyet kırıcı ifadelerine karşı? “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye bu dünyada yerini alır!” Sözden öte bir anlamı yok.
Erdoğan’ın ne dediğine değil ne yaptığına bakın: İşte o yeni bir dünya kuruyor! Gerçek cevap bu!
Bu kadıncağız güya tarihçiymiş, fakat inkılâp tarihçisi! İnkılâp tarihçisi demek, tarih bilgisinden yoksun olmak demektir. Rejim icabı uydurulanları hakikat olarak yutturmak demektir.
Ecevit’in Kıbrıs konusunda tepkisi… imiş? Ne imiş bu tepki? Eğer Ecevit’e kalsa idi, yani rahmetli Erbakan olmasa idi, Kıbrıs’da şimdi böyle sağlam bir ayağımız olamazdı. Ecevit Kıbrıs müdahalesinden ötürü batıdan defalarca özür dilemiştir. Ey dandik “tarihçi”!
Devrim tarihçiliği Lozan şakşakçılığı demektir! Mağlubiyeti millete galibiyet gibi yutturmak demektir!
Cumhurbaşkanı devlet tepkisinin nasıl gösterileceğini bu “nonoş”tan mı öğrenecek? Sertlik meselesine bu kadar önemsemesinin altında libido problemleri yatıyor olmasın!
İki tepki değil, ikiz tepki!
Asıl mesele şu: ABD başkanının ahmakça soykırım demesine karşı iki türlü tepki göstermek mümkündür: Birincisi, bu ahmaklığı uygun tepkidir. Bu bizim için kınanmakla kalmayacak, lânetlenecek bir tavırdır. Yapılan mel’unluktur! Yani asıl hedef ABD ve onun başkanıdır. Nefretin hedefi o olmalıdır.
İkincisi, onu aklayacak, haklı çıkaracak ve kabahati Türk Devleti’ne ve onun idarecilerine yıkacak tepkidir. Bu nasıl yapılır? Devlet başkanı itibarsızlaştırılarak! Nefret Biden’e değil, ona yöneltilerek!
Bu bağyanın tapkisi HDP’nin tepkisinin ikizidir. Sadece görünüşte farklıdır, mahiyeti aynıdır.
Bu tepki ABD’ye hulûs çakma tepkisidir!
Biz buradayız, bizi görün! HDP bunu ABD uydusu bir “Kürt!” devleti uğruna göstermektedir. Bunlarsa uydu bir “Türk!” devleti için.
Sözün esası şu: “Sizin düşmanınız olan bu iktidar bizim de düşmanımızdır!”
Elbirliği ile, güç birliği ile bu iktidarı yıkalım! Sizinle yanaşık düzen içinde bir yönetim oluşturalım!
Yine Türkçe bir deyim: “Alın da kaçan mı?”
Sonuna kadar size katılıyorum. Bu kadar erkek de ağzına bakıyor.